Panteon; ilk olarak Antik Romanın tüm tanrıları için tapınak olarak inşa edilmiş bir yapıdır. Panteon kavramı bugün içinde meşhur kimselerin gömülü olduğu anıtlar için de kullanılmaktadır. Bu yazımızda sizlerle birlikte, tarihe meydan okuyan bu tüm tanrıların ihtişamlı tapınağına doğru bir yola çıkacağız.

M.S. 125-127 yılında İmparator Hadrian tarafından yaptırılan Pantheon’un mimarı günümüzde kesin olarak bilinmiyor. Pantheon dönemin en başarılı mimarisi olarak sayılıyordu. Ve hatta günümüzde bile dünyadaki en önemli 10 mimari eser arasında gösteriliyor. Aynı zamanda hobi olarak mimarlıkla ilgilenen Hadrian’ın da yapıya katkısı olduğu düşünülüyor. İlk yapılan Pantheon’un M.Ö 27 yılında Marcus Agrippa tarafından yapılmış olduğu bilinmektedir.

Yapının giriş kısmında Latince yazılmış Marcus Agrippa’ya ithaf edilen bir yazı görülebilir. Yazıda “M. Agrippa, Lucius’un oğlu, üç kez konsül olan kişi yapmıştır” yazmaktadır.

Yapı, 609 senesinde Bakire Meryem Kilisesi olarak kutsanmıştır ve bu Antik Roma’nın neden en iyi korunmuş binası olduğunu açıklayabilecek nitelikte kabul edilir.

Pantheon’u bu kadar etkileyici kılan en önemli özellik hiç şüpheye yer vermeksizin ki eşsiz mimarisidir. Arklar sekiz kısımda biter, kubbe ise farklı arklar tarafından desteklenmektedir. Binanın ağırlığını kaldırmak için bu arklardan faydalanılmıştır. Romalılar mimaride kullanılan malzemelerin ağır olduğunun farkındaydı; bu nedenle kubbede daha hafif malzeme kullanmışlardır. En ağır inşa malzemesi ile taban için kullanıldığı görülmektedir.

Pantheon’un en dikkat çekici ve bir o kadar da önemli bir diğer kısmı ise kubbesidir. Çapı ve yüksekliği 43,3 m olan kubbenin yapımında Romalılara özgü bir beton kullanılmıştır. Kubbenin ortasında Oculus adında bir delik bulunur. 8 metre genişliğindeki bu delik içeriye ışık girmesini sağlayan tek noktadır.

Pantheon kubbesi hala Vatikan‘ın kubbesinden sonra Roma’da çapı en büyük olan kubbe durumundadır. Antik mimari ile Roma mimarisinin buluştuğu bu ihtişam, şehirde hala eski yapılar arasında birinci sırada yer alıyor.

Bir söylentiye göre; Kubbenin ortasındaki Oculus’tan (Antik Yunanca:göz) sızmakta olan ışık günün farklı saatlerinde bu kasetlerden yansıyıp tapınağın içindeki tanrı heykellerini aydınlatıyormuş. Yağmur yağdığında da Oculus’dan tapınağın zeminine inen sular buradaki delikli mermerlerden tahliye ediliyormuş. Efsane bu ya, inanışa göre bu mermerlerin deliklerinden geçen sular Roma’nın altındaki su tünellerine bağlanıyormuş. Ama yapılan çalışmalarda bu tünelleri doğrulayan kanıt bulunamamış.

Pantheon’u önemli yapan bir diğer özellik ise zeminindeki mermerlerin ilk günkü gibi durması yani 2000 yaşında olmalıdır.

Pantheon aynı zamanda krallar, ressamlar ve mimarların mezarlarının bulunduğu bir yerdir. Mihrabın solundaki şapelde Rönesans ustası Raffaello bir Roma lahitinde gömülüdür. 19. yüzyıl Kraliçesi Margherita eşi Kral I. Umberto ile yandaki şapelde yatmaktadır. Rotundanın (Daire şeklinde kubbeli bina veya oda) karşı tarafında birleşik İtalya’nın ilk kralı olan II. Vittorio Emanuele’nin ise burada cenaze anıtı bulunmaktadır.

Mimarlık tarihi derslerinde en başarılı örnekler arasında gösterilen, Voltaire, Victor Hugo, Emile Zola, Raphael, Vittoria Emanuele gibi önemli kişilerinin de mezarlarının bulunduğu Pantheon, tarihi açıdan Kolezyum’dan sonra Roma’nın en önemli yapısıdır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here