Amerikan kültürünün en ikonik karakterlerinden biri olan Superman’in, Dünya’ya 12 saat önce düşmesi ve Sovyet Rusya’da büyümesinin DC evrenini nasıl değiştireceğini düşünün. Mark Millar tarafından yazılmış çizgi romanda Superman, göğsündeki S harfi çekiç ve orakla değiştiriliyor. Kötü bir yazarın elinde basit bir propaganda olabilecek bu çizgi roman, bu ikonik karakterin en sevilen hikayelerinden bir tanesi.

Değişen tek karakter Superman değil. Lex Luthor, Luis Lane, Batman ve Wonder Woman gibi Superman için önemli olan karakterler de özlerine sadık kalınarak yeniden yaratılmış.

Bu hikayede Kal-El Ukrayna’ya, yani sosyalizmin hüküm sürdüğü topraklara, Sovyet Rusya’ya düşer. Stalin, Kal-El’i manevi oğlu olarak yanına alır. 1950’lerin sonlarına doğru, yoldaş Superman daha fazla saklanmaz ve Soyetlerin gücü tüm dünyaya gösterilir. Bu andan itibaren nükleer silahlanma yarışı, süper asker üretme yarışına dönüşür. Amerika, bu yarışta düşmanlarıyla eş güce sahip olmak için S.T.A.R. Labs’in dahi bilim adamı Lex Luthor’u devreye sokar. Lex, Superman’in genlerini ele geçirebilmek için onun zaafiyetini kullanır, bir mekiği sabote eder ve onu tuzağa çeker. Bulduğu gen örneklerini, Superman’in klonu Bizarro’yu yaratmak için kullanacaktır. Rusya’da ise NKVD’nin başı, Stalin’in bir diğer üvey oğlu Pyotr Roslov, göklerden düşmüş bir uzaylının bütün dikkati üzerine çekmesinden ve kendisinin partide ilerlemesine engel olduğunu düşünmesinden dolayı çok kızgındır. Kızgınlığına yenik düşer, Stalin’in zehirlenmesi için bir plan kurar ve başarılı olur. Liderin ölümünden sonra, Superman’e partinin başına geçmesi teklif edilir ancak yoldaş Superman bu teklifi hemen geri çevirir.

Lex Luthor’un klon projesi Bizarro, gelişimini tamamladıktan sonra Superman’le karşılaşır, karşılaşmanın sonucunda iki taraf da galip gelmez. Ancak bu düello İngiltere’de nükleer füzenin kazara ateşlenmesine sebep olur. Superman’e sadece gücüyle değil, karakteriyle de benzeyen Bizarro, insanların hayatını kurtarabilmek için kendisini feda eder. Klonlarla uğraşmaya devam ederken, onlardan birine satrançta kaybeden Lex Luthor, Superman’in ondan daha akıllı olduğunu düşünür, bunu kaldıramaz, S.T.A.R. Labs’ı terkeder ve çelik adamı alt edebilmek için Luthorcorp’u kurar. Superman ise evine döndüğünde çocukluğunun aşkı Lana Lazarenko ve onun çocuklarıyla karşılaşır. Onları ve halkını sefil bir halde görür, o anda güçlerini daha büyük amaçlar için kullanabileceğini fark eder ve ülkenin liderliğini alarak kafasındaki ütopyayı Dünya’da gerçekleştirebileceğine inanır.

Mark Millar’ın kaleminden çıkmış, 2004 yılında Eisner Ödülüne aday gösterilmiş bu eser “Ya şöyle olsaydı?” senaryolarının en başarılılarından bir tanesi. Daha önce hiç çizgi roman okumamışsanız bile rahatlıkla okuyabileceğiniz bu hikayede, Superman’in hayranıysanız karakterin mitolojisiyle ilgili bir sürü küçük detay keşfedebilirsiniz.

En sevdiğiniz süper kahramanları gri ve alternatif hikayelerde görmeyi seviyorsanız, şu ana kadar okuduklarınız ilginizi çekmeyi başardıysa Superman: Kızıl Evlat hikayenin geri kalanını ve bu yazıda bahsetmediğim detayları öğrenmeniz için kesinlikle okumanız gereken bir eser.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here