Bir insan nasıl ayakkabılara karşı obsesif bir şekilde bağlı olabilir? Topu topu bir ayakkabı ne kadar önemli olabilir? Bazı insanlar için her şeyden çok. Şaşırtıcı ama kimileri için dünyadaki en önemli şey bir çift ayakkabı. Sneakerhead denen bu insanlar, dünyanın her yerine yayılmış durumda ve bu insanlar ayakkabı sevdaları için kendilerini zorlayacak durumlara girebiliyorlar. Peki size Türkiye’de olan sneakerheadler için bu zorluk seviyesi diğer ülkelerden biraz daha yüksek desek şaşırtır mıyız? Bence hayır. Türkiye’de yaşayan bir sneakerhead olarak, diğer ülkelerdeki sneakerheadlerin elindeki şartlar ile kendi elimizdeki şartlara baktığımda oluşan farkı sizlere anlatmak istiyorum.

Türkiye’de sneaker kültürü henüz emekleyerek gelişen yepyeni bir kültür. Özellikle son 2 senedir bu emeklemelerin hızlandığını görsek de diğer ülkelerle hala aramızda ciddi bir fark var. İlk olarak sneakerlara erişim konusunda çok kısıtlı imkanlara sahibiz. Ülkemizde sneaker üstüne kurulu SneaksUp ve Footlocker gibi ana akım sneaker mağazaları olsa da, bu mağazalardan maddi ve manevi değere sahip, sınırlı sayıda olan önemli ayakkabı modellerine erişmek pek mümkün değil.

İnternete başvurduğumuz zaman ise farklı zorluklarla karşılaşıyoruz. İnternetteki en büyük sneaker ağı olan StockX‘ten alışveriş yapmak istediğimiz zaman, dolar üzerinden resell şekilde ürün alınabildiğinden dolayı sitede sıkça bütçeleri zorlayan fiyatlarla karşılaşılıyor. Bir diğer önemli sneaker platformu olan Nike SNKRS ise ülkemize daha yeni giriş yaptığından dolayı hala %100 kullanıma açılmış durumda değil. Bundan dolayı sadece genel satışta olan ürünlere ve droplara erişebiliyoruz.

Bu yüzden iyi bir araştırma yapmadan sınırlı sayıdaki sneakerlara erişmek pek mümkün değil. Araştırma yaptığınız zaman ise önünüze çıkan kaynakların hepsi sizi 3 adet noktaya götürecek; Wunder, 1290sqm ve Shopigo. Bu mağazalar Türkiye’de Jordan başta olmak üzere önemli markaların sınırlı sayıda olan ürünlerinin geldiği üç mağaza. Ancak bu mağazalar da ülkemizde bu kültürün ve kitlenin ulaştığı kişi sayısını karşılayamıyor. Hem mağazalara gelen ürün sayısının azlığı hem de bu mağazalardan birinin gerçekleştirdiği backdoor (ayakkabıyı bir kişi için ayırmak ve sırada bekleyen kişiye vermemek) olaylarından dolayı İstanbul’da 1500 sneakerhead var ise, yeni çıkmış bir modeli sadece 30-40 kişi elde edebiliyor.

Bununla birlikte kültürün içinde olmayan ve sadece hava atmak ya da resellini yapmak için bu ayakkabıyı edinen bir güruh var. Bu güruh aslında bu kültürü kirleten ana güruh. Poser (sahte fan) ve taklitçi olmak herhangi bir kültürde gerçekleşebilecek bir durum ancak sneakerheadler kadar poserlardan nefret eden bir güruh yok. Poserlar sıralara girerek hiç bilmedikleri bir ayakkabıyı alıp onun hikayesini ve değerini bilen bir sneakerheadin almasını engelliyor. Bununla birlikte insanlara bu kültürü de yanlış lanse ediyorlar ve kültürü tanımayan insanların sneakerheadlerden soğumasını sağlıyorlar.

Biz Türk sneakerheadlerin kısaca sorunu çok. Stok ve erişim sıkıntısı, mağazalardan birinin sneakerheadlere saygısızlığı, toksik kitle ve daha fazlası… Say say bitmez. Yine de bu kültürü bu ülkede düzgün şekilde lanse eden ve gelişmesi için çabalayan kişiler asla görmezden gelinemez. Bu kültür, bu kişilerin önderliği etrafında gelişecek. Bakalım 5 sene sonra hangi seviyeye gelecek hep birlikte göreceğiz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here