Günümüzde birçok insan işinde ya da toplumda bir yere gelebilmek için çok çabalar. Yönetmenliğini Billy Wilder’ın üstlendiği, The Apartment ”1994 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafından ”kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli” filmler arasına seçilerek ABD Ulusal Film Arşivi’nde muhafaza edilmesine karar verilmiştir.” Biz de bu kadar anlamlı ve değerli bir filmi incelemek istedik.

Başrollerini Jack Lemmon, Shirley MacLaine ve Fred MacMurray’nin paylaştığı film 1960 yapımıdır. Konusu ise büyük bir sigorta şirketinde çalışan C. C. Baxter’ın (Jack Lemmon) hayatıdır. Baxter, işinde yükselmek isteyen bir adamdır. Evini iş yerindeki arkadaşlarına ve üst düzey yöneticilere, kaçamakları için kullanmalarına izin verir. Bu öyle bir hal alır ki Baxter, artık evinde vakit geçiremez. Bununla beraber evi kullanan kişiler, Baxter’ın işinde yükselmesini sağlar. Buraya kadar her şeyden memnun olan Baxter, iş yerindeki asansörcü kız olan Bayan Kubelik’e (Shirley MacLaine) aşık olur. Bu yüzden işler ve ilişkiler karışmaya başlar.

Bir gün Bay Sheldrake, (Fred MacMurray) Baxter’ı ofisine çağırır ve onun hakkında iyi şeyler duyduğunu söyler. Bu yüzden terfi alır fakat ofiste zarf içinde gezdirilen, ev anahtarından haberi olduğu için, evin anahtarını ister. Bay Sheldrake’in eve götürdüğü kadın ise Bayan Kubelik çıkar. Baxter, ertesi gün Bay Sheldrake’e evde unutulan kırılmış bir aynayı verir. O da eve getirdiği kızın olduğunu söyler. Aynı aynanın Bayan Kubelik’in olduğunu görünce parçaları birleştirir.

TUTSAKLAR VE UMUTLAR

Aldatmak, bu filmde kaçamak gibi tatlı görünen bir kavrama yerini bırakmıştır. Bu yüzden insanların o evi kullanması bizi rahatsız etmiyor. Fakat Baxter’a olan baskılar çoğaldıkça ev yoğunlaşmaya başlıyor, işte o zaman bizler de daralıyoruz. Haliyle evinde vakit geçiremeyen Baxter da bu durumdan nasibini alıyor. Artık o da bir yönetici hatta Bay Sheldrake’in asistanlığına kadar yükselmiştir ama bunlar da ona yetmemeye başlıyor. Çünkü Baxter, Bayan Kubelik’e duyduğu sevgi yüzünden çaresiz bir konumdadır. Bayan Kubelik ise Bay Sheldrake’e tutsaktır. Bay Sheldrake evlidir ve bunu dağıtmak istemez. Fakat Bay Sheldrake’in eşi onun ”kaçamaklarını” öğrendiği zaman evden atar. Bu şekilde Bay Sheldrake de Bayan Kubelik’e koşabilir. Yani burada bahsettiğimiz kişilerin hepsi belirli imkansızlıklar ortamındalar ve bu durumda özgür olabilmeleri mümkün değildir. Bayan Kubelik sonunda Bay Sheldrake’e kavuşmasıyla mutlu olamıyor ve bir umut ile Baxter’a koşuyor. Mutlu olamamasının nedeni ise Baxter ile karşılıklı bir şekilde tutsak olmalarıdır. Marcel’e göre, “….her umut, kurtuluşa yönelik umuttur….” (Marcel, 1997, s.75) Buna göre sonunda Bayan Kubelik bu filmdeki karışıklığı kurtuluş umuduyla çözer.

Sonuç olarak büyük ve yozlaşmış dünyanın, bu iki insan üzerindeki etkilerinin yok olduğunu görürüz. Ayrıca tutsaklığın olduğu yerde sevgi hali umuda dönüşür, umut hali ise sevgiyi kovalar.

 

KAYNAK

Gabriel Marcel, Being and Having, (Tr. Katharine Farrer), Dacre Press, Westminster, 1997, p. 75.