Berlin Film Festivali’nde prömiyerini gerçekleştiren Celle Que Vous Croyez (Hangi Kadın), İstanbul Film Festivali’nde de çağın bir başka yüzünü ortaya koyan konusuyla yerini alıyor. Fransız yazar Camille Laurens’in aynı isimli kitabından uyarlanan film, hayatımıza oldukça entegre olmuş sosyal medya kavramının bireyin gerçeklik algısını ve psikolojisini nasıl etkilediğini konu alırken olay örgüsünü alıştığımız yaş grubunun dışından inceliyor.

Juliette Binoche’un muazzam oyunculuğuyla hayat bulan Claire karakteri 50 yaşında, 2 çocuk annesi ve eşinden boşanmış bir kadın. Kendisinden bir hayli genç olan sevgilisi Ludo’yla olan birlikteliğinin sonlanmasıyla kendisini daha önce hiç yüzmediği sularda buluyor: sosyal medya.

“Sarmal’ın Başlangıcı”

Terk edildiği sevgilisini mercek altına almak için “Clara Antunés” kimliğine bürünen Claire, yeni açtığı facebook hesabıyla 23 yaşında, sarışın, genç ve güzel bir kadının kimliğine sahip oluyor. Yeni kimliğinde Alex’le tanışması ve aralarında özel bir bağ kurulmasıyla ise işler sarpa sarıyor.

Filmde Claire buna sarmal adını vermiş durumda. Kendisini içinden çıkılmaz olaylara sürükleyecek olay burası. Yeni bir kimliğe bürünüp o kimlik olmaya çalışmak bile yeterince paradoks yaratacak bir hareketken üstüne bir de duyguların dahil olması, işleri çıkmaza sokacak olan nokta.

Alex, Claire’in onu terk eden genç sevgilisinin yanında çalışan asistan ve onunla bir ilişkiye başlamak ise Claire’in aslında hiç planlamadığı bir durum. Sahte resimlerin ve sahte kişiliklerin hakim olduğu bu ilişkide, her kelime özenle seçilmiş bir bütün. Claire’in sahte kimliğine bir yüz vermesi ile ise her şey artık iki taraf içinde bütünüyle bir çekim merkezi haline geliyor.

“Sosyal bir dünyada yaşıyoruz.”

Claire’in sahte kimliğine bu kadar kolay yüz verebilmesi nasıl mümkün peki? Google? Kendini teşhir eden milyonlarca insan arasından rastgele seçilmiş biri, bir tanıdık ya da özenle seçilmiş bir düşman mı?

Google, Claire’in verdiği ilk cevap. İnsanların kendini şaşılacak derecede ortaya koyduğunu ve herhangi bir görüntüye ulaşmanın oldukça kolay olduğunu söylüyor. Peki, böylesine her kelimenin özenle seçildiği bir düzende, Claire’in genç yüzüne sahip olacak olan yüzün rastgele seçilmesi mümkün mü gerçekten?

“Arzu olmadan aşk nedir ki?”

Bir yandan birbirini hiç görmeden, birbirine hiç dokunmadan da aşık olabilmenin tadına bakıyoruz aslında. Birkaç fotoğraf, sizin hakkınızda öğrenecek çok şeyi olan yeni bir insan ve elinizde istediğiniz kimliğe büründürebileceğiniz bir karakter varken konuşacak ve paylaşacak bilgilerin akışı asla kesilmiyor. O küçük yeşil ışık yandığında, karşınızdakinin orada olduğunu biliyorsunuz. Çevrimiçi. O da ekranın başında. Ve her yeni mesaj sizin için yeni bir heyecan.

Hiç yüz yüze gelmeden sevebilmenin sınırları neler? Sadece düşünceler ve yeni bilgiler mi? Arzu olmadan aşk nedir ki?

Claire ve Alex’in gittikçe güçlenen ilişkilerinde birbirini böylesine arzulayan insanların birbirlerine dokunuşlarına da şahit oluyoruz. Veya dokunmamalarına aslında… Birinin size en çekici gelen yeri neresi? Sesi olabilir mi?

“Bir ilişkide sadece hayal ederek de uç noktalara gidebiliyoruz” diyor bir noktada film bize. Gittiğimiz bu uçlardan birinde ise şehvet kavramını da düşünsel bir boyutta yaşayabiliyoruz. O kadar ki, dokunulmamanın bile özlenebileceğini görüyoruz.

 “Bir nefes Ventolin almış gibi…”

Claire’in Alex’i dünyasının merkezine koymasıyla beraber, hayatındaki değişikliklere tanık oluyoruz bir noktadan sonra. Bu noktada Juliette Binoche’un oyunculuğu sizin karakterle aranızda bir bağ kurmanızda oldukça önemli bir rol oynuyor olacak. Bir karakterin gözlerindeki acıyı, heyecanı, çocuksuluğu görebilmek…

Filmin içerisinde Claire’in nasıl 23 yaşında gibi rol yaptığını değil, nasıl 23 yaşına döndüğünü görüyoruz. Her gün konuştuğu kişi artık hayatının bir parçası haline gelmeye başlıyor ve Claire artık onun varlığıyla hayatta olduğunu hisseder hale geliyor.

Akademide çalışan Claire’in dersi anlatış şekli, kendine olan güveni, bir yerde ilişkileri değişmeye başlıyor. Saç stilinden giyimine, yürüyüşüne kadar değişimi göze çarpıyor. Astım hastasının Veratonin’e olan ihtiyacı gibi Alex, Claire’in nefes alması için hayati bir etken oluyor, sanki o olmadan yaşayamıyormuşçasına.

