Her şey 2004 Şubat‘ta başladı. Danger Mouse adıyla bilinen prodüktör, Jay-Z‘nin The Black Album’ü ile The Beatles‘ın White Album‘ünü mixledi. Bu ”The Grey Album” tamamen deneyseldi ve prodüktörün kendi keyfinden başka hiçbir kaygı gütmüyordu. ”Underground” mecralarda fazlasıyla beğenilen, çalınan ve tüketilen bir ürüne dönüşmesi ise çok hızlı olmuştu.

Çok iyi girişimcilerle dolu olan ve paranın kokusunu alan MTV, bu örneği çok yakından takip etti. Bu albümün başarısını gören şirket hem popüler hem de gerçekten iyi müzik yapan iki farklı türde yer alan sanatçıyı ”mash-up” bir albümde bir araya getirme kararı aldı. Bu iki tür, rap ve rock olarak belirlendi.

MTV ilk olarak Jay-Z ile görüştü. Jay-Z bu fikri çok beğendi ve kimlerle çalışmak istediği sorusuna verdiği cevabı şu oldu: Linkin Park.

Jay-Z’nin menajeri, grupla iletişime geçti. Başarılı grup, ünlü rapper ve girişimciyle çalışmaya çok sıcak baktı ve bütün bağlantılar kuruldu.

Aşağıdaki videoda başarılı müzisyenlerin ilk buluşmalarını, tanışmalarını ve yapılan çalışmaların paylaşılmasını izleyebilirsiniz. Kendi alanlarında çığır açan bu müzisyenlerin aralarındaki kimyayı görmenizi kesinlikle tavsiye ederim.

”I like the shit. I like doing different things. I like to collaborate and create a world of art. You just bring your shit, what you do to the table and i bring what i do to the table. Uncompromised; you are not trying to be me and i am not trying to be you. This fusion… Whatever happen is happen, i love that.”

Jay-Z’nin Chester Bennington’la olan sohbetinden bir kesit

 

Bu buluşmadan 9 ay sonra bütün yaratıcılığı ve kalitesi ile birlikte iki tarafın da fazlasıyla içine sinen Collision Course yayınlandı. 6 şarkıdan oluşan EP, 21 dakika sürüyor. Bu kısa, hızlı ve benzersiz yolculuğa hemen başlayalım.

Dirt off Your Shoulder / Lying From You

Jay-Z‘nin The Black Album‘ünden Dirt Off Your Shoulder ve Linkin Park‘ın Meteora albümünden Lying From You bu tek yapımda birleşiyor.

Chester, sipariş ettiği frappuccino’nun gelmemesinden yakınıyor ve Dirt Off Your Shoulder‘ın basit ama ”catchy” beat’i giriyor. Bu beat üzerine Mike Shinoda kendi şarkılarındaki bölümüyle beraber vokallerde yerini alıyor.

İlk verse’ten sonra distorsiyona bağlı gitar sert bir şekilde şarkının duygusunu verirken, Jay-Z olaya dahil oluyor ve altyapı değişiyor. Günümüzde hip-hop endüstrisinde fazlasıyla gördüğümüz ”beat switch” burda çok sert bir şekilde yaşansa da hiçbir şekilde dinleyiciyi rahatsız etmiyor.

Jay-Z’den sonra vokallerde tekrar Mike ve sonrasında Chester‘ı görüyoruz. Adeta şarkı söylemek için dünyaya gelmiş olan yetenekli vokalist burada bütün büyüsünü ortaya koyuyor.

You (Nah, no turning back now)
I wanna be pushed aside so let me go
(Nah, no turning back now)
Let me take me back my life
I’d rather be all alone (No turning back now)
And anywhere on my own, ’cause I can see (Nah, no turning back now)
The very worst part of you
The very worst part of you, it’s me!

Big Pimpin’ / Papercut

Bu şarkının prodüktörlerinden biri bu işin gerçek zanaatkarlarından: Timbaland. İki sanatçının da en büyük hitlerinden sayılabilecek iki şarkı beklenmeyecek kadar homojen bir şekilde birleştirilmiş.

Orijinal halleri ayrı ayrı dinlendiği zaman bu iki şarkıdan bir mash-up çıkarmak fazlasıyla kötü bir fikir görünse de gerçekten çok iyi bir parça çıkarmışlar.

Papercut’un ilk verse’ü ile giriş yapılırken Mike Shinoda orijinal vokallerden tamamen uzaklaşıp hip-hop stilini kullanmış. Kısa esler verilerek söylenen bu bölümde Mike’ın geçmiş kariyerindeki rapper tarzını görebiliyoruz.

It’s like I’m paranoid lookin’ over my back
It’s like a whirlwind inside of my head
It’s like I can’t stop what I’m hearing within
It’s like the face inside is right…

Bu dizelerde sözler orijinal duygusunu kaybetse de şarkıyla bütünlüğünü kaybetmemesi açısından bu tip bir vokal ile daha iyi duyulduğunu söyleyebilirim.

Yukarıdaki chorus’tan sonra 1. verse yine Papercut şarkısından. Duyduğumuz vokal tiplemesi burada da devam ediyor ve ardından Jay-Z, şarkısının orijinalindeki ilk verse ile giriş yapıyor.

Jay-Z buradaki verse’ü ve ardından gelen chorus’u üstleniyor. Yaptığı en iyi işi yaparak adeta barların üzerinde dans ediyor ve şarkıyı bitiriyor.

Jigga What / Faint

Albümün en iyi şarkılarından biri. Jay-Z şarkıya çok dinamik bir giriş yapıyor. Jigga What’ın beat’i üzerine eklenen Faint şarkısındaki yaylılar ise muhteşem bir dokunuş olmuş. İlk verse’ten sonra Mike arayı Faint’teki harika verse ile dolduruyor.

