Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

Şule Gürbüz, 1974 doğumlu ezberbozan bir yazar. Cambridge Üniversitesi’nde Felsefe ve İstanbul Üniversitesi’nde Sanat Tarihi eğitimi aldı. Yazdığı dokuz kitaptan biri olan Zamanın Farkında ile 2012’de Oğuz Atay Öykü Ödülü aldı.

Bu yazımızda şimdilerde yazarlık mesleğinin yanında mekanik saat ustalığı yapan Şule Gürbüz’ün 18 yaşında yazdığı ilk kitabı Kambur’dan bahsedeceğiz.

Kitap, bir cenazeye giden kambur bir adamın aklından geçenlerden oluşuyor. Olay örgüsünün, kurgunun önemi olmadığı için yazar istediği etkiyi yaratmak için dili ön plana çıkarmış, katmanlandırmış. Bazen sadece tek cümle yazıp bembeyaz bıraktığı, bazense kafa karışıklığını kaleminin tüm gücüyle yansıttığı ve hepimizi allak bullak ettiği sayfaları ile daha önce okuduğumuz kitaplardan ayrı bir yerde anlaşılmayı bekliyor.

Nasıl paramparça bir gökyüzüydü bu böyle… Bu konuda iki yüz sayfalık bir kitap yazabileceğini düşündü. Yalnızca ilk sayfaya “GÖKYÜZÜ PARAMPARÇADIR, BÜTÜN DEĞİL” diye yazacaktı. Geri kalan bembeyaz sayfalara bakan insan, gökyüzünü hayal edebilecek; sayfaları çevirdikçe gökyüzü parçalanacaktı zaten. 

Şule Gürbüz hayal etmemizi istiyor. Durup soluklanalım istiyor. Düşünelim, soralım ve sorgulayalım istiyor. Bu isteklerine ulaşmaya çalışırken kullandığı yollardan biri de kitabın bazı kısımlarında tek cümlelik beyaz boşluklar bırakmak oluyor.

Benden, bana kayıtsız kalınması ile benden nefret edilmesi arasında bir seçim yapmam istense, tereddütsüz nefreti seçerim -kayıtsız kalınacak bir yanım yoktur. Ve ben söylemek isterim ki, her şeye ve herkese karşı kayıtsızım. Değilmişim gibi davrandığım durumlar, yaşıyormuşum gibi yapma zorunluluğumdandır.

Aslında kamburun yıllığını görüyoruz kitapta. Onun zaman algısını, hayatının bir senesini hangi cümlelerle anlatmayı tercih ettiğini görüyoruz. Adını bile bilmediğimiz bu kahramanın hayatına dair öğrenebileceklerimizin bunlarla sınırlı olmasına pek de şaşırdığımızı söyleyemeyiz. Kamburun kendi hakkında söyledikleri öyle tutarsız ki hangi cümlelerin gerçek hangilerinin uydurma olduğunu bilemiyoruz. Birkaç cümle önce söylediği şeyin tam tersini öyle rahat reddedebiliyor ki insan -bu bir kitap kahramanı olsa da- nasıl böyle ustaca yalan söyler şaşıp kalıyoruz.

Bir cümle söyleyebilmek için -o da çoğu kez yalan- koca kitaplar yazılıyordu. En azından kapaklarına “Bu kitap bilmem kaçıncı sayfadaki o sarsakça cümleyi söyleyebilmek için yazılmıştır.” diye bir not düşülebilirdi.

Acaba Kambur’un sarsakça cümlesi hangisiydi diye düşünmeden edemiyor, onu bulmak için defalarca okuyoruz. Yormayan bir kitap Kambur, dinlendiren bir kitap. Her okuyuşumuzda farklı bir cümle seçtiğimizde anlıyoruz ki “o sarsakça cümle” hepimiz için aynı olamaz çünkü bir kişi için bile uzun süre aynı kalamaz.

Söylediğim bir şeyi savunuyorum mu demektir? Söylemek savunmanın bir biçimi mi? Oysa ben söylediğim her şeyi yarı yarıya, hem savunmak hem de yerin dibine batırmak istiyorum. Söz aynaysa, yansıtır yalnızca – hiçbir zaman kendisi değildir. İnsanlar bu aynaların düz mü eğri mi olduğuyla ilgilidirler; benimse aynaları kırmak en büyük zevkim.

Henüz Şule Gürbüz kitabı okumadıysanız Kambur, bu değerli yazarla tanışmanız için oldukça iyi bir seçim olacaktır. Şimdiden iyi okumalar.

Kaynak: 1,2,3

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here