Evet arkadaşlar belki de biraz uzun bir aranın ardından “The Last of Us’a Bir Aşk Mektubu Ve Detaylı Analiz” yazıma kaldığımız yerden devam ediyoruz. Eğer yazının önceki bölümlerini kaçırdıysanız bu linkten ulaşabilirsiniz.

Hikayemizde en son karakterlerimiz Pittsburgh‘daydı, Ellie, Joel’un isteklerine karşı gelip onu bulmak için yerinden ayrılmış ve Joel’un hayatını kurtarmıştı. Her ne kadar emirlerine karşı geldiği için bir anlık öfke ile patlamış olsa da kendi kapalı kabuğunun arkasından Ellie’ye teşekkür edip ona güvendiğinin bir göstergesi olarak Ellie‘ye acil durumlarda kullanması için bir silah vermişti ve oyunda bu nokta 2 karakterimizin ilişkisi için bir dönüm noktası oluşturmakta.

Artık otoyoldan çıkıp şehirden geçmenin kötü bir seçim olduğunun son derece farkında olan ikilimiz bir an önce köprüden geçerek şehirden çıkma derdindelerdir fakat serüvenlerinde beklenmedik konuklar ile yolları kesişir. Henry ve Sam.

henry-sam-wannagate

The Last of Us‘ın zorlu dünyasının içinde bulunduğumuz birkaç saatte bize öğrettiği en büyük şey, asla başka insanlara güvenemeyecek oluşunuz fakat buna rağmen ilk oynayışımızda bile bu ikilinin bizlere zarar vermeyeceğini hissedebiliyoruz. Henry’nin de söylediği gibi “Seni öldürmeye çalışıyordum, onlardan sanmıştım fakat sonra kızı gördüm… Fark etmediysen yanlarında çocuk taşımıyorlar“. Bu noktada fark ediyoruz ki Henry ve Sam ikilisi beklenmedik bir şekilde Joel ve Ellie‘ye beklenmedik bir paralel oluşturuyor.

Henry de, Joel da kendi ellerinde olmayan durumların sonucunda 2 küçük çocuğun baba figürü haline geliyorlar ve aralarındaki bağ onlara her şeyi ifade ediyor, bir noktadan sonra ise sadece o küçük çocuğu güvende tutmak için yaşıyor durumuna erişiyorlar.

Sam’in oyuncak bir robotu almaya çalıştığı mağazada ise Naughty Dog hayranlarını mutlu edebilecek birkaç detay gizli. Eğer raflara dikkat ederseniz Jak and Daxter ile Uncharted’ın kutu oyunlarını bulmak mümkün. Ama bu sahnede biraz daha ileride değineceğimiz çok daha önemli bir detay yaşanmakta.

Bu sahneyi ise Joel’un bariz bir şekilde Ellie’ye karşı olan gardını indirdiği anlardan biri olarak değerlendirebiliriz. Dünyanın sonunun gelmesinden 20 yıl sonra bile çocukların çocuk olmanın bir yolunu bulabilmesi Joel’un yüzünde saniyelik bir gülümsemeye sebep olsa da kısa bir süre sonra kendini toparlayıp tüm enerjisini Henry’ye odaklıyor.

Aslında Joel’un oldukça zeki ve planlı biri olduğunu aktaran detaylardan biri de burada yatıyor, Henry planını anlatırken Joel detayların tek bir kelimesine bile önem vermiyor. O anda dikkat ettiği tek şey Henry, karşındaki çocuğu tartarcasına sadece izleyip ölçüyor ki planının arkasında durabilecek kalibrede biri olduğunu anlayabilsin.

Henry ve Sam, ikilimizi boğulmaktan kurtardıktan sonra Joel mantıksız olsa da ilk olarak Henry’ye silahını doğrultuyor. Henry kardeşini kurtarabilmek için Joel’u geride bırakmak zorunda kalmıştı fakat Joel’da çok iyi biliyor ki aynı durumda olsaydı kendisi de Ellie için aynısını yapacaktı, burada en net görebileceğimiz şeylerden biri ise Joel’un yeri geldiğinde duygularına ne kadar da yenik düşebileceği.

Kendisinin ne kadar soğuk kanlı olabileceğini de gördük, eğer yapmak istediği şey veya yapması gereken şey Henry’yi öldürmek olsaydı zaten birkaç saniye içinde bunu gerçekleştirmiş olurdu fakat adeta Henry’nin onu sakinleştirmesini istercesine öfkesini dışa vuruyor ve aslında bir nevi Henry’nin durumu kontrol altına almasına izin veriyor. Benim için Joel’a en derinlik katan anlardan birisi de bu çünkü yaptığı şeylerin veya hareketlerin tek notalık olmadığını, arkasında her zaman daha derin ve kabuğunun altına sığınmış bir motivasyon yattığını anlayabiliyoruz.

Konsept tasarım“. Adından da anlaşılabileceği gibi, aklınızda olan bir konseptin görsel bir hale dökülebilmesi için hazırlanmış üründür. Her zaman ulaşacağınız hedefi temsil etmek zorunda değildir, daha çok amacı hedefinize ulaşırken üstüne inşa edebileceğiniz bir platform sunmaktır.

