Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
622

Tarih 1880’ler… Çarlık Rusya oldukça sancılı bir dönemden geçmekte. Sosyalizmin sesleri ülkede yeni yeni yükseliyor. Çar II. Aleksandr da bu sancılı dönemden elbette payını alacak. 2 kez suikaste uğramış ama bir şekilde atlatmış olan Çar’ı, kadınların yönetmiş olduğu “Halkın İradesi” isimli örgüt öldürmeyi başarıyor. Örgütün başındaki kadın ise yazımızın konusu olan Vera Figner.

İlgili resim
1852 yılında Volga Nehri yakınlarında, Kazan şehrinde doğan Vera Nikolayevna Figner, oldukça katı bir aile içerisinde büyüdü. Otoriter bir babaya sahipti. Öyle ki, çocukluğunda çok kez kayış ile dövülmüştü. Disiplinli bir aileye sahip olması elbette ki Vera’nın kişiliğini de etkilemişti. Vera, bir yandan da akrabaları tarafından güzelliği nedeniyle “süs bebeği” olarak adlandırılıyordu. Akrabalarına göre o, bir süs bebeğini andırıyordu ancak içi boştu. Vera, kendisine bu yakıştırmanın yapılmasından hiç hoşnut olmamıştı. İşin tuhaf tarafı, o yıllarda küçük bir kız iken en büyük hayali Çar tarafından fark edilmek ve “kraliçe” olmaktı.

Vera, yaşadığı şehirde iyi bir eğitim de alamıyordu. Kız çocukları politikadan ve ciddi konulardan uzak yetiştiriliyorlardı. Bulunduğu koşullardan memnun olmayan Vera, o yıllarda bir kitaba rast gelmişti. Nikolay Nekrasov’un, Saşa isimli kitabını bir solukta bitirmişti çünkü oradaki Saşa karakteriyle kendini özdeşleştiriyordu. Hiçbir entelektüel birikimi olmayan Saşa, öğretmeni Agarin’in yardımı ile çoğu konuda kendini eğitiyor; sosyal görevler, emek, özgürlük, refah gibi kavramları öğreniyordu. Vera, kitabı okudukça idealist düşünceler içerisine girmişti. Çünkü Saşa’nın Vera’ya verdiği fikir şuydu; “Eğer ideallerini gerçekleştirmez, sadece konuşursan bir gevezeden fazlası olamazsın.”

“Bu roman beni canlandırdı. Üzerinde uzun uzun düşündüm. Kitap; nasıl yaşamak ve neyle yaşamak gerektiğini öğretiyordu.”

1872 yılına gelindiğinde, o yıllarda kız öğrencilerin de okuyabildiği Zurich Üniversitesi’nde tıp eğitimi almaya başladı. Saşa karakterinden aldığı ilhamla ideallerini lafla bırakmak istemiyor, onları uygulamak ve harekete geçmek istiyordu. İlginç fikirlere ve ideallere sahipti ve onları uygulama arzusu ile yanıp tutuşuyordu. Bu nedenle okulunu yarıda bırakıp 1875 yılında Rusya’ya döndü.

“Hareketlerimin sözlerimle çelişmemesi için Rusya’ya geri dönme kararı aldım. Şimdiye dek haberdar olmadığım sosyalist kavramlar ufkumu genişletti. Böylece sosyalist ve devrimci oldum. Zurich’de de devrimci bir çevre ile birleştik. Rusya’ya geri dönerek yeni fikirlerin propagandasını işçiler ve köylüler arasında yaymayı kararlaştırdık.”

Vera, memleketine döndüğünde kendini devrimci hareketler içerisinde buldu. Bu arada Rus köylüsü, Çar II. Aleksandr’ın toprak politikalarından muzdaripti. Çar, köylüye toprağı vermiyor ve köylü, değerinin çok üstü fiyatlar ile toprağına yeniden kavuşmaya çalışıyordu. Vera öylesine heyecanlıydı ki, bildiklerini köy yaşamı ve toprak sorunlarından başka bir şey bilmeyen ve her şeye boyun eğen köylülere de aktarmak istiyordu. Bu nedenle, kız kardeşi Eugenie ile beraber elinden geleni yapmaktaydı. Vera, gündüzleri doktorluk mesleğini icra ediyor, geceleri ise ev ev gezip köylülere bildiklerini anlatıyordu. Aynı Saşa’nın Vera’ya aktardığı gibi Vera da köylülere aktarıyordu. Alman düşünür Lassalle’in kuramları, Fransız sosyalizminin öğretileri ve işçi hareketleri gibi konuları basite indirgeyerek köylülerde farkındalık yaratmaya çalışmaktaydı. Bu uğurda çalışan sadece Vera ve kardeşi değildi elbet. “Toprak ve Özgürlük” isimli bir örgüt de şiddet içerikli faaliyetler, eylemli propagandalar düzenliyordu. 1874’te Rus Adalet Bakanı Pahlen, Çar’a şu raporu yazmıştı: “Tüm kentler devrimci hücrelerden oluşan sıkı bir ağ ile kaplanmış.”

