Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
21

14 Ağustos 1945 tarihinde fotoğrafçı Alfred Eisenstaedt, uzun yıllar boyunca ikon olarak tanımlanacak bir anı kareledi. O yıllarda II.Dünya Savaşı devam ediyordu ve halk büyük bir gerginlik içerisindeydi. Bu kadar gergin ve endişeli bir bekleyiş sonunda fotoğrafın çekildiği gün Amerika’nın Japonya’ya galip geldiği haberi Times Meydanı’nda bir anda yankılandı. Yıllardır hüküm süren savaş sonunda sona ermişti. Bu uzun süredir ölüm ve yıkım haberleri alan Amerika halkı için büyük bir sevinçti.

Eisenstaedt’in yakaladığı karede de bu sevinç anını en samimi şekilde görmek mümkündü. V-J Day(Japonya’ya Karşı Galibiyet Günü) olarak anılacak bu günde çekilen bu fotoğrafta bir denizci ve bir hemşire görünüyordu. Fotoğrafı ikonik yapan olay ise denizcinin hemşireyi tutkulu bir şekilde öpmesiydi. Pek çok insanın büyük bir sevinç yaşadığı o günde belki de bu öpücük, yaşanan sevincin ve mutluluğun en önemli simgesiydi.

Fotoğrafla ilgili diğer bir ilginç detay ise fotoğraftaki denizcinin ve hemşirenin birbirini tanımamalarıydı. Fotoğrafa bakarak bu iki kişiyi uzun süre boyunca birbirinden uzakta olan ve uzak kaldıkları yıllarda birbirine olan özlemleri sürekli artan tutkulu iki aşık sanabilirdiniz. Nitekim bu iki kişinin arasında fotoğraftaki tutkulu öpücükten başka bir bağ yoktu. Üstelik bu iki kişinin kimlikleri de uzun bir süre belirlenememişti. Dünya’nın en ikonik fotoğraflarından birinde yer alan bu denizci ve hemşirenin kim olduğu bilinmiyordu.

Yıllar sonra bu gizem çözüldü. Fotoğraftaki denizcinin isminin George Mendonsa ve hemşirenin de Greta Zimmer Friedman olduğu ortaya çıktı. Fotoğrafın çekildiği yılda Mendonsa 22 yaşındaydı. Pasifik Tiyatrosu’ndan ayrılan bir levazım subayıydı. 16 yaşında okulu bırakmıştı. Babasıyla birlikte Pearl Harbor saldırısı sonrası Rhode Adası’nda balıkçılık yapıyordu. O saldırıdan sonra tıpkı her çocuk gibi Japonya ile karşı karşıya gelmek istiyordu. Üstelik o saldırı George’un psikolojisinde büyük etkilere yol açmıştı. Fotoğrafın başrolündeki diğer kişi Friedman ise o sıralarda 21 yaşındaydı. Bir dişçide asistan olarak çalışıyordu. Savaşın bittiğine dair gelen haber sonrası ise bir anda kendini Mendonsa’nın kollarında ve daha sonra da dudaklarında bulmuştu.

O fotoğrafta Mendonsa’nın hayatında daha fazla yer tutan biri daha vardı. Üstelik bu kişi fotoğrafa daha dokunaklı bir özellik katıyordu. Uzun süredir fotoğrafın arka planında kalan ve pek çok kişinin dikkatini dahi çekmeyi başaramamış bu kişi Rita Petry’di. Petry’i önemli kılan şey ise Mendonsa’nın gelecekteki eşi olmasıydı. O zamanlarda Mendonsa’nın eşi olacağını aklına bile getirmeyen Mendonsa’nın oldukça çekici ve hoş olduğunu düşünmüştü. Fotoğrafın ikonik hale gelmesinden sonra Petry’e bunun nasıl hissettirdiği sorulduğunda ise kendisini o kadar da rahatsız etmediğini söylemişti. Ancak Petry’nin yakındığı bir şey vardı. Mendonsa onu hiç böyle öpmemişti.

Mendonsa o sıralarda Filipinler’den Amerika’ya geri gönderilmişti. Ordunun yeni bir saldırı için güç toplaması gerekiyordu. Kafası oldukça doluydu çünkü unutulmayacak şeyler yaşamıştı. Birkaç hafta önce Rhodes Adası’nda verilen bir barbekü partisinde yeni bir kızla tanışmıştı. Tanıştığı bu kız daha 20 yaşındaydı ve Mendonsa’ya göre aşık olunacak kadar güzeldi. Üstelik Queens’te ailesiyle beraber yaşıyordu. 14 Ağustos 1945 tarihinde Midtown’a giden trene binen Mendonsa ve Petry, A Bell for Adano adındaki film için Radio City Music Hall’a doğru yola çıkmışlardı.

