West Coast Rap’inin önde gelen ismi, gerek müziğinin tarzı, gerekse hayatı ile adından çok fazla söz ettiren Shakur’un ölümü, aradan onca yıl geçmesine rağmen hala konuşulmakta.

7 Eylül 1996 günü, Death Row Plak Şirketi’nin kurucusu Suge Knight ve Amerikalı rap sanatçısı Tupac Shakur’u taşıyan BMW marka araç kırmızı ışıkta durur. Araçtaki ikili, Bruce Seldon ve Mike  Tyson arasındaki boks maçından çıkmıştır ve bir partiye doğru yol almaktadır. Kırmızı ışıkta durdukları sırada yanlarında beyaz bir Cadillac belirir ve Cadillac’ın içinden 14 el ateş edilir. Shakur 6 kez vurulur ve bir mermi Shakur’un akciğerinde bir delik açar. Ağır yaralanan Shakur, 6 gün sonra 25 yaşında hayata gözlerini yumar.

Ölümünden yıllar sonra bile albümleri çıkmaya devam eden, 2007 yılı itibariyle 75 milyonun üzerinde albüm satmış olan Shakur’un cinayeti hala gizemini korumakta. Shakur’un katil zanlısı belli değil fakat bu konu hakkında halen daha teoriler üretilmekte. İşte Tupac’ın katil zanlısının kim olabileceği hakkındaki bazı teoriler:

Orlando Anderson

Tyson ve Seldon arasında gerçekleşen boks maçının sonrasında rakip çeteler olan Bloods ve Crisps çeteleri arasında anlaşmazlık çıkar. Crisps üyesi Orlando Anderson, Tupac Shakur ve Suge Knight’a saldırır. Saldırının sebebi ise Suge Knight’ın sahibi olduğu Death Row Plak Şirketi’nin karıştığı bir soygunun intikamı olduğu düşünülmektedir. Bu durum Anderson’u baş şüpheli haline getirecektir. Fakat Anderson 1998 yılında bir çete kavgası sırasında öldürülünceye dek bu suçlamayı reddecektir.

Sean Combs

Teorilerden ikincisi ünlü rap sanatçısı ve prodüktör olan Sean “P-Diddy” Combs üzerine. İddiaya göre Combs, cinayeti işlemesi için Crisps üyesi Duane Keith Davis’e 1 milyon dolar ödedi. Bir röportajda ise Davis’in bir keresinde Combs’un ağzından “Suge Knight ve Tupac’ın ölmesi için her şeyimi verirdim.” cümlesini  duyduğu yer aldı.

Sean Combs hakkında bu iddayı ortaya atan Los Angeles Polis Departmanı eski polisi Greg Kading, Tupac ile kavgalı olan bir başka ünlü rap sanatçısı Notorious B.I.G’nin ölümünden de Suge Knight’ın sorumlu olduğunu öne sürdü. Knight’ın bu cinayeti Tupac’in intikamını almak için işlettiği yine Kading tarafından kayda geçirildi.

Kendisine yönelik iddialara karşılık Combs hakkındaki suçlamayı defalarca reddetmiş ve Tupac’in ölümü ile ilgisinin bulunmadığını söylemiştir.

Suge Knight

Tupac’in patronu olmasına rağmen, bazı teoriler Suge Knight’ı Tupac’in ölümünden sorumlu kişi olduğu yönünde. Peki, ama neden? Sebebi 3 milyon dolarlık bir rap sanatçısı olan Tupac’in, Knight’ın plak şirketi olan Death Row’dan ayrılmak istemesi. Tupac’in Death Row’dan ayrılma sebebi ise kendi adını markalaştırmak istemesi olarak yorumlanır.

Teorinin bir diğer sebebi ise Tupac’in ölmesi durumunda, Death Row’un Shakur’a ait yayınlanmamış materyallerinden gelir elde edebilmesi. Öyle ki Tupac öldükten sonra Death Row Plak Şirketi Tupac’ın 6 stüdyo albümünü yayınladı. Buna bazı derlemeler de dahil.

Yahudi Savunma Ligi (JDL)

FBI raporunda iddia edildiği üzere İsrail yanlısı politik ve dini örgüt olan Yahudi Savunma Ligi, Tupac Shakur’a pek çok  isimsiz ölüm tehdidinde bulundu. Ayrıca yine iddia edilene göre örgüt daha sonra Shakur’a büyük bir para karşılığı koruma teklif etti. Bu para ödenmediğinde ise örgütün Shakur’u öldürdüğü teorisi ortaya çıktı.

Öne sürülen iddialara rağmen şu ana kadar örgüt ile Shakur’un cinayeti arasında kesin bir delile rastlanmadı.

İllüminati

Tupac’in, ölümü sonrasında ilk albümü olan “The Don Killuminati: The 7 Day Theory”, 1996 yılında Death Row tarafından piyasaya sürüldü. Albümün içeriğinde Tupac’ın kendi ölümünü öngördüğü sözler mevcut. Kimilerine göre hapishane yıllarında İllüminati’nin nefretini kazandığı iddia edilen Shakur’un cinayeti İllüminati tarafından işlendi. Bu iddianın altında yatan en önemli sebep ise Shakur’un ebeveynlerinin Kara Panter örgütüne üye olması ve Shakur’un fakir haklarını savunup politik açıdan İllüminati ile ters düşmesi.

Bir diğer kesim ise albümün kapağında Tupac’in Hz. İsa gibi çarmıha gerilmiş halde resmedilmesi, Tupac’in de aynı Hz. İsa gibi bir gün geri geleceğine inanmakta. Bu teoriye inananlar Shakur’un kendi sahte ölümünü tasarladığını öne sürmektedirler.

Hiç Kimse

Shakur’un hayranlarından bazıları Shakur’un hala ölmediğine ve teyzesiyle beraber Küba’da olduğuna inanmakta. Reporterz sitesinin bir makalesinde 2016 yılının başlarında Tupac’in uzun bir zamandır saklandığı ibaresi yer aldı. Söylenenlere göre Shakur’un cansız bedeni otopsiden çok uzun süre sonra yakıldı. Ayrıca Shakur’un cenaze töreni hakkında hiçbir bilgi veya görüntü yok. Tüm bu iddialar çerçevesinde Tupac Shakur’un ölmediği ve uzun zamandır saklandığı teorisi şekillenmeye başladı.

Tupac’in yaşadığına inananların bazıları da Tupac’in Rihanna ile 2016’da fotoğraf çektirdiğini öne sürdü. Ancak daha sonra bu fotoğrafın sahte olduğu ortaya çıktı ve iddia çürütüldü.

Shakur’un yaşadığına dair tüm bu söylentilere karşılık 1996’da cinayet mahalinde bulunan ilk polis memurlarından olan Chris Carroll, Tupac’ın kesin olarak öldüğünü ve ölmediğine yönelik üretilen teorilerin gerçeği yansıtmadığını  ve bir aldatmaca olabileceğini söyledi.

Shakur’un bu gizemli cinayeti tam olarak aydınlanır mı bilinmez fakat gün geçtikçe cinayetle ilgili teoriler artacak gibi. Kim bilir, belki Shakur hala yaşıyordur ve günün birinde tekrar karşımıza çıkar ya da Shakur 1996 yılında hayata gözlerini yummuştur ve biz de bunca yıl yaptığımız gibi onu şarkılarıyla ve filmleriyle anarız.

Kaynak: 1