İnsanlık tarihinin başlangıcından bu zamana kadar, insanlar bir çok obje, figür ve düşlere anlam yükleyerek birçok mit’in oluşmasına katkı sağlamışlardır. Kimilerine göre gerçek, kimilerine göre de bir yanılsama ve hayal ürünü sayılabilecek bu yaratıklar ve efsaneler günümüzde hala geçerliliğini korumaktadır.

Türk mitolojisinde de diğer efsanelerle benzerlik gösteren ama aynı zamanda tamamen özgün bir çok örnek varsayılmaktadır.

Bu örneklerin bazılarını ele alarak incelendiğinde, toplumdaki yaşayış biçimi, inanç vb. birçok şeyi de anlamak mümkün kılınabilmektedir.

Abasılar

Yakut Türkleri, korunmak için bu kötücül ruhlara kurbanlar sunarlar. Albastı, Alkarısı, Albız da denen ve yeraltında yaşayan bu yaratıkları bir tek şamanlar görebilir. İnsanları yalnızken, çaresiz ve sıkıntılı olduklarında yakalar, delirtir, yoldan çıkartır ve ruhunu kaçırırlar. Dişleri demirden, tek gözlü, tek ayaklı veya ayaksız ve kel olarak tasvir edilirler.

Arçura

Arçuri ve Arçuray da denmektedir. Çuvaş’larda şeytani orman cini. Yerleri süpüren saçları, kıllarla kaplı vücuduyla kara görünümlü bir yaratıktır. İkisi önde ikisi arkada dört kızıl gözü, üç kolu ve üç bacağı vardır. Kaşla göz arasında ak sakallı bir adam, yakışıklı bir genç, yayınbalığı, kuş, keçi gibi şekillere girebiliyor ve insanları gıdıklamak suretiyle gülmekten çatlatarak öldürdüğü söyleniyor. Kahkahalar atarak ve tokat şaklaması gibi konuşarak kurbanlarını avlıyor.

Çarşamba Karısı

Çarşamba geceleri herhangi bir işe başlamanın veya yarım bırakmanın kötücül sonuçları olarak aklımıza ilk Çarşamba Karısı gelmektedir. Çarşamba Karısı genelde tüm ev halkının gözü önünde çocukları kaçırmasıyla binilmektedir. Boş olarak gezenlere ‘’Çarşamba Karısı gibi gezme’’ diye denilmesi de buradan gelmektedir.

Hüma

Kumay veya Umay kuşu. Cennet kuşu olarak tasvir edilen Hüma, çok yükseklerden ve hiç dinlenmeksizin uçabilen, ayakları asla yere değmeyen efsanevi bir yaratıktır. Eskiden hükümdar ölünce halk bir meydanda toplanır, Hüma’nın başına konduğu ya da gölgesinin düştüğü kişiyi tahta geçirirmiş. Hüma’ya “devlet kuşu” “talih kuşu”, hükümdara da “hümayun” denmesinin işte asıl kaynağı bu.

Hıbılık

Uyuyan insanların üstüne çökerek göğsüne oturur ve nefesi kesilip ölene kadar boğazını sıkar. Hıbılık kimi basarsa, o insan yerinden kıpırdayamaz, dili tutulur Ayrıca Hıbılık’ın da başında sihirli bir börk (şapka) vardır. O şapkayı çalabilen kişinin zengin olacağına inanılır.

Hınkır Munkur

Yakaladığı insanları önce boğarak öldüren sonra da yiyen bir canavardır. İnsana benzer fakat karnında bulunan bir kesenin içinde yavrusunu taşır. En korktuğu şey üzerine işenmesi olan Hınkır Munkur’u, bununla tehdit etmeniz kaçması için yeterlidir.

Şahmeran

Maranlar, belden aşağısı yılan, üstü insan doğaüstü yaratıklardır. Yeraltında yaşayan bu akıllı ve iyicil Maranların ecesi, hiç yaşlanmayan ve ölünce ruhunun kızına geçtiğine inanılan Şahmeran’dır. Onun insanlarca öldürüldüğünü henüz bilmeyen, bu nedenle derde deva olma işine devam eden Meranların, Şahmaran’ın ölümünü duydukları an Meran Ülkesi’nden çıkıp şehirleri yerle bir edecekleri söylenir. Bu inanış en çok Cizre, Nusaybin ve Tarsus civarında yerleşiktir.

Hırtık

Üst kısmı insan, alt kısmı hayvan, bedeni tüylerle kaplı, ayakları ters kötücül cin. Fırat Nehri’nde yaşadığı kabul edilir. Ateşten korkan Hırtık, karanlıkta ortaya çıkar. Kılığına girdiği kişinin yakınlarıyla konuşarak onları akarsu kıyısına götürür ve boğar. Geceleri at çalıp, sabaha kadar onları yorar. İnanışa göre; ata tutkal sürülünce, yapışan Hırtık’ın yakasına iğne takabilen kişi onun sahibi olabilir.

 

Kaynak: 1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here