İlgili resim
Bu sırada yeni bir örgüt kuruldu. “Halkın İradesi” yani Narodnaya Volya örgütü aracılığı ile çalışmalar daha da sistematik hale getirilmişti. Hatta örgütün planları arasında Çar’ı öldürmek bile vardı. Örgüt bir buçuk yılda yedi ayrı saldırı gerçekleştirmişti ancak bir türlü başarılı olamamışlardı. Bu başarısız saldırılar örgütün dinamikliğini de sarsıyordu. Daha önceleri, ilk olarak Dimitri Karakazov sonrasında ise Toprak ve Özgürlük örgütü Çar’a suikast düzenlemişlerdi. Bu suikastlerden sonra ülke oldukça karışık bir hal almıştı ve artık devlet devrim yanlılarının varlığını göz ardı etmiyordu. Hatta bu olaylarla ilgisi olabilecek 1770 kişi gözaltına alınmıştı.

czar alexander ii assassinated 1881 ile ilgili görsel sonucu13 Mart 1881 tarihine gelindiğindeyse yönetiminde Vera Figner’ın da olduğu Narodnaya Volya örgütü aracılığıyla Çar’a üçüncü kez suikast düzenlendi. Katerina Kanalı’nda yakalanan Çar, kendini etrafı bombalar ile sarılmış halde bulmuştu. Bu suikast artık Çar’ın sonu olacaktı. Bu sırada devrimciler zafer sarhoşluğu içerisinde halktan da destek beklemekteydiler. Ancak halk suskundu. Narodnaya Volya örgütünün çabaları bir sonuç vermemişti. Olayla ilgili Vera Figner “Tarih bize karşıydı, devrim için 25 yıl erken davranmıştık.” dedi.

Bu olay sadece Çar’ın değil, örgüt üyelerinin de sonu oldu. Örgüt ile alakası olan her kim varsa teker teker tutuklandı ve dört merkez komite üyesi asılmak sureti ile öldürüldü. Onların bu eylemleri bir sonuç bulamamıştı, sadece iz bırakmıştı. Oysa Ekim 1917’ye daha çok vardı.

Figner ise 3 yıl sonra aynı eylemlere devam etmesinden ötürü ölüm cezasına çarptırıldı. Ancak sonradan cezası ömür boyu hapse çevrilmişti. Çar ile evlenerek kraliçe olma hayali kuran bu küçük kız, devrimci hareketleri dolayısıyla ömür boyu hapse mahkum edilmişti ve artık, kaldığı Schlüsselburg hapishanesinde bulunan tek kadın olması sebebiyle “cezaevinin kraliçesi” olmuştu.

Suikasti düzenleyen Narodnaya Volya örgütü ise aslında oldukça dikkat çekicidir. Bu örgütün yönetimi kadınların tekelindedir. Yönetimdeki isimlerden biri ise Vera’dır elbette. Onun dışında örgüt üyeleri arasında Lenin’in ağabeyi Aleksandr Ulyanov, Çernişevski, Bakunin ve Tolstoy gibi önemli isimler de bulunmaktadır.

“Basın özgürlüğü yoktu. Eğer şiddet kullanmak dışında başka bir yol olsaydı kullanırdım, en azından denerdim.”

Ayrıca Figner yıllar sonra, derdinin yalnızca totaliter rejim olduğunu açıkladı. Eğer rejimi değiştirebilseydi akabinde ne tür bir rejim uygulayacağını bilmiyordu. O, yalnızca insanların emeklerinin karşılığını alabileceği dahası özgürlük denilen kavramın olduğu bir toplumu düşlüyordu.

Tutuklu kaldığı süreçte de Vera rahat durmadı. Hapishanede daha iyi koşullara sahip olabilmek için taşkınlıklar çıkardı ve bu çabaları sonuç buldu. Ayrıca bu sırada ülkenin çehresi de değişmekte idi. Duyduklarına göre her şehrin bir devrimci gazetesi vardı ve çağrılar, el bildirileri kanalıyla halka ulaşmaya çalışıyorlardı.

vera figner narodnaya volya ile ilgili görsel sonucu20 yıl boyunca hapishanede kalmış olan Figner 1904 yılında annesinin kanser hastası olmasından dolayı af ile hapisten çıkarıldı ve sürgüne gönderildi. 1916 yılına gelindiğindeyse Figner artık ülkesindeydi ve Şubat Devrimi’ne tanık olmuştu. Ancak Rusya’daki devrim sürecinde ve sonrasında hiçbir faaliyete katılmadı. 20 yıl boyunca içeride kalması sebebiyle kendini ülkedeki ortama yabancı hissediyordu. O nedenle hayatının sonuna kadar kendini eğitim alanına adadı. Kırsaldaki eğitim kurumlarının iyileştirilmesi için çabalarda bulundu ve 1942 yılında Moskova’da hayatını kaybetti.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
622

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here