Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
247

Netflix‘in tüm dünyada büyük yankı uyandıran dizisi 13 Reasons Why‘ın ikinci sezonuyla tartışmaların fitilini yeniden ateşlediği şu günlerde üzerinde konuşulması gereken çok önemli bir konu var: Tecavüz kültürü. Sosyolojik bir konsept olarak bu terim ilk olarak 1970 Amerika’sında ikinci dalga feministler tarafından ortaya atılmış ve “kurbanı suçlama”, “cinsel objeleştirme”, “tecavüzü önemsizleştirme” gibi kavramlarla zaman içinde genişletilmiş. En dar anlamda tecavüz kültürü, tecavüz ve cinsel şiddetin yaygın olduğu ve cinsel şiddetin toplum ve medya tarafından normalleştirildiği bir toplum düzenini tanımlamakta. Ancak bu noktada mutlak yapılması gereken “tecavüz kültürü”nü bir tanım statüsünden çıkartıp gerçekliğin ta kendisi olduğunu göstermek. Sorulması gereken çok önemli sorular var: Tecavüz kültürü nedir, sınırları nelerdir, neye benzer ve ne hissettirir?

Tecavüz kültürü tecavüzü bir “iltifat” olarak tanımlar. Tecavüz onu için “sağlıklı” bir erkeğin “güzel” bir kadına karşı hissettiği karşı konulmaz duyguların kaçınılmaz sonucudur.

Tecavüz kültürü diziler ve filmlerde şiddeti cinsellikle doğrudan ilişkilendirip romantize eder. Bir başka açıdan ise tecavüz kültürü alt kültürlerde bir silah, bir savaş aracı ve bir baskı unsuru olarak kullanılır. Daha yaygın ve “kabul edilebilir” olarak görülen formlarda da karşılar bizi: İkili ilişkilerde baskınlık belirtmek için kadını aşağılayan tanımlar kullanmak konusunda cesaretlendirir.

Tecavüz kültürü, birçok kadının hayatları boyunca en iyi ihtimalle birden fazla maruz kaldığı sözel, fiziksel ve cinsel şiddet hakkında sessiz kalmaları ve kadınları günlük yaşamlarında kısıtlı davranmaları konusunda baskılar. Kadınları ne giydikleri, nasıl giydikleri, nerede yürüdükleri, ne zaman yürüdükleri, nasıl ve kiminle yürüdükleri, ne yaptıkları ve nasıl yaptıkları, göz kontağı kurup kurmadıkları, geceleri varlıklarını sürdürüp sürdüremeyecekleri, bulundukları ortamın tanıdık olup olmadığı, “dikkatli” olup olmadıkları konusunda sorgulamaktan asla geri durmaz. Ve son tahlilde tüm bu sorgulamalarının ardından başına gelenin “senin suçun” olduğuna karar verir.

Tecavüz kültürü, kurbanı suçlar. Kurbanın yaşının küçük ve büyük olması fark etmez. Karşısına gelen bir çocuk tecavüzü olsa bile kurban sorumlu konumuna çekilir. Ve tüm zamanını kurbanı en iyi ve manipule edici yolla suçlamak üzerine harcar. Hepsinin de ötesinde “tecavüz” terimini kullanmaktan özenle kaçınır ve bunun yerine daha “az tepkisel” terimler kullanmakta ısrar eder.

Tecavüz kültürü kurbanları “tecavüzden korunmaları” korusunda görevlendirir. Onlara tek çözüm olarak bir başka şiddet aracı kullanarak kendi kendilerini korumayı sunar. Onlara sağduyulu olmaları, sorumlu olmaları, riskler konusunda uyanık olmaları, riskli bölgelerden uzak durmaları ve “o şekilde” giyinmemeleri konusunda öğütler verir. Tüm bu geniş çaplı savaş planında yer vermediği tek bir şey vardır: Tecavüzü engellemek adına tecavüzcülere karşı herhangi bir yaptırım.

Tecavüz kültürü daima tecavüzün toplumsal değil bireysel bir problem olduğu konusunda ısrar eder. Tecavüzcüyü ve tecavüze uğrayanı olabilecek en dar çerçevede tanımlar. Kurbanı zayıf, akılsız, karşı koymayan ve ahlak yoksunu olarak sıfatlandırmayı standardize eder. Seks işçilerinin ve eşlerin başına gelen tecavüzü tanım dışı tutar. Tüm bunlardan daha acı olanı ise tecavüz kültürünün aslında seni koruması gereken aileleri, öğretmenleri, doktorları, politikacıları, polisleri de içermesidir.

Tecavüz kültürü tecavüzcüleri sınıflandırır. “Normal” tecavüzcüleri “erkeklerinin gereği” olarak “güzeller”i hedef olarak seçenler, “hasta ruhlu” tecavüzcüleri ise çocukları, yaşlı kadınları, engellileri ve benzeri dezavantajlı grupları hedefleyenler olarak ayrıştırır. Bunun karşısında ise tecavüze uğrayan kadınlardan tek tip tepki bekler. Ve tecavüze uğrayanları şikâyet etmekten alıkoymak için elinden gelen her türlü toplumsal veya bürokratik engeli çıkarmaktan geri durmaz.

Tecavüz kültürü kadını objeleştirir ve vücudunu toplumun eline teslim eder. Evde ya da sokakta konumunu keskin sınırlarla çizer. Özellikle halka açık yerlerde uygulanan penetrasyon kapsamına girmeyen her türlü şiddeti de tamamen yok sayar. Dar kapsamda tecavüz geniş kapsamda ise her türlü kadına yönelik şiddeti dilsel olarak da değersizleştirir ve gerekirse onu bir şaka unsuru halinde yaygınlaştırır.

Son tahlilde tecavüz kültürü, bu yazıda yapıldığı gibi tüm kirli ayrıntılarıyla tanımlandığı anda atağa geçer ve kendisini tanımlayan her kimse onu “aşırı tepkisel”, “fazlasıyla alıngan” veya “gereksiz yere hassas” olarak tanımlar. Öylesine kapsayıcı ve öylesine sistematiktir ki, tüm toplumun zihnini kendi normlarıyla yoğurur ve olan bitene sessiz kalmaları konusunda onları kolayca ikna eder.

Tecavüz kültürü derinliği tahmin bile edilemeyecek derecede genişlemiş buzdağıdır. Görülmeyi, analiz edilmeyi ve el birliğiyle parçalarına ayrılmayı hak eden korkunç bir gerçek.

Kaynak: 1 , 2

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
247

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here