Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
275

“Steven Spielberg ölüyor ve cennete gidiyor. Ancak incili kapıdan içeri girmesi engelleniyor. Çünkü Tanrı, yönetmenleri sevmiyor. Aynı anda içeriye bisikletiyle, üzerinde yırtık bakımsız eşofmanları ve jimnastik ayakkabılarıyla birisi giriyor. Spielberg: “İyi de bu Kubrick değil mi?” diye soruyor. Hayır, diyor aziz…

“Tanrı o, ama kendisini Stanley Kubrick sanıyor.”

Sinema dünyasından öyle bir isim geçti ki, “Yok artık!” tepkilerine hem nefret hem de hayranlık hisleri kendilerine yer buldu. Kimi “şımarık” dedi (2001: A Space Odyssey filmi üzerine, Pauline Kael) kimisi ise “deha”. (Michael Mann‘in sinemaya ilgi duymaya Dr. Strangelove ile başladığını belitmesi veya Steven Spielberg‘ün; “Ölmeden önceki son yıllarında biçim üzerine konuştuğumuz zaman bana hep şöyle derdi: “Biçimi değiştirmek istiyorum. Biçimi tamamen değiştiren bir film yapmak istiyorum.” Ben de ona dedim ki: “Peki, bunu zaten 2001: A Space Oddysey ile yapmadın mı?” şeklinde anlattığı anısı)

(26 Temmuz 1928-7 Mart 1999)

“Estetik kusursuzluk, mükemmeliyetçilik, sembolizm ve detaycılık” olgularının dünya sinema sözlüğündeki karşılığı Stanley Kubrick’tir. Sanıyoruz ki itiraz eden olmayacaktır. Bahsettiğimiz bu kavramların vücut bulmuş hali olan Stanley Kubrick herkes tarafından sevilip saygı duyulurken, diğer yandan “ego, ürkütücü derecede disiplin ve simetri takıntıları” ile gayet sinir bozucu bir yönetmen olarak nefretleri kazanmayı başarmıştır. Sinema dışında sevgi-nefret ikilemlerinin de en usta yönetmeni olmuştur Kubrick. Şimdi maddeler halinde yazacağımız olaylar ile bu paragrafı daha anlaşılır hale getiriyoruz, merak etmeyin 🙂

  • Okul ile arası hiçbir zaman iyi olmadı ve sinemayı kendi filmlerini yapa yapa öğrendi.
  • Yapımcılığını, yönetmenliğini, görüntü yönetmenliğini ve montajını üstlendiği Fear and Desire isimli filminden nefret etti ve kimsenin görmemesi için her yerden toplatmaya çalıştı.
  • Dr. Strangelove filmi için çalışırken, konu ile ilgili 40 tane kitap okudu.
  • Öldükten sonra evinde binlerce kutu bulundu. Kutuların içinden yaptığı her film için yaptığı çalışmalar çıktı.
  • Son filmi Eyes Wide Shut‘da kullanacağı bir sahne için, İngiltere‘nin en uzun caddelerinden birinin bütün cephelerinin çift fotoğraflarını çektirdi, çekilen fotoğrafları yan yana eklettirdi, fotoğrafların arasında gezinerek karar vermeye çalıştı ve karar veremeyip sahneyi stüdyoda çekti.
  • Yapılan veya yapılacak her işin kendince karar verilmesini isteyen Stanley Kubrick, ilk büyük ticari başarı sağladığı filmi Spartacus‘ün çekimleri sırasında Kirk Douglas ile kavga etti.
  • Aklına gelen her fikir için, saat kaç olursa olsun asistanını arayıp araştırma yapmasını istiyordu.
  • Umberto Eco’nun, Foucault’s Pendulum romanını film yapmak istiyor ama Eco’nun senaryoya katılmasına izin vermedi.
  • Stephen King’in The Shining romanını film yaptı. Sonuçta ortaya çıkan şeyin kitapla ilgisi olmadığı anlaşılınca Stephen King, Hollywood’a küstü.
  • 2001: A Space Oddysey filmi için Alex North’tan besteler aldı ama North bestelerinin filmde hiç kullanılmadığını filmin galasında fark etti.
  • A Clockwork Orange‘ın çekimleri sırasında, başrol oyuncusu Malcolm McDowell ile yakın bir arkadaşlık kurmasına rağmen film bittikten sonra onunla bir daha asla görüşmedi.
  • The Shining’i 5, Full Metal Jacket‘ı 7 senede çekti.
  • The Shining’in en meşhur sahnelerinden olan kapı kırma ve merdivenler sahnesi için 120 tekrar yaptı. Kapı sahnesinde Jack Nicholson‘a 60 tane kapı kırdırdı.
  • The Shining’ten tanıdığımız Shelley Duvall, bir daha Kubrick ile asla çalışmayacağını, çekimler sırasında saçlarının döküldüğünü söyledi.
  • En iyiye ulaşmak için çekim anında bile senaryoyu değiştirdi. Hatta İlker Canikligil hocamızdan öğrendiğimiz kadarıyla Jack Nicholson‘ın, senaryoyu bırakıp “Sahneden önce ne diyeceğimi söyle, öyle çekelim” dediğini öğreniyoruz.

