Tüm ihtişamıyla Antik Yunan devri; destanlarıyla, şiirleriyle, tiyatrolarıyla, heykelleriyle hepimizi büyüleyen ve tarihsel olarak da pek çok kereler zirvede tutulan, çok kereler taklit edilmeye çalışılan bir sanat dönemi aynı zamanda. Gerçekten de sanatın her dalında ustaca verilmiş eserlerle bezeli bir kültürel miras bu dönem hepimiz için. O dönemi yaşayanlar için de durum bu şekilde olacak ki, Antik Yunan mitolojisinde belli başlı sanat dalları ile hususi olarak ilişkilendirilen tam dokuz tane tanrıça bulunuyor. Tanrı Zeus ile Titan Mnemosyne’in dokuz gece beraber oluşunun ardından doğan bu tanrıçalara Müz (Muse, Musa) deniyor. Sanatın ilham perileri olarak da adlandırabileceğimiz ve uzun yıllar estetiğin zirvesi olarak bilinecek bu Müzlerden bir tanesi de, tarih ve hafıza gibi konseptler ile ilişkilendirilen Kleio (Clio).

Dokuz Müz, Tanrı Apollo ile birlikte

Kardeşleri şiirin, tiyatronun ve müziğin çeşitli dalları ile ilgilenirken Kleio’nun bir Müz olarak uzmanlık alanı tarih olmuş. Her şeyden önce günümüzde bir bilim olarak kabul gören tarihin, Müzler’in ilgilendiği sanatlar listesine nasıl ve neden girdiği sorusu ön plana çıkabilir. Bu noktada da günümüzdeki tarih algısı ile o zamanın algısı arasındaki farklılıkları görmek mümkün aslında. Kleio’nun ismi Yunanca kleo kökünden gelmekte, o da aşağı yukarı ‘ünlendirmek, şöhret kazandırmak’ manasına gelen bir kelime. Bu isimlendirme aslında bir noktada bizlere tarihin o dönem içerisindeki algısını da bir miktar anlatıyor gibi; olağanüstü olaylar ile ünlenen kimselerin öyküleri. Bir anlamda hafızanın aktarımı yolunda hikaye anlatıcılığından bahsediyoruz Antik Yunan dönemindeki tarihçilikten bahsederken, haliyle Kleio’nun isim kökeniyle birlikte tarihin bu sanatlar listesinde niçin yer aldığını da görmüş oluyoruz. Aynı zamanda ‘anma’ anlamına gelen ismi ile annesi Mnemosyne’i en çok anımsatan Müz’ün de Kleio olduğunu varsaymak herhalde yanlış olmaz.

Müzlerin anne ve babası; Zeus ile Mnemosyne
Parşömeni ile resmedilen Kleio

Aslında bireysel manada Kleio’yu anlatan çok fazla hikaye bulunmamakta. Misalen Afrodit’in bir aşkına dair yaptığı eleştiri sonucu bir ölümlü olan Pella Kralı’na aşık olmak üzere lanetlenişi ve bu lanetin ardından da söz konusu kraldan bir çocuğu oluşu Kleio’ya dair en bilinen hikayedir. Ancak her ne kadar Antik Yunan’ın alışık olduğumuz o uçarı ve çılgın hikayelerinden –aslında Müz’ü olduğu konsept düşünüldüğünde biraz da ironik olarak- yoksun olsa da; Kleio yine de bize gösteriliş şekliyle de oldukça dikkat çeken bir Müz. Her şeyden önemlisi, onu diğer Müzler ile bir arada gösteren resim ve heykellerde Kleio’yu diğerlerinden ayırt eden özelliği (ki her Müz’ün böyle bir objesi bulunmakta) bir adet parşömen tomarını tutuyor oluşu.

Kitabı ile resmedilen Kleio

Bunu neredeyse her Kleio tasvirinde görmek mümkün, tabii ilerleyen yüzyıllarda yani daha ‘modern’ tasvirlerinde parşömenin yerini ciltlenmiş bir kitabın aldığını da görmek mümkün. Kimi tasvirlerinde ise elinde bir lir ile görüldüğü için, bazen Kleio’yu lir enstrümanının Müz’ü olarak da anıldığını görüyoruz. Ancak isim kökeni ile parşömenin yoğunluğu doğrultusunda onun tarihçiliğin ve hafızanın Müz’ü olarak kabul etmek çok daha olası bir senaryo.

Tarihin ilham perisi Kleio

Her ne kadar günümüz tarihçiliğinde Kleio’nun fısıldayacağı ilhama bel bağlanmaktan çok öteye gidilmişse de; yine de geçmişi irdelerken, yine geçmişten gelen bir sembol, bir figür ile anılıyor olmak tarih bilimi açısından oldukça hoş bir dokunuş olarak karşımıza çıkıyor.

Kaynak: 123

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here