Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
102751
Dünya mükemmel olmadığı için “Sanat” vardır.

1960’dan sonraki Rus Sineması’nda, yaptığı işlerle döneme adını verecek tek bir isim vardır: Andrei Tarkovsky.

Andrei Tarkovsky (1932–1986)

Hiç şüphesiz ki Tarkovsky‘yi anlamak, yoğun bir entelektüel birikim ve kültürel çaba gerektirir. Sanata verdiği önem, kullandığı sanatsal dil ve en belirgin özelliği olan yoğun ahlaki ciddiyet anlayışı, onun adının sinema tarihine altın harflerle yazılmasına sebep olmuştur.  Dönemin önemli şairlerinden Arseny Tarkovsky‘nin oğlu olması, edebiyat ve sanata bakışına etki eder ve bu etki, ilerleyen yaşlarında adını duyuracağı yönetmenlik koltuğunda zirveye yerleşmesinde önemli bir pay sahibi olacaktır. Okul yılları başarısızlık ile geçti. Liseden mezun olduktan sonra Moskova’da Arapça eğitimi aldı. İlerleyen zamanda Maden Mühendisliği‘ne geçiş yaptı, ayrıca bu süre zarfında müzik eğitimi aldı. Ailesinin kazandırdığı ve ilgisinin olduğu sanata müzik ile giriş yapmış ama daha sonra bu kararından da vazgeçerek Film Okulu’nda okumaya karar verdi. VGIK Film Okulu‘na girişiyle hayatı şekillenmeye başladı ve bir filminde “İnsanlık! Sana güveniyorum!” diyerek aklımızda yer edinen Sovyet yönetmen Mikhail Romm‘un öğrencisi oldu.

Mikhail Romm’da film yapma hakkında pek çok şey öğrenen Tarkovsky, 1956’da Ernest Hemingway‘in öyküsünden uyarlanan The Killers adında ilk kısa filmini çeker. Daha sonraki zamanda kendi anılarını senaryolaştırmaya çalıştığı Concentrate projesine ağırlık verdi. Mikhail Romm kadar Grigori Chukrai de Tarkovsky’nin sevdiği sinema hocalarından biriydi. Hatta bir zaman Chukrai, Tarkovsky’ye kendi filminde yönetmen asistanlığı teklif etmiş ama Tarkovsky kendi projeleri üzerinde çalışması gerektiği düşüncesiyle hocasının teklifini geri çevirmiştir. Bu olay da Chukrai’nin, Tarkovsky’ye sinema konusunda ne kadar güvendiğinin kanıtıdır.

Tarkovsky, okuldan arkadaşı olan Andrei Konchalovsky ile “Antartika – Uzak Diyar” isimli bir senaryo yazar fakat senaryoyu kimseye satamazlar.

Dünya sinemasında ve şiir kokan her harikulade filmde adına sıkça rastlayacağımız Andrei Tarkovsky, ilk film ödülünü 1961’de The Steamroller and The Violin filmiyle alır; New York Öğrenci Filmleri. Bu film Andrei Tarkovsky’nin mezuniyet filmidir.

İlk ödülünün üzerinden henüz 1 sene geçmişti ki, 1962 yılında ilk uzun metrajlı filmi Ivanovo detstvo‘yu (İvan’ın Çocukluğu) çekti. İlk uzun metrajlı filmi ile Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan ödülünü kazandı. Belli ki Uluslararası ödüllere doyamayan Tarkovsky, sinema dünyasının en prestijli festivallerinden olan Cannes Film Festivali‘nden çeşitli dönemlerde tam 9 ödül kazanmıştır. Andrey Rublev (1966), Solaris (1972), Stalker (1979), Offret (1986) gibi eşsiz yapımlarda Tarkovsky imzası bulunmaktadır. 

Aslında Tarkovsky’nin tüm filmleri, tek tek incelenmeli. Ancak bu şekilde onu anlamak mümkün olacaktır. Belki ilerleyen zamanlarda…

Tarkovsky için imge, hakikat demekti ve sanat-insan ilişkisinin görselliği de ancak böyle açıklanabilirdi. İnsanın ruhsal bir varlık olduğunu anlattığı filmlerinde, inanılmaz hayal gücünü kullanarak izleyiciyi kendisine hayran bırakırdı. Hani yazının başında dediğimiz gibi; Tarkovsky’yi anlamak için yoğun bir entelektüel birikim ve kültürel çaba gereklidir. İnsan ilişkileri, cinsellik, psikoloji ve sosyolojinin insan üzerindeki etkileri dışında tinsel bir olayın aktarımını her seferinde başarı ile sağlaması, insanın ruhsal bir varlık olduğunu hatırlatarak elde ettiği görüntülerle zamanı yavaşlatan, belki de deyim yerindeyse zamana meydan okuyan bir yönetmendi Tarkovsky. Kendi iç dünyası ile ruhunun uyumsuzluğunu çevresel faktörlerden anlamış olacak ki, ideale duyulan özlem ile durumu açıklar kendince. Sanatın din ile ilişkisi, hiç bitmeyecek acıların ve tutkuların ruhsal yoldan anlatımını savunmuştur. Yönetmen Andrei Tarkovsky’ye göre sanat; Sonsuzluğu hissettiren deneyimdir. Tarkovsky’yi Sovyet ve Dünya sinemasından ayıran özelliği ise, sinema yaparken izleyicisini, herhangi bir ideolojiye, siyasi bir düşünceye bağlı kalmadan, doğrudan ölüme hazırlamasıdır.

Andrey Rublev (1966) filminden bir kare.

“Sanat ilahi bir araçtır.”  Andrei Tarkovsky

Bu düşüncesi Sovyetlerde endişeye yol açar. Marksist düşünceye ters düşer ve materyalizmi benimsemez. Bu yaklaşımı sebebiyle Zerkalo (Ayna) filmi, ülkesinde yasaklanır.

Tarih 29 Aralık 1986’yı gösterdiğinde, Paris‘te akciğer kanseri sebebiyle hayatını kaybeden Andrei Tarkovsky, 1990 yılında, yani ölümünden 4 sene sonra, filmlerine yasaklama getiren ülkesi tarafından, SSCB‘nin en büyük ödüllerinden biri olan Lenin Ödülü‘ne; Sanata olan katkıları, insani değerlere verdiği önem ve yenilikçi düşünce yapısı sebebiyle, layık görülür.

Bu ödül töreninden 1 sene sonra, 25 Aralık 1991 tarihinde, II. Dünya Savaşı’nda Hitler‘in korkusu olan, bilim-uzay çalışmalarıyla Dünya’nın gözdesi haline gelen, sanatı ve sinemayı alışılagelmiş kalıplarından çıkarıp izleyici duygusunun önemini vurgulayan SSCB, dağılır.

Ünlü yönetmen Ingmar Bergman‘ın şu sözü, Tarkovsky’nin sinemaya bahşedilmiş bir nimet olduğunu, filmlerinin nice filme ilham kaynağı olduğunu ve kendisinin önemli bir yönetmen olduğunu kanıtlar niteliktedir:

Hayatın bir yansımadan ve rüyadan ibaret olduğunu betimleyerek, yeni bir dil icat eden Andrei Tarkovsky, benim için büyük bir yönetmendir.

Kaynak: 1 , 2

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
102751

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here