Yukarıdaki çizimde henüz The Last of Us ön yapım aşamasındayken hazırlanmış bir konsept tasarımı görüyorsunuz. Bu tasarım yapıldığında ne Joel ve Ellie’yi kim oynayacağı belirlenmişti, ne yüzleri dizayn edilmişti ne de isimleri Joel ve Ellie’ydi. Yönetmen Neil Druckmann, oyunun yansıtmasını istediği hissiyatı görsel halde yakalamak istemiş. Onca kargaşa, korku, ölüm tehlikesinin içinde sakin ve mutlu olabildiğin anlar yakalamak. Last of Us’ın dünyasında yaşayan insanların hepsi de bunun peşindeler zaten ve her ne kadar oyunda, konsept tasarımdaki sahnenin birebir aynısı bulunmasa da aynı duyguyu en iyi veren an bu olabilir. Birkaç saat önce hepsi onlarca insan öldürdü, Clicker ve Runner’lardan kaçtılar, hepsi habersiz olsa da Sam yan odada yavaş yavas virüsün etkisi altında dönüşmekte ama buna rağmen Joel’un kardeşiyle birlikte Herleyler kiralayıp Amerika turu yapışları hikayesi bu karanlık dünyada karakterlerimizi aydınlatıyor.

Sam anlam veremediğimiz bir şekilde karamsar ve sabırsız, tabii ki de kısa bir süre sonra öğreniyoruz ki kendisi ısırlmış fakat bundan habersiz olan Ellie belki de Sam’e en çok zarar veren kişi oluyor. Yakında virüsün tamamen etkisi altında olacağını bilen Sam, Ellie’ye o farkında olmadan bir şekilde sığınmaya çalışıyor, Ellie’ye virüs bulaşan insanların hala içeride bir yerlerde olup olamayacağını veya onların bir öbür dünyaya göçtüğüne inanıp inanmadığını soruyor. Anın ciddiyetinin doğal olarak farkında olmayan Ellie ise Sam’in şüphelerini doğrularcasına “Hayır farklı bir yere gittiklerine inanmıyorum. Bazen inanmak istiyorum ama sanırım hayır.” diyor.

Herkesten farklı bir durumun içinde bulunup, ölüm korkusuyla yüzleşmekteyken belki de Sam’in tek duymak istediği şey ona güven verecek cümlelerdi fakat onun yerine ölümden sonraki hayat ile ilgili şüpheleri doğrulandı ve o gece Henry de yanında uyumadığı için sabah dönüşene kadar son anlarını yalnız ve korkarak geçirdi…

Biraz fazla mı ağır oldu? O zaman gönlünüzü Ellie’nin şu yaptığı hareket ile biraz hafifletebilirsiniz. Ellie’nin, Sam’e alamadığı oyuncağı verdiğini biliyoruz fakat bir çoğunuzun farketmemiş olabileceği detay ise oyuncak mağazasındayken karakteriniz arkası dönük bir pozisyondayken oyun içinde Ellie’nin son anda oyuncağı alışını yakalayabiliyorsunuz. Çoğu kişinin gözünden kaçabilecek güzel bir detay olduğu kesin.

Bu sahnenin kendi adına konuşmasına izin versem yeridir gerçekten… Oyunculuk, müzik, diyaloglar hepsi kalp kırıcı bir bütünlük yaratıyorlar. Benim en çok hoşuma giden detaylardan birisi Henry’nin silahını Joel’a doğrultup “Bu senin hatan… Bunların hepsi senin hatan” demesi. Aslında Henry burada Joel ile konuşmuyor, kendisi ile konuşuyor kendisini suçluyor ve Sam’in virüse yakalanmasının suçunu kendinde buluyor. Daha önce de söylediğim gibi, Henry öyle bir noktada ki artık sadece Sam için yaşıyor ve artık kardeşi hayatta olmadığı için de kendisinin hayatta olması için bir sebep bulamıyor…

Peki ama bu sahnedeki dahiyane kurguyu farkettiniz mi? Henry kendini vurur vurmaz ekran siyah oluyor, birden müziğin bizi ele aldığını hissediyoruz, duygularımızı yerine oturtmamız için oyun birkaç saniye veriyor bize ve müzik kesilmeden bir sonraki sahneye geçiyoruz. Buradaki kurguyudahiyane” yapan nokta ise müziğin ölümden önce başlayıp, öldükten sonra devam edip, yeni sahnede de son kalıntılarının bitişi. Oyun birden müziği kesip sizi boşluğa düşürmüyor, adeta müzik sizi sinematik boyunca sonraki sahneye taşıyor bu şekilde aynı duyguları da hissetmeye devam ediyorsunuz ve yeni sahne başladığında hissleriniz Joel ve Ellie’ninkilere paralel oluyor. “Henry ve Sam’in ölümü o anda gerçekleşmedi, şu anda ilgilenmemiz gereken farklı şeyler var fakat kafamızın arkasında titremeye devam eden ince bir tını gibi.oyun, karakterlerin bu hissettiklerini sadece müziğin kullanımı ile harika bir şekilde size empoze ediyor.

Yazımın 4. ve son bölümünde birlikte hikayeyi bitirip, o malum sonun karakterlerimiz için neler ifade edebileceğini ve biraz da The Last of Us Part II hakkında konuşacağız. Çok yakında tekrardan sizlerleyiz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here