Farklılık, her insanın yaratılışının özünde var olagelmiştir. Her insan içine doğduğu çevresi sebebiyle farklı düşünce kültürüne sahip olsa da aynı zamanda yaşadığı müddetçe hayattan öğrendikleri, sahip olduğu inançlar ve gezip gördükleriyle de kendisinde herkesten farklı bir çerçeve oluşturur. BU insan olmanın gereğidir.

Birçok şeyden ilham alan ve her daim üretme çabasında olan yazarlar da yine sanatçı kimliklerinin gerisinde insan olmalarının gereği olarak birbirlerinden farklılık taşımaktadırlar. Bu farklılık gerek düşünceleri gerek filleri bakımından olabilir. Bir kitabını okuyup beğendiğimiz bir yazarın o iki kapak arasında aslında hiç düşünmediğimiz birçok özelliği olabilir. Bazılarımızın da sahip olduğu gibi yazarlarında “ilginç” diyebileceğimiz birtakım özellikleri vardır. Kimisi sunduğu eserleriyle hayatımıza güzellik katarken aslında çirkinliğinden ötürü aynalardan kaçan biri, kimisi de her gün elden ele dolaşan eserleri bir gün ona denk geldiğinde eldivensiz çıplak eliyle tutamayacak kadar titiz biri..

1. Ahmet Haşim

Ahmet Haşim eleştiri konusunda sert bir üsluba sahip idi. Özellikle de kendini eleştirirken hiç acıması yoktu ve bu konuda en çok şikayetçi olduğu şey ise kendi deyimiyle “çirkinliği” idi. Ona göre kendisi “iri ve yağlı bedeni üzerinde duran koca kafası, kısacık boynu ve yüzündeki yara iziyle bir ucubeyi andıran çirkin sesli zavallı bir adamdı.” Haşim’in kafası dostları tarafından oldukça heybetli bulunuyordu. Haşim ise kafası için bir şiir yazmış ve şiirinde kafası için “cehennemde yetişmiş bu kafa” tabirini kullanmıştır. Sırf çirkin olduğuna inandığı için gündüzleri hiç dışarı çıkmaz yalnızca geceleri dolaşırmış. Ancak bu durumdan memnun olmadığı şiirlerindeki ifadelerinden anlaşılıyor.

2. Sezai Karakoç

Bir okur için sevdiği kitabı yazarına imzalatmak güzel bir etkinliktir. Okur açısından durum böyle ancak acaba her yazar bundan hoşlanıyor mu? Bu durumun böyle olmadığını Sezai Karakoç’ta görüyoruz. Asıl adı Ahmed Sezai olan yazar kitaplarını imzalamaktan hiç hoşlanmıyor. Yazar, bir okuyucusuna imza vermeyi veya bir kitabını biri için imzalamayı sevmiyor. Söylediğine göre onun için yeterli olan okurun onu okumasıdır.

3. Hüseyin Rahmi Gürpınar

Gürpınar, mikrop korkusuna sahip idi. Ancak onun bu özelliğini ilginç kılan kısmı sahip olduğu korkunun derecesi. Mikroplardan öylesine çekiniyordu ki yazarın tam 100 tane eldiveni vardı. Onu sokakta hiçbir zaman eldivensiz görmek mümkün değildi. Sokakta asla hiçbir yeri çıplak elle tutmayan yazar bunu yapanlar için de “manasız bir cesarete” sahip olduklarını söylerdi.

4. Yahya Kemal

Yazarlar ve şairler veyahut sanat icra eden herhangi bir kimse çoğu zaman kendisini yeterli ve yetkin görmeyebilir. Çalıştığı eserinin daima daha iyi olabileceği düşüncesiyle onu insanlara sunmaktan çekinebilirler. Böylesi kimselerden biri de Yahya Kemal idi. Yazarın hiçbir kitabı kendi isteği üzerine yayımlanmadı. Yahya Kemal şiirde oldukça titiz ve mükemmeliyetçi bir tavra sahipti. Bu sebeple yazar “Açık Deniz” şiirini 15 yılda tamamlamıştır.

5. Tevfik Fikret

Eski zamanlarda “perişan şair kıyafeti” diye bir söylem vardı. Şairlerin genelde paspal ve özensiz görünüşleri bu söylemin doğmasına sebep olmuştur. Ancak o zamanlarda bu söylemi haketmeyen bir isimdi Tevfik Fikret. Çünkü yazar giyimine oldukça dikkat ederdi. Öyleki Fikret, evinde kendi tasarladığı yakası dik, omuzdan düğmeli gömlekler giyerdi. Yazar tasarladığı gömleklerinde Tolstoy’dan ilham alırdı.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here