Cennet vatanımızda ne yazık ki hala örf, adet, gelenek ve görenek adı altında insanlara baskı ve kısıtlamalar empoze edilmeye çalışılıyor. Pek çok konunun konuşulması ve hatta düşünülmesi bile ayıp durumda. Kime göre ayıp neye göre ayıp tartışılmıyor bile. Çünkü bu konuları, bir amaçla çözüme kavuşturmak için tartışmak bile onlara göre başlı başına bir ahlaksızlık göstergesi. Toplumun hemen hemen her kesiminin az biraz bilgi sahibi olduğu; fakat kimsenin dile getiremediği bu konular, birer tabu olarak rafa kaldırılmış durumda.

Rafa kaldırılan bu konular, 2011 senesinde Mehmet Ada Öztekin‘in yazmış olduğu tamamen gerçek olaylara dayanan bir senaryo ile beyaz perdeye aktarılıyor. Kült bir yapım olarak seyirci beğenisine sunulan film; memleketin halet-i ruhiyesine pek uygun olmayan konuları ele alsa da, oldukça ciddi bir izleyici kitlesine ulaşıp kendini beklenmedik bir biçimde sevdirmeyi başarıyor.

İki seriden oluşan bu kült yapım, ilk olarak 2011 senesinde Nejat İşler ve Yiğit Özşener‘in başrolleri eşliğinde gösterime giriyor. Gerçeklerden esinlenilmiş konusu ve yaşanmış hikâyelere dayanan kurgusu ile kendini kısa bir süre içinde beyaz perde de kanıtlayan film, hiç akıllarda yokken 2017 senesinde; kemik kadrosunda meydana gelen bir iki değişiklik ile beraber, bir devam filmi çekme kararı alıyor. Bence bu başarılı filmin almış olduğu en kötü kararlardan biridir, bu devam filmini çekmek.

İkinci film ilk filmden farklı olarak yaşanmış olaylardan değil, tamamen kurgudan oluşan senaryosu ile sahne alıyor. Bu sefer kahramanlarımız Mete ve Kaan kurmaca bir olay örgüsünün içerisinde yer alarak maceralara atılıyor. İlk filme göre kadrosu hemen hemen aynı kalsa da devam filminde başrol olarak ekstradan Hande Doğandemir‘in oynadığı karakter de oyunculara hikâyede yarenlik ediyor.

Devam filmi olarak çekilen Kaybedenler Kulübü Yolda filmi, internet platformlarına ve satın alabileceğimiz herhangi bir yere düşmüş değil. Sadece senaryo kitabı olarak satışta. Filmi bu yüzden sinema da izleyenler şanslı. Sinema dışında filmi, başka bir yerde bulmak mümkün değil çünkü.

Filmin ilk nüshası, gerçeklerden oluşmuş olay örgüsünden ziyade; hayatımıza soktuğu yeni kavramlar ile de oldukça sevilmiştir. Sivri dilli programcılar Mete ve Kaan’ın, programı sonlandırırken ithaf ettikleri Montana Çetesi geyiği bence bunlardan biridir. Aslında hepimizin bilmeden ve istemeden de olsa bir üyesi olarak yer aldığımız bu çete, kalabalık ortamlarda var olan onca kalabalığa rağmen tek başına yürüyen, eğlenen kişileri temsil eder. Bu durumun argoda, kabaca birçok karşılığının olmasına rağmen; hikâyede sadece Montana Çetesi olarak tanımlanması da naifliğin başka bir boyutu olarak ele alınmalıdır aslında.

İlk filmde üstü örtülemeyen bir diğer gerçekse hiç şüphesiz ki Can Gox ve eşsiz sesidir. Yaptığı müzikle filme çok yakışan bir isim olmuştur. Sesi ile tabiri caizse filme yön veren memleketin Tom Waits‘i Can Gox, filmin ikinci nüshasında küçük bir rol de alarak kendisini göstermiştir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here