Johann Wolfgang Von Goethe tarafından 1774 yılında yazılan “Genç Werther’in Acıları“, Werther’in hayali arkadaşı Wilhelm tarafına yazdığı mektuplardan oluşan bir mektup romandır.Yayımlandığı dönem Almanya’da birçok gencin ölümüne sebebiyet vermiş olan bu roman, sadece insanlarda psikolojik bir değişim yaratmamış, aynı zamanda Almanya’da birçok insan Werther’in giymiş olduğu mavi frank, sarı yelek ve çizme modasına uymuştur. Genç Werther’in Acıları’nın, Napoléon’un baş ucu kitabı olduğunu da belirtmek isteriz.

Romanın Goethe’nin gerçek yaşantısına dayandığı söylenmektedir.

Beni sevindiren, acı veren ya da ilgimi çeken her olayı bir imgeye, bir şiire dönüştürme ve böylelikle olaylarla arama mesafe koyma huyumdan ömrüm boyu vazgeçmedim. Bu nedenle de bildiğiniz yapıtlarımın tümü büyük bir itirafın parçacıklarıdır.” (Johann Wolfgang Von Goethe)

Roman, edebiyatta “Coşkunluk Akımı” (Sturm und Drang) yazarların samimiyetini göstermesi için önemli bir adım olmuştur. Johann Wolfgang Von Goethe’nin, sanatın birçok yönüyle ilgili ve başarılı tasvirlerinin olmasından dolayı Werther’i başka bir şekilde düşünmemiz imkansız.

Hiç beklemediği bir anda hiç beklemediği bir yerde hayatına giren kadın(Charlotte) ile birlikte hayatını sonlandırmak isteyecek kadar aşık olan Werther ve bu ilişki için, romanın başlarında son derece ümitliydik; ta ki Werther’in aşık olduğu kadının aslında nişanlı ve verdiği sözleri yerine getirmek için başka bir adamla evlenecek olduğunu öğrenene kadar. Werther’in, Wilhelm’a hemen hemen her mektubunda Lotte’yi anlatması ve onu saplantılı bir şekilde tasvir etmesi bizlere şunu düşündürdü; bir insana ne kadar yoğun duygular beslemiş olursan ol, o kişi için inandığın her şeyden vazgeçer misin? Werther’in, Lotte için inandığı değerlerden vazgeçmesi, işlerin çok karmaşık bir hal almasına sebep oluyor. Werther bile kendine durumu açık ve öz bir şekilde anlatamazken, biz bu baş yapıtın içinde kaybolduk.

Bir yandan sevdiği kadını kendine saklamak isterken bir yandan da ona dokunmaktan korkmak… Bu sadece Werther’in yaşadığı karşıtlıklardan bir tanesi. Werther’i yaşadığı kaostan kurtaracak olduğuna inandığı tek şeyin intihar olması son derece trajik. Kendisinin, aslında hiç var olmayan bir dünya yaratmış olmasının sonucudur bu durum. Hayaller ile gerçeği ayırt edememesi, aslında birçok insanın asla kendinde olduğunu kabul edemediği bir durum. Birçok insanın Werther’de kendini bulması da bu yüzdendir. Lotte’nin, aslında Wether’e, kendisinin Lotte’ye hissettiği duyguları hissetmediğini anlaması biraz zaman alıyor. Bu süre içerisinde elindeki her şeyi tüketip sağlıksız bir yaşam sürdürüyor. Acıyı hissetmemenin tek çaresinin sadece “hiçbir şey hissetmemek” olduğunu düşünüyor. Werther’in son zamanlarını isteksizlik ve sahiplenilmemek korkusu içinde yaşadığını Wilhelm’a yazdığı mektuplardan öğrenmiş oluyoruz. Hiçbir şeyin o zamanlarda Werther için ölümden daha iyi bir kurtuluş olmadığını sık sık dile getiriyor. Her şeyin bir sonuca bağlanması için Lotte ile son kez konuşmaya giden Werther, aslında orada Lotte’ye hiçbir zaman sahip olamadığını ve bu durumun, Lotte’nin nişanlısı Albert’e haksızlık olduğunu anlayıp sevgisini oracıkta bırakıp bulunduğu yeri terk ediyor. Şehri terk edeceğini söyleyip bir veda mektubu yazıyor Albert’e. Çıkacağı yolculuk için Albert’ten tabancasını rica ediyor. Tabancanın kendisine ulaşması ile Wether, Lotte’ye son sözlerini ve vasiyetnamesini yazıyor. Sabaha karşı hayatını kaybeden Werther, arkasında onu seven birçok kişiyi yarım bırakıyor.

Bu baş yapıtı okumamızı sağlayan Johann Wolfgang Von Goethe’ye ve dolaylı yoldan Werther’in yaratıcısı Charlotte’a teşekkür ederiz.