Paul Dwyer ve oğlu 18 Mart’ta Youtube hesaplarından birlikte söyledikleri Çanakkale Türküsü’nü paylaşmışlardı ve takipçileri ani bir artış göstermişti ancak Paul zaten yıllardır türkülerle iç içeydi. Hatta Anadolu’yu gezip her bir türküyü kendi topraklarında söylemişti. “Ben Türk’üm ve bunu gururla söyleyebilirim.” diyen Paul’un hikâyesini sizler için özetledik.

Paul Dwyer, 7 Kasım 1963’te Liverpool’da doğdu. Küçük yaşlarda klasik gitar eğitimine başladı ve Manchester’da Royal Northern College of Music’e devam etti. Burda Andy’yle tanıştı ve mezun olduktan sonra beraber bir müzik grubu kurdular. Çeşitli ülkelerde müzik çalışmalarına devam ettiler ve 1988’de 3 aylığına geldikleri İstanbul’dan dönmek istemediler. “Endipol” grubu olarak devam ettiler ve 90’larda Zülfi Livaneli gibi çeşitli sanatçıların yanında da çalışmalarını sürdürdüler. “Belki Yes Belki No” ve “Ya Bugün Ya Da Yarın” adlı iki albüm çıkardılar ve seslerini duyurmayı başardılar.


“Adamım bana borç ver!”, “Ya bugün ya da yarın ödeyeceğim.” sözleriyle şarkıları birçoğumuzun aklında yer etmişti aslında.

Bu sürede Paul, Çiğdem Kalburcu’yla evlendi ve Türkiye’ye yerleşti. Kendi müzik şirketini kurdu. Andy ise gidiş geliş yapmaktaydı. Paul’ün bir kızı bir de oğlu oldu. 2005’te Türkiye vatandaşı oldu. 2010’da Habertürk’te “Müzik ve Yol” isimli programı çekmeye başladılar. İskoç kökenli Paul giydi kiltini, Andy ile birlikte Türkiye’yi şehir şehir dolaşmaya başladı. Her türküyü kendi yerinde söyleme fırsatı buldu, belki de o yüzden bu kadar benimseyebildi. Bir süre sonra Andy programdan ayrıldı ve Paul devam etti. 2012’de programın adı “Müzik ve Paul” oldu.

Son zamanlarda her hafta sosyal medyada bir Anadolu türküsü yorumluyor ve arada yabancı şarkılar da söylüyordu. Oğluyla 18 Mart’ta Çanakkale için özel bir şeyler yapmak istemişler ve özel bir kayıt oluşturmuşlar. “O akşam yayınladık ve bir anda patlama oldu, hiç beklemiyorduk.” demiş Paul. Hâlen sosyal medya hesabından paylaşımlar yapmaya devam etmekte.

“Benim kızım benim gibi saçları belinde, kulağında küpesiyle eve bir adamla gelse, bizi tanıştırdığı gün nişanlanmak istese (Çünkü eşimle benim hikâyemde böyle oldu…), böyle bir şeye asla izin vermem. Kayınpederim Çiğdem’e o kadar güveniyordu ki, hiç tereddüt etmedi. O da “Bizimkiler nasıl izin verdi bana?” diye hâlâ şaşırıyor.” diyor Paul. Sanıyoruz bu sözleriyle Türkiye’ye ne kadar adapte olduğunu sorgulamaya yer bırakmıyor.  Ne diyelim, umarız her hafta samimi yorumlarını bizden eksik etmez. Yolun açık olsun Paul Dwyer!