Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

Türk şiirinin tarihsel gelişimini incelediğimiz yazılarımızın ilkinde İslamiyet öncesi dönem şiirine göz atmıştık. Milattan önce başlayan ve 11. yüzyıla kadar süren bu dönemde şiirler genel olarak sözlü bir şekilde veriliyordu. Bu yazımızda da Halk şiiri ve Divan şiirine yakından bakacağız.

Halk Şiiri

Halk şiiri geleneği, yapısal özellikler ve tema olarak İslamiyet öncesi dönemle benzerlikler gösterir. Halk şiiri sanatçıları, aldıkları eğitim bakımından donanımlı kişiler değildir. Bu nedenle şiirlerinde bahsedilen konuyu doğrudan, olduğu gibi ve sade bir biçimde anlatmış, imgelere, hayali figürlere ve doğaüstü olaylara yer vermeden gerçekçi bir biçimde yazmışlardır. Halk şiiri bu yönüyle, yaşamları zorluk içinde geçen ve yoksulluk yaşayan insanları kucaklamış, onlar tarafından benimsenmiştir. Halk şiirinde konu olarak; aşk, sevgiliye özlem, kahramanlık, doğa, din gibi temalar öne çıkmıştır. Teknik olarak da İslamiyet öncesi döneme benzer yapı görülmüş ve 7, 8, 11’li hece ölçüsü kullanılmıştır. Halk şiirinin en önemli temsilcileri ise Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal, Hacı Bektaşi Veli ve Karacaoğlan olmuştur.

“Vara vara vardım ol kara taşa
Hasret ettin beni kavim kardaşa
Sebep ne gözden akan kanlı yaşa
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

Nice sultanları tahttan indirdi
Nicesinin gül benzini soldurdu
Nicelerin gelmez yola gönderdi
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

Karacoğlan der ki kondum göçülmez
Acıdır ecel şerbeti içilmez
Üç derdim var birbirinden seçilmez
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm”

karacaoğlan ile ilgili görsel sonucu
Karacağlan

Divan Şiiri

Divan edebiyatı, Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri ile ortaya çıkmış bir türdür. Hitap ettiği yüksek zümre ve bolca yabancı kelime kullanımından dolayı “saray edebiyatı” olarak da anılmaktadır. Divan edebiyatı şiir dışında türlerde eserleri içinde barındırsa da, daha çok şiir ağırlıklıdır.

Divan şiirinde bir önceki bölümde incelediğimiz halk şiirine nazaran çok yoğun bir dil ve süslü bir anlatım görürüz. Arapça ve Farsça kelimelere sıkça yer verilen bu şiirlerde edebi olarak büyük zevk ve tat almamız kaçınılmaz. Anlam ve ahenk olarak mükemmelliği yakalamış dizeleri Cumhuriyet dönemine kadar etkisini göstermiş ve halen de göstermeye devam etmektedir.

Divan şiirlerinin teknik özelliklerine değindiğimizde ise; Halk şiirinde gördüğümüz toplumsal sorunları konu edinmeyi burada göremeyiz. Şiirler edebi bir zevk vermesi amacıyla ve çoğu zaman bireysel konularda yazılmıştır. Şiirler aruz ölçüsüyle ve beyit şeklinde yazılmıştır. Üslup olarak ise söz sanatlarıyla dolu mecazlı bir söyleyiş hakimdir. Bahsedilen konudan çok bu konunun dile getiriliş biçimi önemlidir.

Divan şiirinin başlıca konusu aşktır. Benimsenen “konudan çok konunun dile getiriliş biçiminin önemsenmesi” felsefesi, aşk konusunda çok güzel şiirler verilmesinin sebeplerinden birisi olmuştur. Bu şiirlerde aşk duyulan kişi hatası olmayan, kusursuz bir kişi olarak anlatılırken şairler kendilerini aciz ve çaresiz olarak göstermiştir. Bu aşk konusu büyük ölçüde ilahi bir aşkı kapsar.

İlk örneklerini 13. yüzyılda gördüğümüz Divan şiirinde, bu ilk örnekleri veren kişi Mevlana Celaleddin Rumi olmuştur. Yine aynı yüzyılın bir diğer büyük şairi ise Hoca Dehhani idi. Divan şairleri, örnek olarak verdiğimiz iki isimde anlaşılacağı üzere çok iyi bir eğitim almış donanımlı kişilerdi. Bu dönemin diğer önemli şairleri olarak ise Baki, Fuzuli, Nef’i ve Şeyh Galib‘i örnek gösterebiliriz.

“Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı? 
Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.

Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru.
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.

Ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için…
Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.

Ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi,
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.

Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan. 
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan.
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer; 
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.

Ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi,
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize,
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.

Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle.
Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.

Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı.
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.

İsyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil.
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.”

Ä°lgili resim

Kaynaklar: 12

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here