M.Ö. 534 yılına dayanan tiyatro, insanı insanca, insanla anlatma sanatıdır. M.Ö. 534 yılından günümüze kadar izlenilen tüm tiyatro gösterilerinde, oyuncuların muhakkak kostümleri olmaktadır. Bizler de 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü vesilesiyle tiyatroda kostüm tasarımının önemini tekrar dile getirmek istedik.

Kostümler, aksiyonun merkezi olan oyuncular tarafından giyildiklerinde görsel sahnenin en güçlü unsurları olarak kabul edilmektedir. Çağdaş tiyatroda, kostüm tasarımının oluşmasındaki hazırlayıcı süreçlerin her aşamasında yoruma katkısı olan
çalışmalar, sahne kostümlerinin estetik uyumunu etkilemektedir. Bu bilinçle, her tasarımcının yeni bir kostüm tasarımı çalışmasında bu süreçleri yürütmesi gerekmektedir. Böylece ister tarihsel oyun olsun ister çağdaş olsun, bir oyunda kendi yorumunu oluşturmasını sağlayacaktır.

Oyuncuların, operacıların ve dansçıların oyun esnasında sahnede kullandıkları giysiler, sahne sanatlarının optik kısmının önemli bir ögesini oluşturmaktadır. Sahne üzerinde rol yapan insan, günlük yaşantısının üzerinde dramatik bir anlam kazanmaktadır. Böylece sahnede kullanılan kostümler önem kazanır. Oyuncunun yalnız dışının giyinmesi yeterli olmadığı gibi oynadığı roldeki iç değişikliğini de yansıtmalıdır. Giysi yalnız bir elbise olarak düşünülmemeli, oynanan yabancı karakterin giysi dolayısıyla bedeni sarması ve oyuncunun kişiliğine büründüğü rolde ona güçlü bir yardımcı olarak eşlik etmelidir. Böylece kostüm, tiyatroda etkinin artmasına, sanat gücünün yükselmesine, rol karakterinin ortaya çıkmasına yarar sağlamaktadır.

Ünlü kostüm tasarımcısı Canan Göknil sahne kostümünü, görsel sanat sahnelerinde ya da kamera önünde bir gösteriyi sunarken giyilen giyimler ve aksesuarlar olarak tanımlıyor.

Dokuz Eylül Üniversitesi Sahne Tasarımı Ana Sanat Dalı Başkanı Prof. Dr. Selda Kulluk Yerdelen‘e göre ise, ”Kostüm genel olarak vücudu örten ve süsleyen çeşitli parçalardan oluşmaktadır. Kostümün iklim, doğa ya da mevsimsel gibi dış etkenlere bağlı olarak değişim gösterdiği söylenmektedir. Kişinin doğal çevresindeki değişimle ilişkili olduğu kadar sosyal çevresinin de kostümle ilişkisi inkâr edilemez. Biçimsel değişim insanlık tarihindeki medeniyetlerdeki sosyal değişimin tüm özelliklerini yansıtmaktadır. Kişinin o toplum içindeki sosyal düzeyini ve yaşını giydiği kostüm, saçının şekli, yaptığı makyajla anlamak mümkün olmaktadır.

Kostümler, oyunun gerçekleştiği dönemin tanımlanmasını sağlayarak şehirde, kırsal bölgede, batıda, güneyde özel bir mekânda geçip geçmediğine yönelik mevki yerleştirmesi yapmaktadır. Bunu yaparken de günün zamanını vurgular ve bununla birlikte olayın meydana gelişinin doğasını açıklar. Olayın içinde yer alan oyuncunun sosyal sınıf ve ekonomik statüsünü, mesleğini, yaşını da yerleştirir.

Oyuncunun sahne üzerinde içinde oynadığı oyunun zamanını ve zamanının stilini yansıtan, özellikle de oyuncunun canlandırdığı rolün karakterini yansıtan ve sahne üzerinde giyilen elbiselerdir. Kostümün kendi devrinin stilini yansıtırken kullanımı da oyuncunun karakter yapısını, ruh halini, düşüncelerini yansıtır. Bir oyun kişisinin oyundaki önemi ya da önemsizliği elbiseyle vurgulanmaktadır. Kişinin ve olayların oyun boyunca gelişimi de elbiseyle gösterilebilmektedir. Tiyatroda kostüm, oyuncunun gerek biyolojik gerekse psikolojik kimliğiyle, kılığına ve bedenine büründüğü rol kişisi arasında doğal bir taşıyıcı görevini üstlenmektedir.

Romantik tiyatroda kostümler, sanatsal değil doğruluk kriterleri üzerinden tasarlanmaktaydı; birlik, güzellik ve tiyatrallik, ayrıntıların orijinalliğinden daha önemsiz görülmekteydi. Kostüm, ortaya çıkan bütünün sanatsal etkisini dikkate almadan gerçekleştirilen karmaşık ayrıntıların kümeleşmesinden oluşmaktaydı. 20. yüzyıl tiyatrosunda sahne giysisi, değişik tiyatro anlayışlarına bağlı olarak gelişmeye devam etmiştir. Başka bir deyişle çağdaş sahne giysisi, dramaturjik işlevle olduğu kadar tiyatro estetiği işleviyle de yükümlü olmuş, sanat akımları doğrultusunda özel bir biçemsel plastik uygulama alanı haline gelmiştir.

Sahne giysisi, avangart tiyatroda tüm anlamını yitiren, zaman dışı olmayı amaçlayan bir nitelik kazanırken bunun tam karşısında epik tiyatroda, tarihsel-toplumsal tipik olanın vurgulanması amacıyla bir yabancılaşma etmeni olarak alınmıştır. Çağdaş maddeci ve gerçekçi tiyatroda sahne giysisi, her türlü metafizik-gizemci yanılsamadan olduğu kadar düz gerçekçi anlayıştan da uzaklaşarak tarihsel olanı ortaya çıkarmaya, yalın anlamlandırıcı ögeyi yoğunlaştırmaya, nesnelliğe ulaşacak plastik uzaklığı yaratmaya, amaca yönelik işlevsellik kurmaya ve sahneleme ile yorumlama arasında bütünlük oluşturmaya çalışır. Tüm bunlardan da anlaşılacağı gibi sahne giysisi, tiyatro tarihi boyunca drama ve tiyatro türlerine, temel ve özel tarihsel biçemlerine göre özellikler göstermiştir.

Türk Tiyatrosunda Kullanılan Bazı Kostümlerden Detaylar

Tiyatroyla, sanatla kalın. İşe gitmek gibi bir mecburiyetiniz yoksa evde kalın! 🙂

Evinizden izleyebileceğiniz tiyatro gösterilerine buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynak: 1, 2, 3, 4

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here