Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
4

“Fakat sonuçta düşüncelerin de, ne kadar herhangi bir özden yoksunmuş gibi görünürlerse görünsünler, bir destek noktasına ihtiyaçları vardır, aksi taktirde dönmeye ve anlamsız bir biçimde kendi etraflarında çember çizmeye başlarlar; onlar da hiçliğe dayanamazlar. İnsan bir şey bekliyordu ve hiçbir şey olmuyordu. İnsan bekliyor, bekliyor, bekliyordu ve hiçbir şey olmuyordu. İnsan tekrar tekrar bekliyordu. Hiçbir şey olmuyordu. İnsan bekliyor, bekliyor, bekliyordu, düşünüyor, düşünüyordu, şakakları ağrımaya başlayana kadar düşünüyordu. Hiçbir şey olmuyordu. İnsan yalnız kalıyordu. Yalnız. Yalnız.”

“İnsan kendisini ne kadar sınırlarsa o kadar yakınlaşır sonsuzluğa; bilhassa da dünyaya sırt çevirmiş gibi görünen insanlar, kendilerine has maddelerle termitler misali tuhaf ve kesinlikle eşsiz bir dünya maketi inşa ederler.”

Stefan Zweig’ın 1942 yılında Hitler iktidarından kaçarak göç ettiği Buenos Aires’te, intihar etmeden önce yayınladığı öyküsüdür Satranç. Usta bir psikolog olan ve eserlerinde geniş bir psikoloji birikimini kullanan Zweig, Satranç’ta bu psikolojik birikimini tümüyle devreye sokuyor. Satranç’ta olay yeri olarak New York’tan Buenos Aires’e gitmekte olan bir yolcu gemisi seçiliyor. Bu gemide tamamen rastlantı sonucu karşılaşan üç kişi; yeni satranç şampiyonu Mirko Czentovic, sıradan bir satranç oyuncusu olan anlatıcı ve bir zamanlar çok usta bir satranç oyuncusu olan, ama hayli zamandır satrançtan uzak kalmış Dr. B., öykünün aktörleridir.

Kitap, iki arkadaşın New York’tan Buenos Aires’e giden yolcu gemisine binmesiyle başlıyor. Gemide aynı zamanda dünya satranç şampiyonu olan Mirko Czentovic de bulunuyor. Czentovic, küçüklüğünde konuşma bozukluğu çekmiş bir köylü çocuğudur. Rahip olan babasının oynadığı satranç oyunlarını izlerken, bir akşam babasının işinin çıkmasıyla oyuna devam ederek kazanır ve dikkatleri çeker. Bu şekilde başladığı kariyerini dünya şampiyonu olarak sürdürür. Fakat başarılı kariyerine karşın çevresiyle etkileşimi çok zayıftır. Kimseyle satranç dışında konuşmaz.

Gemide bir dünya şampiyonun olduğunun duyulmasıyla zengin bir iş adamı olan Mcconor, Czentovic’e para karşılığı bir el satranç oynamayı teklif eder. Gemideki bütün satranç meraklıları, Czentovic’e karşı birlikte oynarken; Czentoic, zor da olsa onları mağlup eder. İkinci ele geçildiğinde ise gizemli bir adam çıkagelir ve onlara yapmaları gereken hamleleri söyler. İsmi Dr. B. olan bu gizemli adamın yardımıyla berabere kalmayı başarırlar. Bunun üstüne Mcconor, B.’den, bir el daha satranç oynamasını ister ve parasını kendisinin ödeyeceğini söyler. B. ise bunu kabul edemeyeceğini ve 25 yıldır satranç oynamadığını söyler ve hikayesini anlatmaya başlar;

Dr. B., yıllar önce babasının avukatlık bürosunu işletirken hükumetten gizli işler yaptığı gerekçesiyle tutuklanır ve bir otel odasına konulur. Günlerini odada boş oturarak, gelen yemekleri yiyerek ve sorgulanarak geçirir. Zaman geçtikçe beyin fonksiyonları kaybolmaya başlar. Odasının camından görebildiği sadece bir duvardır. Psikolojisi iyice bozulur. Aynı sıradanlıkta geçen günlerin birinde, sorgu için beklediği sırada; bir asker montunun içinden bir kitap çalar ve içi umutla dolar.

“Şimdi herhalde hemen kitabı elime aldığımı, gözden geçirip, okuduğumu tahmin ediyorsunuzdur. Asla! İlk yapmak istediğim, yanımda kitap olmasından kaynaklanan bir tür ön hazzı tatmaktı.”

Odasına vardığında kitabı açıp okumaya koyulur. Satranç kitabı olduğunu görünce ilk başta hayal kırıklığına uğrasa da; yatak örtüsünden yaptığı satranç tahtası ve ekmekten yaptığı taşlarla, kitapta gördüğü oyunları oynamaya başlar. Artık bütün gününü satranç oynayarak geçiriyordur. Yemek yemez, uyumaz. Kendisine karşı oynadığı için siyah ve beyaz taşların yerine kendisini koyarak iki türlü de düşünmeyi öğrenir. Çok heyecanlı olduğu oyunlar sırasında bir yandan kaybeden yanına kızarken, öte yandan kazanan yanını tebrik eder. Bir süre sonra yine kaybettiği için kendisine kızıp sinir krizi geçirir ve camı eliyle kırarak elini keser. Hastaneye kaldırıldığında karşılaştığı tanıdık bir doktorun yardımıyla oradan kurtulur ve bir daha satranç oynamamaya yemin eder.

Zweig, bu eşsiz kitapta bizi karakterler arasında bir yolculuğa çıkarıyor. Yaptığı psikolojik analizler ve betimlemelerle, karakterlerin ne hissettiğini bize en iyi şekilde gösteriyor. İnsanın çaresizlik karşısında neler yapabileceğini, ne gibi çözümler üretebileceğini ve bu yaşadıklarının ardından hayatına ne ölçüde devam edebileceğini anlamamıza olanak sağlıyor. Öte yandan da faşizmin insana nasıl baskı kurabileceğini ve insanı nasıl etkileyeceğini gösteriyor.

Kitabın sonunda ise Centovic ile satranç oynamayı kabul eden Dr. B., ilk eli kazansa da ikinci el sırasında heyecanlanarak sinir krizi geçirir ve oyunu bırakır.

stefan zweig satranç ile ilgili görsel sonucu

Kaynak: Stefan Zweig, Satranç- İş Bankası Kültür Yayınları

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
4

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here