MCU evreninde herhalde geçmişini en iyi bildiğimiz ve karakterler üzerinde de en büyük etkisini gördüğümüz Sonsuzluk Taşı, uzayda yolculuk etmeyi oldukça kolaylaştıran, göğün rengini taşıyan Uzay Taşı’dır. Bu taş insanların evrende yolculuk etmesini sağlasa da, kendisinin de uzun bir yolculuğu olduğunu Kaptan Marvel’ın da vizyona girmesiyle birlikte görmüş olduk. Bu içeriğimizde sizlere Uzay Taşı’nın zaman içindeki bu uzun yolculuğunu anlatmaya karar verdik. İçeriğimizde ister istemez SPOILER bulunacaktır, o yüzden özellikle Kaptan Marvel filmini izlemediyseniz bu yazımızdan şiddetle uzak durmanızı öneririz.

Kaptan Marvel her ne kadar geçmişte geçen solo bir film olsa da MCU’daki birçok düğümü çözdü. Bunlardan birisi de filmde önemli bir işleve sahip olan ve içinde Uzay Taşı’nı bulunduran, Tesseract mevzusu. Özetle, Tesseract ilk olarak Kaptan Amerika filminde karşımıza çıkmış ve oradan itibaren Avengers: Sonsuzluk Savaşı filmi ile yolculuğunu Thanos’un Sonsuzluk Eldiveni’nde yerini alarak tamamlamış altı Sonsuzluk Taşı’ndan birisidir. Bu uzun yolculuk içersinde de 1990’lara uğrayarak Carol Danvers’a da güçlerini kazandırarak onun Kaptan Marvel’a dönüşmesini sağlamıştır. Şimdi daha detaylı bir şekilde bu taşın tarihteki yerini görelim.

MCU’da Tesserract’in yani Uzay Taşı’nın bildiğimiz ilk yeri Asgard’da, Odin’in hazine odasındadır. Hatta bunu, Hugo Weaving’in canlandırdığı Red Skull karakteri de Kaptan Amerika: İlk Yenilmez filminde Uzay Taşı’nın “Odin’in hazine odasındaki bir mücevher” olduğunu söyleyerek de doğrulamıştır. Uzay Taşı’nın ilk olarak Asgard’a nasıl geldiği ve oradan da Dünya’ya yolunun nasıl düştüğü ise halen bilinmezliğini korumakta.

Tesseract Dünya’ya geldiğinde ise Kaptan Amerika: İlk Yenilmez filminde önemli bir rol üstlenmiştir. Hatta filmdeki tüm kavganın asıl sebebi olarak karşımıza çıkmıştır. Gerçi o zamanlar Tesseract’ın içinde bir Sonsuzluk Taşı’nın yer aldığı bilinmiyordu. Filmin sonunda ise Tesseract de Kaptan Amerika ile birlikte buz kütlesinin içinde hapsolmuştu. Tabii bu aralıkta, Avengers: Sonsuzluk Savaşı’nda öğrendiğimiz üzere, Red Skull’ı da uzayda yolculuk ettirerek Vormir’e göndermiş ve orada onu Ruh Taşı’nın bekçisi yapmıştır.

Daha sonra ise, Howard Stark sağ olsun, Kaptan Amerika’nın buz kütlesinden çıkarılmasıyla birlikte, Tesseract da SHIELD’ın bünyesine geçmiştir ve 1990’lara kadar yani Carol Danvers’a kadar burada kalmıştır. Şimdi gelelim Tesseract ve Carol Danvers’ın ilişkisine.

Kaptan Marvel filminde önemli bir rol oynayan ve Pegasus Projesi olarak bilinen, Tesseract’i ve içindeki gücü analiz edip incelemek amacı taşıyan tesisi ilk Avengers filminden de hatırlarsınız, hani şu Erik Selvig’in de görev yaptığı ve Loki’nin çökerttiği tesis… İşte bu tesis Kree’lerin ilgisini büyük ölçüde çekmiş. Kaptan Marvel filminde gördüğümüz üzere, Tesseract aslında Kree’li bir bilim insanı olan Mar-Vell tarafından ışık hızında hareket edebilecek bir motor yaratmak amacıyla incelenmiş ve Carol Danvers da bu makineyi havaya uçurduğunda Tesseract’in güçlerini absorbe ederek Kaptan Marvel’a dönüşmüştür.

Kaptan Marvel’ın sevimli Flerken kedisi Goose ise bu Uzay Taşı’nı yutmuş ve böylece bir anda Nick Fury’nin masasının önünde belirivermiştir (Anlaşılan Goose’un midesinde boyutsal bir kapı var). Böylece Kaptan Marvel’ın olayları sonucunda SHIELD bir kez daha Tesseract’e sahip olmuştur. Neticede de tekrardan Tesseract üzerinde çalışmaya başlamışlardır. Bunu da ilk Avengers filminde görmüştük zaten. Bahsettiğimiz bu filmde ise Tesseract, Loki tarafından çalınmış ve Chitauri ordusunu Dünya’ya getirtmek için kullanılmıştır. Filmin sonunda ise Avengers ekibi tarafından yenilen Loki, Thor tarafından yakalanmış ve bu ikili Tesseract’i kullanarak Asgard’a geri dönmüşlerdir.

Bu saatten sonra ise Thor: Ragnarok filminde gördüğümüz üzere, Tesseract yine Odin’in hazine odasındaki yerini geri almıştır. Ta ki filmin sonunda, Asgard yok olana ve Loki arzularına yeniden yenik düşüp, Tesseract’i çalana dek. Bu saatten sonra ise Avengers: Sonsuzluk Savaşı filmine kadar, Tesseract Loki’nin himayesinde kalmış ve bu filmin neticesinde, Uzay Taşı Thanos tarafından ele geçirilmiştir. 

Thanos’un evrenin yarısını yok edişi ile birlikte her ne kadar Sonsuzluk Eldiveni mahvolmuşsa da Sonsuzluk Taşları’na zarar geldiğini düşünmek pek de olası değil. Özellikle kahramanlarımızın yarısından fazlası toza dönüşmüşken. Dolayısıyla Uzay Taşı’nın filmdeki yolculuğunun bittiğini zannetmiyoruz. Büyük ihtimalle Avengers: Son Oyun’da kendisini tekrar önemli bir rolde göreceğiz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here