Filmi izlemeye başlayan çift, filmin sonuna tanık olamamışlardı. Çünkü tam o sırada Amerika’yı sevince boğan haber gelmişti. Savaş bitmişti. İnsanlar sevinçle duvarları yumrukluyor ve sevinç çığlıkları atıyorlardı. Alınan haberin sevinciyle filmin gösterimi de durdurulmuş ve izleyenlere Japonya’nın teslim olduğu haberi verilmişti. Bu haberle salondaki insanlar koşa koşa kutlamaya yapmak üzere barlara akın etmişlerdi. Petry ve Mendonsa da sadece birkaç blok ötedeki Childs Bar’a gittiler. Kutlama yapmak istiyorlardı. Birkaç kadeh içki içtikten sonra Times Meydanı’na gitmeye karar verdiler.

Times Meydanı’na vardıklarında Mendonsa, hemşire kıyafetleri içinde Friedman’ı gördü. Mendonsa, daha 3 ay önce iki Japon kamikaze uçağının saldırısına tanıklık etmişti. 11 Mayıs sabahında bu iki uçak sırayla USS Bunker Hill adlı uçak gemisine çarpmışlardı. Bu çarpışma sonucu 346 denizci hayatını kaybetti. Bunlardan 43 tanesinin cesedi bulunamadı. Mendonsa, uçakların yarattığı bu felaketi canlı olarak görmüştü. Her tarafta yaralı askerler vardı. Etraf kan içindeydi. Patlamalardan sebebiyle harlanan alevler her yerdeydi. Bu kaos ortamında ise yaralılara yardım etmek için koşturan hemşireler net şekilde seçilebiliyordu.Mendonsa’nın kafasındaki bu düşünceler ve zafer sarhoşluğu bir anda ortaya çıktı ve o ikonik öpücük tarihteki yerini aldı.

Mendonsa, yıllar sonra verdiği röportajda o esnada oldukça sarhoş olduğunu ve öpücüğü hatırlamadığını söyledi. Ancak Friedman, o öpücüğü asla unutmayacaktı. Avustuya’da doğup büyüyen Friedman, 1939 yılında ailesinin yanından ayrılmış ve iki kız kardeşi ile beraber Amerika’ya gelmişlerdi. Bunu yapmalarını uzun tartışmalar sonucu aileleri istemişti. Greta Friedman ve kız kardeşleri artık mülteci konumundalardı. Savaşın bittiği gün ise Friedman, ailesinden bir haber bir şekilde etrafta dolanmaktaydı. Tek istediği ailesinin iyi olup olmadığıydı. Ancak bir anda kendisini Mendonsa’nın kollarında buldu. Kim olduğunu bile bilmediği bu adam bir anda onu öpmüş ve daha sonra onu bırakıp metroya doğru yol almıştı.

Greta Friedman ve George Mendonsa’nın bilmediği bir başka şey ise fotoğraflandıklarıydı. George Mendonsa fotoğrafı ilk Life dergisinin 1980’lerdeki sayılarından birinde gördü. Aslında Life dergisi fotoğrafı, çekildiği günün ertesinde çıkardıkları dergiye koymuştu. Ancak fotoğraf kapakta değil derginin sayfaların arasında yer alıyordu. Bu sebeple de fark edilmesi biraz zordu. Ancak 1980 yılında fotoğraf derginin editörleri tarafından fark edildi. Editörler fotoğrafı bu sefer derginin kapağına koymaya karar verdi. Editörlerin bu kararı, fotoğrafı kapağa taşıdı ve bu sayede fotoğrafta ön planda bulunan iki kişi, o esnada fotoğraflandıklarını anladı.

George Mendonsa fotoğrafı gördüğünde artık Rita Petry ile evliydi. Derginin kapağında fotoğrafı görür görmez kendisini tanıdı. Ancak fotoğrafta bulunan eşini tanımadı. Üstelik eşi, fotoğrafta kendisinin de orada olduğunu söylediğinde ona bile inanamadı. Kendisi ne öpücüğü ne öptüğü Greta Friedman’ı ne de o esnada orada bulunan ve şimdi eşi olan Rita Petry’i hatırlamıyordu. Greta Friedman da fotoğrafı gördüğünde o anı oldukça net bir şekilde hatırladı.

Life editörlerinin fotoğrafı kapağa taşımasından sonra fotoğrafın ünü git gide arttı ve fotoğraf bir ikon haline geldi. Fotoğraf, bazı kişilere göre Amerika’nın ruhunu taşıyordu ve savaştan yeni çıkmış bir ülkeyi en iyi şekilde temsil ediyordu. Ancak bazılarına göre ise fotoğraf, cinsel saldırının en çirkin tasvirlerinden biriydi ve bunda kutlanılacak bir şey yoktu. Yine de fotoğraf, Life dergisinin kapağına konulduktan sonra oldukça büyük bir üne sahip oldu. Ancak 2016 yılına gelindiğinde Greta Friedman’dan kötü bir haber geldi. Fotoğrafın başrollerinden biri artık aramızda değildi. Friedman 92 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Kaynak: 1,2

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
21

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here