Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
74

“Yaşamak, bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine…”

Yazdığı eşsiz dizelerle Türk Edebiyatının ölümsüz şairlerinden biridir Nazım Hikmet. “Mavi gözlü dev” olarak da tanıdığımız Hikmet’in daha çok aşk şiirlerini biliyoruz. Yaşamı boyunca büyük aşklar yaşayan Nazım, bunu kusursuz bir biçimde kağıda dökmüştü. Bazen hüzünlü, bazen mutlu, bazen hasretle yazdığı aşk şiirleri; bize çok yoğun duygular yaşatmayı başarıyor. Bununla birlikte Nazım Hikmet, toplumsal gerçekçi şiirin önemli bir temsilcisi ve edebiyatımızdaki öncüsüydü. Aynı zamanda komünist görüşü benimsemiş ve şiiri, siyasi düşüncelerini yaymada bir araç olarak görmüştü. İlk şiirlerinde geleneksel hece ölçüsünü kullansa da Moskova’da yaşadığı dönemde fütürizm akımının etkisinde kalmıştı. Nazım Hikmet’in şiirlerine daha yakından bakalım;

Ne güzel şey hatırlamak seni;
Ölüm ve zafer haberleri içinden,
Hapiste
Ve yaşım kırkı geçmiş iken…

Ne güzel şey hatırlamak seni;
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının…
İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti…
Parmakların ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti :
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
sıcak
koyu bir karanlık…

Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazmak sana dair,
hapiste sırtüstü yatıp seni düşünmek :
filânca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya…

Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan bir şeyler oymalıyım yine :
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
Ve hemen
fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım…

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken…

Nazım Hikmet’in büyük aşkı Piraye için hapiste yazdığı “Saat 21-22 Şiirleri” isimli şiirle başlayalım. Nazım bu şiirinde, hapiste yalnız başına iken sevgilisini düşünmenin güzelliğini dile getiriyor. Onu hatırlamak, o hücrede onun için bir şeyler yazmak, bir şeyler yapmak; Nazım Hikmet için umutlu olmanın bir yoludur.

Sende; ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini,
Sende; ben, kumarbaz macerasını keşiflerin,
Sende uzaklığı,
Sende; ben, imkansızlığı seviyorum.

Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine
Ve kan ter içinde, aç ve öfkeli,
Ve bir avcı iştahıyla etini dişlemek senin.

Sende, ben, imkansızlığı seviyorum,
Fakat asla ümitsizliği değil…

Aşkını kağıda dökmeye devam ediyor Nazım. Duyduğu sınırsız aşk ve sevgilisinin her yönünü sevmesi, bu şiirinin ana temasını oluşturuyor.

Güzel günler göreceğiz çocuklar,
güneşli günler
göre-
-ceğiz…
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar,
ışıklı maviliklere
süre-
-ceğiz…
Açtık mıydı hele bir
son vitesi,
adedi devir.
Motorun sesi.
Uuuuuuuy! çocuklar kim bilir
ne harikûlâdedir
160 kilometre giderken öpüşmesi…

Hani şimdi bize
cumaları, pazarları çiçekli bahçeler vardır,
yalnız cumaları
yalnız pazarları..
Hani şimdi biz
bir peri masalı dinler gibi seyrederiz
ışıklı caddelerde mağazaları,
hani bunlar
77 katlı yekpare camdan mağazalardır.
Hani şimdi biz haykırırız
Cevap:
açılır kara kaplı kitap:
zindan..
Kayış kapar kolumuzu
kırılan kemik
kan.
Hani şimdi bizim soframıza
haftada bir et gelir.
Ve
çocuklarımız işten eve
sapsarı iskelet gelir..
Hani şimdi biz..
İnanın:
güzel günler göreceğiz çocuklar
güneşli günler
göre-
-ceğiz.
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar,
ışıklı maviliklere
süre-
-ceğiz…..

Nazım Hikmet’in en bilinen şiirlerinden birisi de “Nikbinlik”. Umutlu olmayı, umudunu kaybetmemeyi vurgular “Güzel günler göreceğiz, güneşli günler” diyerek.

Kimseler yapamaz senin resmini
Kıyıdan açılanın tanyerinden esenin
Aramasınlar seni renklerin atlıkarıncasında
Dayanmış tahta parmaklığa bir bağ taraçasında iklimler

Bizden en uzak gezegenin kederi
Aramasınlar seni uyaklarında ışıkla gölgenin
Sen oyunun dışındasın oylumların da yüzeylerin de
Bir yerlerde bir sevinç günün birinde fışkırır

Kimseler yapamaz senin resmini
Kıyıdan açılanın tanyerinden esenin
Sen kendi resmini kendin de yapamazsın
Gümüş kanatlı bir balık sıçrıyor enginde

Aynaların içine girip ötelere gitme boşu boşuna
Yitirilmiş erkekler gelir kadınlar koğuşuna geceleri
Sen kendi resmini kendin de yapamazsın
Bir açılıp bir kapanır kapılar yüreğinde

Senin resmini ben yapacağım.

Nazım Hikmet’in en özel şiirlerinden birisidir “Vera’nın Resmi”. Hayatının son döneminde yanında olan Vera’ya yazdığı bu dizeler, yüreğimize dokunmayı başarıyor. Onu kimsenin kendisi gibi sevemeyeceğini, tanıyamayacağını vurgular “kimseler yapamaz senin resmini” derken. Ardından “sen kendi resmini kendin de yapamazsın” der; Vera, kendisini de Nazım gibi tanıyamaz. “Senin resmini ben yapacağım” diyerek bitirir şiirini. Beraber geçecek günlerde, ona duyacağı aşkın bir tarifidir adeta.

Gelsene dedi bana
Kalsana dedi bana
Gülsene dedi bana
Ölsene dedi bana
Geldim
Kaldım
Güldüm
Öldüm

3 Haziran 1963 günü Nazım Hikmet kalp krizi geçirip öldü. Vera, Nazım’ın kimliğini almak için cüzdanını açtığında kendi fotoğrafının arkasında bu şiiri gördü. O, ne isterse yapmış ve en sonunda ölmüştü.

nazım hikmet vera ile ilgili görsel sonucu

Kaynak: Nazım Hikmet-Henüz Vakit Varken Gülüm, Yapı Kredi Yayınları; Nazım Hikmet-Son Şiirleri Yapı Kredi Yayınları

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
74

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here