2016 yılında Leonardo DiCaprio’ya ilk Oscar’ını kazandıran The Revenant filminde, tarihte yaşamış olan Hugh Glass’ın hayatı anlatıldı. Kimi eleştirmenlere göre filmin Hugh Glass’ın hikayesi ile alakası olmadığı söylendi. Onlara göre film abartılı sahnelerle şişirilmişti. Hugh Glass’ın hayatından kısaca bahsedip kararı sizin vermenizi istiyoruz.

Hugh Glass, İskoç soyundan gelen bir babanın ve İrlanda soyundan gelen bir annenin oğlu olarak 1783 yılında Pennsylvania’da doğdu. 1816 yılında ünlü korsan Jean Lafitte tarafından korsanlık yapmaya zorlandı. Korsanlıkla geçen iki yılın ardından gemiden kaçarak kurtuldu. Ancak bu kaçış onun için kurtuluş olmadı. Yerli Amerikan kabilesi olan Pawneeler tarafından 7 yıl esir edildi.

Hugh Glass,1823 yılında Rocky Mountain Fur şirketinin gazeteye verdiği ile karşılaştı. Şirketin kurucularından William Henry Ashley, Missouri Nehri boyunca yapılacak ve amacı kürk avcılığı/ticareti olan bir ekspedisyon için 100 adam aramaktaydı. Hugh Glass bu işe başvurdu ve seçildi. 1823 yılı Haziran ayı başında 100 adam görev sırasında Missouri nehri çevresinde yaşayan yerli bir kabilenin saldırısına uğradı. Pek çok kişi ölürken aralardan sadece birkaçı yaralı olarak kurtuldu. Bunlardan biri de bacağından yaralanan Hugh Glass’dı.

Durumu küçük yaralarla atlatan 15 kişilik grup hemen toparlanarak rotayı değiştirdi. Kara üzerinden devam eden yeni rota tehlikeli birçok hayvan ve daha da önemlisi saldırısına uğradıkları kabilenin üyeleriyle doluydu. Ancak ekip yola devam etmek zorundaydı. Yol sırasında yiyecek bulması için Hugh Glass görevlendirildi. Yiyecek bulma esnasında anne bir ayının saldırısına uğradı. Glass bıçağıyla onlarca kez hamle yaptıktan sonra ayıyı öldürdü ancak kendisi de ağır şekilde yaralandı. Yaşaması neredeyse mucize olan Glass, uzun süre baygın kaldı. Ekip Glass’ı bulduğunda yüzü parçalanmıştı ve birçok yerinde kırığı vardı. Ekip liderinin emriyle sedyeye konularak gidecekleri yere kadar taşınmasına karar verildi. Giderek kötüleşen yola karlı hava eşlik ediyordu. Zorlu tırmanışlar boyunca sedye taşınamaz hale geldi. Üstelik Glass, yol boyunca hiçbir iyileşme belirtisi göstermemişti. Ekip lideri bu sefer yeni bir karar vererek ekipten John Fitzgerald ve Jim Bridger’ın Glass ile kalmasını ve kendiliğinden öldüğünde gömmelerini emretti. Kaldıkları süre boyunca Glass ölmedi. Aksine  yavaşça iyileşme belirtisi göstermeye başlamıştı. Ancak ekip yerlilerin yaklaştığını düşünüyordu ve burada daha fazla beklemenin tehlikeli olacağını düşünerek Glass’ı kazılmış bir  çukurun içine koydu ve orayı hızla terketti. Kendine gelen Glass, ekip arkadaşlarının onu terkettiğini anlayınca intikam almak için yola koyuldu.

İlk olarak, Glass kazılan mezardan çıktı. Sürünerek yoluna devam etti. Vücudunun pek çok yerinde kırık ve yara olan Glass, ilkel yöntemlerle kendini tedavi ederek ekibin buluşma noktası olan Missouri’ye ulaşmak için 100 km uzaklıktaki Cheyenne Nehri’ne kadar sürünmeye başladı. Yol boyunca yabani meyvelerle ve ağaç kökleriyle açlığını giderdi ve yaralarını iyileştirdi. Nehre vardıktan sonra yapması gereken nehri geçmek ve ekibin bulunduğu Fort Kiowa’ya ulaşmaktı. Yaptığı bir sandal yardımıyla burayı da geçerek Fort Kiowa’ya ulaştı. 4,5 ay sonra istediği yere ancak ulaşabilmişti. Oraya vardığında onu ölüme terk edenlerden birisinin orduya katıldığını diğerinin ise daha 19 yaşında suçsuz bir genç olduğunu öğrendi. İntikamını hiçbir zaman alamadı. Ekibe tekrardan dahil oldu. Birçok keşfe çıktı.

Glass, 1833 ilkbaharının başlarında, Yellow Stone Nehri üstünde, yerlilerin saldırısı sonucu öldü.

Hugh Glass’ın hayatı 2015 yılında The Revenant filmi ile beyazperdeye uyarlandı. Filmin başrolü Leonardo DiCaprio En İyi Erkek Oyuncu dalında ilk Oscar’ını bu filmle kazandı. Ayrıca filmin kendisi de 12 farklı dalda Oscar’a aday gösterildi. Peki film bunca adaylığı hak etti mi? Ve tabi ki Leonardo DiCaprio ilk Oscar’ını hak etti mi? Kısaca film hakkında bir şeyler söylemek gerekirse;

  • Leonardo Di Caprio filmde bizon yeme sahnesinde vejetaryen olduğu halde gerçek bizon etini çiğ çiğ yemiş.
  • Filmde tamamen doğal ışık kullanılmış.
  • Filmin çekimleri doğa şartlarından dolayı tam dokuz ay sürmüş ve ayı saldırısı haricinde hiçbir özel efekt kullanılmadığı halde 135 milyon $ harcanmış.
  • Film gösterime girmeden önce Altın Küre’ye aday gösterilmiş.

Karar sizin.

 

KAYNAKÇA: 1,2,3,4,5

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here