I am, a little bit of loneliness, a little bit of disregard
Handful of complaints but I can’t help the fact
That everybody can see these scars
I am, what I want you to want, what I want you to feel
But it’s like no matter what I do, I can’t convince you
To just believe this is real
So I, let go, watching you, turn your back like you always do
Face away and pretend that I’m not
But I’ll be here cause you’re all that I’ve got

Buradan sonra elektro gitar ile beraber şarkı muazzam bir şekilde yükseliyor ve gerçek rock-metal sound’u yakalıyor. Jay-Z burada hiç yabancı olduğu bir yerdeymiş gibi hissettirmiyor ve vokalleri bu sert enstrümanlarla beraber fazlasıyla uyumlu bir şekilde ilerliyor.

Jay’den sonra Mike kendi verse’ünü daha yüksek bir perdeden tekrarlıyor ve bu seviyeye çıkan şarkıda sırasını verilebilecek en iyi kişiye, Chester’a veriyor.

Chester Bennington, brutal vokalde dünyanın gördüğü en iyi sanatçıladan biri. Sadece gırtlak hareketleri yaparak katkıda bulunmuyor. Şarkının bütünlüğünü bu şekilde asla bozmuyor. Bu yeteneklerini şarkıyı söylemek için kullanıyor. 

I can’t feel
Don’t turn your back on me
I won’t be ignored
Time won’t tell
Don’t turn your back on me
I won’t be ignored

Numb / Encore

Her şeyden önce şunu belirtmek istiyorum: bu şarkı,  “En İyi Rap İş Birliği” kategorisinde Grammy kazandı. 

Albümden yayınlanan ilk tekli Numb / Encore o kadar başarılı bir ivme yakaladı ki bütün albümün reklam yükünü de tek başına üstlenebildi.

Numb’ın muhteşem enstrümantal girişinden sonra Mike ve Jay girişi yapıyor, ardından Chester da onlara katılıyor.

(Can I get a encore, do you want more?)
Cookin’ raw with the Brooklyn boy
So for one last time I need y’all to roar
Uh, uh, uh, uh (Yeah)
Now, what the hell are you waiting for?
After me, there shall be no more
So for one last time, nigga, make some noise

Kesinlikle albümün en iyi şarkısı. Hem müzikal hem lirikal açıdan söylenecek tek bir negatif yorum yok. İki şarkıdan da seçilen bölümler birbiriyle uyuşuyor.

Izzo / In The End

Şarkının başında Mike, dinleyicileri selamlayarak başlıyor.

This is fun
Ladies and gentlemen let’s put our hands together for the astonishing
Welcome ladies and gentlemen to the 8th wonder of the world
The flow of the century.. always timeless.. HOV’!
(That’s a hustle!)
Thank you for comin out tonight
You coulda been anywhere in the world, but you’re here with us
We appreciate that

Albümün en düşük tempolu şarkılarından biri. Bunun en büyük nedeni bileşenlerden Izzo’nun altyapısı. In The End ve Izzo’nun lirikal olarak fazlasıyla uyumlu olmadığını söyleyebilirim. Buradaki enstrümantal uyum ve scratch kullanımı ise bu uyumsuzluğu kurtaracak kadar iyi.

Points of Authority / 99 Problems / One Step Closer

Bu şarkı biraz fazla karışık. Linkin Park’ın iki şarkısı ve Jay-Z‘nin bir şarkısı bütün iskeleti oluşturuyor. Jay-Z‘nin 99 Problems şarkısının ilk verse’ü, bu şarkının da ilk verse’ü. Buradaki sürpriz hamle ise bu bölümü Mike’ın söylemesi.

Halihazırda fazlasıyla duyulmuş ve Jay-Z‘nin sesiyle özdeşleşmiş bu verse’leri Mike Shinoda‘nın söylemesi başlangıçta biraz tedirgin etse de vokallerde bariz bir hata duymuyoruz. Tam aksine farklı bir lezzet yarattığını bile söyleyebilirim.

Jay, kendisinin ikinci verse’ünü One Step Closer‘ın altyapısı üzerine söylüyor. Bu şarkı çok ağır bir gitar barındırıyor ve rapper’ın sesi burada maalesef fazlasıyla arkada kalmış.

Üç parçanın iç içe yer aldığı bu şarkı, albümün en uzun şarkısı. Diğer parçalarda genellikle var olan homojen birleşimin bu şarkıda tam olarak yakalandığını söylemek ise doğru olmaz.

Bu albümdeki şarkı seçimleri kendi albümlerindeki duygu ve vokallerin orijinal halleri ile birleştirilemezdi. İki sanatçı da orta yolu bularak yaptığı için görmeye alıştığımız diğer mash-up‘lardan çok daha farklı.

Birbirlerinin kısımlarını söylemeleri ve şarkıların orijinal halindeki beatlerde ısrar edilmeyip, değiştirilmesi açısından da fazlasıyla iyi. Bu şekilde yapılmasaydı şarkıları art arda çalmaktan bir farkı olmazdı. Jay-Z‘nin şarkılarındaki beatlerle fazla oynanmadan kullanılması ise şarkılara gerçek hip-hop tadını vermiş.

Başlangıçta çok farklı amaçlar düşünülerek üretilen bu albüm iki tarafın da kendi farklarını ortaya koyması ile gerçekten başarılı bir yapıma dönüşmüş. Üzerinden çok uzun yıllar geçse de geriye dönüldüğü zaman böyle bir albümün var olduğunu bilmek çok güzel.

Müzik dinlemeyi ihmal etmeyin, görüşmek üzere…

Kaynak: 1, 2, 3, 4, 5

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here