“Başkaları tarafından korkutulmayı kabul etmeyen bir inatçılığım vardır. Beni korkutmaya yönelik her girişim cesaretimi arttırır.”  -Jane Austen ”Gurur ve Önyargı”

19. yüzyılda yaşamış, zamanında var olan yerleşmiş bir kadın algısına karşı, yazdığı eserlerle tabuları yıkmış; en az yarattığı kadın karakterler kadar güçlü bir kadın yazar Jane Austen. 16 Aralık 1775’te Steventon, Hampshire’da dünyaya geldi. Eğitimine Oxford’da başlayıp, Southampton’da devam etti.

Austen’in yaşadığı dönemde kadının toplumdaki yerinin büyük olduğu söylenemezdi, aksine kadının yeri ”ev” olmalıydı. İyi birer eş, çocuklarına ise iyi birer anne olmak kadınların hayattaki tek amacıydı. Sevdikleri, aşık oldukları için değil; gerekli ve zorunda oldukları için evlenirlerdi. Kadından her zaman en fedakar, en cefakar ve en sadık olması beklenirdi. Onlara kendilerini ifade etmek için fırsat tanınmazdı.

Fakat Jane Austen tüm bu düşünceleri elinin tersiyle itti ve hayatı boyunca hiç evlenmedi. Henüz 12 yaşındayken hikayeler yazıyordu. O, yazdığı romanları çocukları yerine koydu. Yaşadığı dönemdeki diğer kadınlardan daha iyi eğitim almıştı. Güçlü bir kalemi vardı ve sadece yazı yazmakla değil, tiyatro, müzik ve dansla da ilgilendi.  Döneminde kadınlarla ilgili yazılan ne kadar roman ve hikaye varsa hepsini okudu.

(Gurur ve Önyargı filminde Elizabeth Bennet rolünde Keira Knightley)

Bu noktada Austen’in yarattığı, İngiliz edebiyatının en önemli kadın karakterlerinden olan Elizabeth Bennet geliyor akla. ”Gurur ve Önyargı(Pride and Prejudice) romanının kahramanı Elizabeth Bennet, ailesinin ikinci kızıdır ve aralarında en akıllı olanıdır, inatçı ama güçlüdür. Toplumun koyduğu kuralların ötesine geçer,  sivri dilli ve akıllıdır. Büyük aşkı Darcy’nin evlilik teklifini reddetmekle kalmaz, çoğu konuda ailesine de karşı çıkar. Kadının yerinin olmadığı bir toplumda bu hiç kolay bir iş değildir.

 

Austen’ın bir diğer romanı olan ”İkna”ya (Persuasion) baktığımız da yine esprili, akıllı ve düşünceli bir karakter olan Anne Elliot’la karşılaşırız. Bu romanda kadın ve erkek eşitliğine de vurgu yapan Austen, kendini ailesinin baskılarından kurtaran bir kadın kahramanla karşı karşıya bırakır bizi.

Jane Austen, kendinden sonraki birçok eseri, birçok kadın yazarı etkiledi. Yaşadığı dönemi en gerçekçi unsurlarıyla yansıttı, gerçeklerden hiç ayrılmadı. Bu nedenle her zaman sınırlı bir çevreyi ele aldı. Yarattığı güçlü kadın karakterlerle kadınlara güç verdi. Onu dünya klasiklerinden biri haline getiren şey zamanına sığmayan bir yazar olmasıydı.