Şu yazılan maddeleri sayfalarca uzatabileceğimizi tüm Stanley Kubrick hayranları biliyor. Sanırız ki “Stanley Kubrick neden en büyük yönetmendir?” ve “Stanley Kubrick neden bu kadar sevilmez?” sorularını kısa şekilde cevapladık.

Sinemanın en eşsiz yönetmenidir Kubrick. Bahsettiğimiz konular dışında, mesela ortalama her türde filmi vardı; The Shining gerilim, 2001: A Space Oddysey bilim-kurgu, Dr. Strangelove kara-komedi, Barry Lyndon tarih-savaş…

Martin Scorsese, James Cameron ve Woody Allen gibi isimlerin ilham kaynağı olarak gördüğü Kubrick, elbette unutulmayacak ve her dönem izleyicilerin beğenisini ve hayranlığını kazanacaktır. Bu denli önemli bir isim elbetteki ABD‘nin ünlü animasyon-çizgi film dizisi The Simpsons‘da da karşımıza çıkacaktı. Amerikan kültürünü, toplumunu, televizyonunu ve farklı insanlık hâllerini hicveden dizi, ilk yayımlandığı günden itibaren 25 Primetime Emmy Ödülü, 26 Annie Ödülü ve 1 Peabody Ödülü dahil olmak üzere onlarca ödül kazandı. Time dergisinin 31 Aralık 1999 tarihli sayısında The Simpsons, 20. yüzyılın en iyi televizyon dizisi olarak adlandırıldı ve 14 Ocak 2000’de Simpson Ailesi, Hollywood Bulvarı‘nda bir yıldız ile ödüllendirildi. 1989’da yayın hayatına başlayıp uzun yıllar tüm dünyadaki sevenlerine keyifli anlar yaşattı, yaşatmaya devam ediyor. Her bölümünde sayısız gönderme, sayısız hiciv bulduğumuz bu önemli dizide, yönetmen Stanley Kubrick’e duyulan saygıyı, belki de eleştirileri derlemeye çalıştık…

 

The Shining

Full Metal Jacket

2001: A Space Oddysey

Dr. Strangelove

Barry Lyndon

A Clockwork Orange

 

The Simpsons, günümüzde 29. sezonu ile yayın hayatına devam ediyor. Nice göndermelerle, nice hicivlerle durdurulamadan hem de. Malum kehanetleri hakkında da daha önceden kalplerde yer edinen The Simpsons’ta Stanley Kubrick rüzgarına bir miktar değinmiş olduk. The Simpson ve Stanley Kubrick sevenleri, Treehouse Of Horror V-Treehouse Of Horror XXV bölümlerinde ve görselde adı geçen bölümlerde çok daha fazlasını bulabilirler.

 

kaynak: 1

 

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
275

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here