Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

Türk şiirinin tarihi gelişimini incelediğimiz yazılarımızın ilk ikisinde İslamiyet öncesi dönem şiiri, Halk şiiri ve Divan şiirlerine göz atmıştık. Üçüncü yazımızda ise Tanzimat ve Servet-i Fünun şiirlerine göz atacağız.

Tanzimat Dönemi Şiiri

1834 yılında Tanzimat’ın ilanından sonra kökleri atılmaya başlanan Tanzimat Dönemi 1860-1890 yıllarını kapsar. Batılı tarzda eserlerin edebiyatımıza girdiği bu dönemde “hak, adalet, özgürlük” gibi kavramlar, şiirin ana temasını oluşturmuştur. Tanzimat şiirinin temelinde Divan şiirine tepki yatıyordu. Tanzimat şairleri, Divan şiirinin yapmacıklığına, gerçeklerden uzaklığına ve dilinin ağır olmasına karşı çıkıyordu. Bu sebeple daha gerçekçi ve konuşma diline yakınlaştırılmış bir dil amaçlandı. Aynı zamanda Tanzimat şiirinde şiir, toplumu eğitme aracı olarak görülmüş ve Tanzimat I. Dönem sanatçıları “Sanat, toplum içindir.” anlayışıyla eserler vermiştir. Bu doğrultuda da Namık Kemal, “Lisanı Osmani’nin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazatı Şamildir.” isimli makalesinde şiirin, toplumun eğitilmesinde sahip olduğu önemden söz eder.

Tanzimat şiiri, zihniyet olarak Divan şiirinden ayrılsa da biçimsel olarak bazı benzerlikler gösterir. Divan şiirindeki gibi aruz ölçüsü yine varlığını sürdürmüş, bazı nazım biçimleri de aynı şekilde kalmıştır. Tema olarak da birinci dönem bireysel konulardan sıyrılarak toplumsal konulara eğilen şiir, ikinci dönem tekrar bireysel konulara dönmüştür. Bu dönem şiirinin en önemli isimleri olarak Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa ve Abdülhak Hamit Tarhan’ı söyleyebiliriz.

“Gül ruhluların misali yoktur. 
Hurşidin o rengi âli yoktur.

Ağyar ile ülfet etmek ister
Ben ölmeden ihtimali yoktur.

Cevretme değil fedayı aşka, 
Öldürse dahi vebali yoktur.

Allah’adır istinadım ancak
Nevi beşerin kemali yoktur.”

namık kemal ile ilgili görsel sonucu
Namık Kemal

Servet-i Fünun Dönemi Şiiri

Bu dönem, Tanzimat döneminde şiire gelen yeniliklerin daha modern bir hale getirildiği dönemdir. Bu doğrultuda Fransız şiirinde sone ve terzerima alınarak Türk şiirinde uygulanır. Şiirde önemli bir modernleşme sağlanır. Bu doğrultuda romantizm ve sembolizm edebiyatımıza girmiş, parnasizm ve sembolizm etkisiyle şiire resim ve müzik de katılmıştır.

Ahenk unsuru olarak Divan ve Tanzimat şiirindeki gibi aruz ölçüsünden vazgeçilmeyen bu dönemde, kafiye göz için değil kulak içindir anlayışı hakimdir. Aynı zamanda cümlelerin anlamının bir dizede bitmeyip diğer dizeye sarkması anlayışını benimseyerek şiiri nesre yaklaştırmak istemişler ve bütün güzelliğini esas almışlardır.

Bireysel şiir zihniyetinin öne çıktığı Servet-i Fünun’da, şiirin konusu çok genişletilmiş ve hayal gücü öne çıkarılarak en ufak bir hayal bile şiirin konusu haline getirilmiştir. Tanzimat Döneminin aksine dilde sadeleşme çabası olmamış ve Arapça, Farsça ağırlıklı bir dil kullanılarak “sanat, sanat içindir” anlayışı benimsenmiştir. Tevfik Fikret, Cenab Şahabettin, Süleyman Nazif gibi isimlerin öne çıktığı bu dönemde, özellikle Tevfik Fikret yeni edebi tarzları edebiyatımıza uygulamada büyük başarı sağlar.

“İşte, der, insanoğlunun geçmiş hayatı bu.
Ve başlar bize maval okumaya.
Ninniler uydurup uyutur bizi
dedelerimizin derin boşluklar içinde, uzun,
zifiri karanlık hayatından.
Gösterir bize evvel zamanı,
tek doğru, en güzel örnek, der.
Bakarsın gelecek günlerin farkı yok geçen geceden.
Senin tarih dediğin işte budur,
alnında altı bin yıllık buruşuklar
ve bir o kadar da kuşku.
Başı geçmişe bir düşe değer,
sürünür ayağı bomboş bir geleceğe,
bir deri bir kemik,
ayakta zorla durur.”

tevfik fikret ile ilgili görsel sonucu
Tevfik Fikret

Kaynak: 1

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here