Bu yazımızda sizlerle birlikte İspanya’nın Akdeniz kıyısındaki en önemli limanı ve ticaret merkezi olan Barselona şehrine doğru bir yolculuk yapmaktayız. Bu yolculukta anlatacağımız yer ise iç avluları ve bahçeleri ziyarete açık olan ve Sagrada Familia’ya yakın konumda yer alıp, UNESCO dünya mirası korumasındaki Hospital de la Santa Creu i de Sant Pau ya da kısaltılmış şekliyle Hospital Sant Pau’dan başkası değildir.

Hospital de la Santa Creu i de Sant Pau, Barselona’nın önemli tarihi yapılarından bir tanesidir. Döneminin yenilikçi mimarlarından biri olan Domenech i Montaner tarafından inşa edilmiş. Bu alışılmışın dışında olan hastane tesisi Avrupa’nın en iyi modernizm tesislerinden birini oluşturmaktadır.

Izgara biçimine sahip, simetrik dokusuyla tezatlık oluşturan bina, semtin sokaklarına 45 derecelik açıyla gelen iki cadde etrafında planlanmıştı. 1905’te Montaner tarafından başlanan projeyi 1930 yılında mimarın oğlu Pere Domenech i Roura tamamlamıştır. Yani Avrupa’nın bu devasa hastanesinin yapımı da hiç kolay olmamıştır.

Dev koğuşlardan hoşlanmayan ve hastaların açık havada ağaçlar arasında doğaya teslim bir şekilde daha kolay iyileşeceğine inanan Montaner’in eseri büyük bahçelerin içindeki Mudejar tarzı adı verilmekte olan 26 binadan oluşmaktadır. Ancak bu 26 binanın birbirine geçişleri bile yer altından inşa edilmiş, dışarıdaki açık arazinin zarar görmesi engellenmiştir. Bizim ülkemizden bir örnek verecek olursak, Osmanlı döneminde Amasya Bimarhanesi’nde hastalar müzik ve su sesiyle tedavi edilmiştir. Tıp dünyası sadece bilime endeksli olmadan, hayatın içerisinden de faydalandığının güzel örnekleridir. Günümüzde dahi, sağlık sadece ilaçlara bağlı olarak değil doğa, müzik ve benzeri şeyleri benimseyerek de iyileşmektedir. Barselona’da bulunan bu yapı kompleksi modernizme önemli bir katkı olurken, Gaudi’nin Sagrada Familia’sına yanıt niteliğinde muhteşem bir tasarıma da ayrıca sahip olduğu bilinmektedir.

Kompleks içinde binaların birbirleriyle olan bağlantısını sağlayan koridorlar ve hizmet alanları yer altına gizlenmiştir. Sanatın ve renklerin tedavi edici özellikleri de göz önüne alınarak kuleli çatılar seramik karolarla, resepsiyon binası ise Pau Gargallo’nun heykelleri ve mozaik duvar resimleriyle süslenmiş olduğu görülmektedir.

Hastane, 1930 yılında resmi olarak açıldığında Avrupa’nın en ileri gelenlerinden olsa bile modern tıbbın günümüz şartlarını karşılayamadığı için 2006 yılında hastane fonksiyonunu kaybetmiş ve günümüzde temel olarak araştırmalar için kullanılan bir tesis halini almıştır. Tüm tesis yapısı UNESCO Dünya Miras Alanı olarak korunmaktadır. Hafta içi her gün yapı ziyaretçilere açıktır. Bütün odalara giriş mümkün değildir ancak bu tarihi yapıyı ziyaret edip içerideki hastane atmosferi hissetmeniz oldukça mümkündür.

Mimarın ince el emeği dokunuşlarıyla ortaya çıkan seramik süslemeleri, vitray çalışmaları, kubbeler, çatılar, heykeller günümüzde ziyaretçilerden büyük ilgi görmektedir. Binaların dış cephelerdeki süslemeler ve işçiliklere hayran kalacağınızı söyleyebilmekteyiz.

1930 yılında Domenech i Montaner tarafından tasarlanan bu kompleks ağaçlar arasında büyük bir bahçe içerisinde 26 adet binadan oluşmaktadır. Ve bu her bina birbirinden farklı duvar kaplamaları, seramiklerle kendine özgün bir tasarıma sahiptir. Bilim, teknoloji ve sanatın harmanlandığı bu yapının hastane olduğuna inanmak görenler için çok zordur.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here