Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
7

Soykırım öncesinde Ruanda, Güney Afrika’nın orta kesiminde bulunan, coğrafi şekilleriyle kuzeyin ve güneyin birleştiricisi olarak görülen, verimli toprakların bulunduğu bir yerdi. Denize kıyısı olmayan bu kentte nüfusun %9’unu Tutsiler %90’unu Hutular ve %1’ini Prigmeler oluştuyordu. Tutsi ve Hutular arasındaki bu ayrılık sadece sosyal sınıflardan kaynaklanıyordu. Halkın zengin kısmına Tutsi, fakir kısmına Hutu deniyordu. Bu durum halkı rahatsız etmiyordu. Hiçbir sorun olmadan kardeşçe yaşıyorlardı. 1890 yılında Brüksel Konferansı’nda idare Almanların eline verildi. Ancak idarede başarılı olamayan Almanya’nın yerini, II. Dünya Savaşı sonrasında Belçika aldı. Belçika’nın ilk politikası yönetenler ve yönetilenler ayrımını derinleştirmekti. Bundan dolayı Belçika Tutsilere ayrıcalıklar tanımaya başladı. Eğitimde, sağlıkta, yönetimde sadece Tutsiler destekleniyordu. Hutular ise köle olarak kullanılıyordu.

1932’de ayrımı daha da derinleştiren bir adım atıldı. Tutsilere ve Hutulara ayrı kimlik verildi. Küçük ve kalkık burunlu, uzun boylu zenginlere Tutsi kimliği verilirken, bu özellikleri taşımayanlara Hutu kimliği verildi.

1959 yılında feodal sistem tamamen yıkılarak krallığa son verildi ve yerine cumhuriyet ilan edildi. Cumhuriyetin ilanından sonra Belçika, yönetimde olan Tutsilerden tüm desteğini çekerek Hutulara döndü. Belçika çoğunluğu oluşturan Hutuların yanındaydı. Tutsilere tanınan tüm ayrıcalıklar geri alındı. Azınlıkta olan Tutsilerin bir kısmı Hutulardan korkarak göç ettiler. Ancak geride kalanlar için tehlike başlıyordu. 1962 yılında Tutsiler resmi olarak azınlık düşman olarak ilan edildi. Okullardan, işlerden, sağlık hizmetlerinden tamamen men edildiler.


Eğitimli Tutsiler, Ruanda Yurtseverler Birliği’ni (RYB) kurdu. RYB, 1990 yılında silahlanarak hükümete karşı savaş açtı. 2 yıl süren iç savaş sonrasında silahlı mücadeleye son verip siyasette mücadeleye karar verdiler. Ancak bu durum hükümetin hoşuna gitmedi ve aşırı milliyetçi Hutuları toplanarak İnterahamwe örgütünü kurdu. Hutular aylarca Fransız askerler tarafından militan kamplarında eğitildi. Bu sırada Belçika ve Fransa, Tutsiler için medyada propaganda yapmaya başladı. ”Kara böcek” ismini taktıkları Tutsilerin en yakın zamanda feodal sistemi tekrardan kuracaklarını ve Hutuları tekrardan köle olarak kullanacaklarını söyleyerek Hutu halkını kışkırtmaya başladı.

6 Nisan 1994 yılında Hutu olan Ruanda Devlet Başkanı’nın uçağı başkent Kigala’da düşürüldü. Ve bu işin sorumlusu olarak Tutsiler gösterildi. İnterahamwe derhal Ruanda’ya çağrıldı. Aynı zamanda Hutu milliyetçisi olan bir radyo kanalında yapılan bir anons ile katliam resmen başlatıldı. Radyo anonsunda: ” Böcekleri öldürün!” emri verilmişti. Silahlar ve palalar bedava dağıtılarak Hutular, Tutsi avına gönderildi. Tutsi kimliği taşıyan herkes öldürülmeye başlandı. Cesetler her yerdeydi. Şehir kan kokuyordu. Bunca olaya rağmen Birleşmiş Milletler sadece küçük yardımlarda bulundu. Üstelik bunu soykırım olarak kabul etmediler. Çünkü maddeye göre soykırım durumunda Birleşmiş Milletler müdahale etmek zorunda kalacaktı.

  100 gün içinde bölgede 800.000 insan katledildi. Ancak 100 günün sonunda RYB, Havalimanı’nı ele geçirmeyi başardı. Kaybettiğini anlayan Hutular doğuya kaçtı. Geride kalan suçlular ise tutuklanarak hapse atıldı. Soykırımdan sadece 300.000 kişi kurtulabildi.


Ruanda soykırımının 10.yılında ”Hotel Rwanda” adlı bir film çekildi. Filmde otelin genel müdürü olan Hutulu Paul’un saldırı sırasında Tutsilere otelini açması ve onlara yardım etmesi anlatılıyordu.

Gerçek hayatta Paul, soykırım sonrasında tutuklandı. Aşırı milliyetçi Hutu partisinin ileri gelenlerinden biri olduğu için siyasi suçlar mahkemesinde yargılandı. Ruanda’ya hiç geri dönmedi ve Belçika’da yaşadı. Bu durum ise film sonrasında Paul’un daha net bir şekilde araştırılmasına neden oldu. Filmde yardımsever olarak gösterilen Paul’un gerçek hayatta oteline sığınan Tutsilerden para aldığı, zorla çek imzalattığı ve yardım yemeklerini keserek onların aç kalmasına sebep olduğu söylendi. Ayrıca otelde önemli Tutsilerin olduğu ve Paul’un onları gizlice Hutulara anons ettiği de söylenenler arasındaydı. Filmin Ruanda’da değil Günay Afrika’da çekilmesi yine tartışma konularından biriydi. Tüm bunların yanı sıra ”Hotel Rwanda” filmi sayesinde ünlenen ve yüksek miktarda para kazanan Paul, film sonrasında savaş mağduru çocuklar için bir vakıf kurdu ve ABD’den bağış topladı. Ancak kısa zaman sonra bağışların vakıfa gitmediğini ailesi için harcadığını mahkemeye itiraf etti.
Soykırımın 10.yılında bu kadar gerçekçi yapılan tarihi filmde, Paul gibi bir karakterin neden tüm gerçekliğiyle yansıtılmadığı konusu ise bir muamma. Tabii hakkında söylenenler doğru ise.

Soykırımı anlatan film/belgesel: Shooting Dogs (2005), Sometimes in April (TV Movie 2005), Shake Hands with the Devil: The Journey of Roméo Dallaire (2004), In Rwanda We Say…The Family That Does Not Speak Dies (Documentary 2004)

KAYNAKÇA: 1, 2, 3, 4, 5, 6,

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
7

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here