“Israrlar”

Her şeyin gayet güzel gittiği bir ilişkide nereye kadar saklanabilirsiniz? Alex, bir noktadan sonra Clara ile olan birlikteliğine bir aşama kaydettirmek istemeye başlıyor: yüz yüze görüşmek. Claire için mümkün olmayan bu isteğin ise tek bir çözüm yolu var. O da bahaneler. Ailevi sorunlar, çeşitli imkansızlıklar yaratarak elinde olmayan sebeplerden dolayı görüşemeyeceklerini belirtiyor.

Her şeyin bir sonu olduğu gibi artık bahanelerin de bir sonu olması gerekiyor tabii. Çünkü Alex’in ısrarları artık dayanılır olmaktan gittikçe uzaklaşıyor. Ve bu ısrarlar ikisini ya hep ya hiç noktasında getiriyor. Claire’in, bir anda yarattığı Clara karakterine dönüşemeyeceğinin bilincinde olması onu “hiç” seçeneğine itiyor.

Alex’le olan birlikteliklerini yine “elinde olmayan bazı sebepler”e bağlayarak sonlandırıyor ama bu sefer sunduğu sebepler Alex için de oldukça çarpıcı oluyor. Başından beri görüşmek için can attığı kişinin başka bir sevgilisi olduğunu ve evlenme kararı aldıklarını öğreniyor ve bu olaydan sonra hesabını kapatıyor.

Claire için Alex’in hesabını kapatıp onunla bir daha iletişime geçmemesi “Alex’in ondan daha güçlü olduğu” algısını uyandırıyor ve Alex’i ne kadar hayatından çıkarmış olursa olsun ondan haber alabileceği başka kaynaklara yöneliyor: eski sevgilisine. Beraber çalıştıkları düşüncesiyle onunla bir buluşma ayarlayıp işle alakalı sorular yönelterek, hissettirmeden Alex’in hayatı hakkında bilgi almayı amaçlıyor.

Alacağı bilgi ise hiç beklemediği yönde ve bütün psikolojisinin alt üst olmasına sebep olacak bir bilgi.

“Biri öldüğü zaman sanal kimlikleriyle ne yapmamız gerekir?”

Ludo’nun istemeden verdiği bilgi, Alex’in facebook’ta tanıştığı bir manyak yüzünden intihar ettiği. Gerçekten var olmamış bir kişi için intihar edecek olan biri var mıdır gerçekten?

Öylesi bir aşk ki Alex’i acıdan ölüme sürükleyecek. Bu haberle Claire’in vicdanı onu nereye götürür? Sanal kimliğiyle artık ne yapabilir bir zamanlar müptelası olduğunuz kişinin? Artık çevrimiçi olamayacaktır ve bunun sorumlusu kendisidir. Hem de gerçekten kendisi bile olmadan. Claire’in filmin başından beri bulunduğu kliniği açıklayan nokta burası oluyor.

“Alternatif son mümkün mü?”

Claire, duyduğu pişmanlıkla her şeyin çok daha farklı olduğu bir senaryo kaleme alıp doktoruyla paylaşıyor ve bunu yorumlamasını istiyor. Alex’in Clara’yı görmek için geldiği ve hüsrana uğradığı günlerden birinde, tesadüf süsü verilmiş bir şekilde Claire’in hayatına dahil olduğu bir senaryo bu. Yarattığı sahte kimlik sayesinde aslında Alex’le kısa sürede yakınlık kurmayı sağlayabilecek bilgiye sahip olan Claire, yakınlık kurmayı başarıyor da. Her şeyin sorunsuz işlediği bu senaryonun da bir eksiği var. O da, Claire’in aslında kendi yarattığı kimliğin yerine koyulmaya çalışılan başka biri olması.

“Bir hayaletle nasıl başa çıkılır ki?”

Başka birinin yarasına yara bandı olmak zaten başlı başına bir problemken nasıl olur da kendi yarattığınız bir hayaletle başa çıkabilirsiniz? Gerçek sevginin kime ait olduğunu nasıl bilebilirsiniz? Her şeyiniz aynıyken hem de: sesiniz, düşünceleriniz…

Claire, bu sorunu çözmek için de bir plan yapıyor. Son bir kez daha Clara olacak ve Alex’le her şeye yeniden başlamak isteyecektir. Alex’in sadakatini ölçmek için yapılan bu plandaki terslikler, Alex’in Claire hakkındaki gerçekleri öğrenmesine yol açıyor.

Alex’in Claire’den hesap sormak istediği bu senaryoda da bu sefer bir kaza sonucu Claire’in hayatı son buluyor.

“Ölmekle bir sorunum yok. Ben, terk edilmekten korkuyorum.”

Bu alternatif sonun iki problem noktası var. Birincisi, hayali olarak yaratılmış bir dünyada neden mutlu olmaya engeller var? Her şey gayet yolunda ilerlerken Claire’in kendi yarattığı hayaletin korkusuna düşmesinin sebebi nedir? Görüntüsünü rastgele seçtiği genç bir kadın, onu nasıl bu denli rahatsız edebilir?

İkincisi, senaryonun sonu neden yine ölümle bitiyor? Alternatif senaryo için alternatif binlerce son üretilebilecekken Claire kendi ölümünü tercih ediyor.

Filmde bu iki temel noktayı da sorgulayan doktorun çıkarımı şu yönde: Claire, en temel anlamda yaşlanmaktan kaçmak istiyor çünkü bu onun ölümle alakalı olan korkularından geliyor.

Bu noktada bambaşka bir gerçek ortaya çıkıyor ki o da Claire’in en başta rastgele seçilmiş olduğunu söylediği görüntülerin, kendisini aldatan kocasının 27 yaş küçük yeni sevgilisine ait oluşu. Yeni kimliğinde baş düşmanını kullanmasının sebebi ölümden korkmak olabilir mi? Hayır, Claire bunu genç ve güzel olmasıyla açıklamıyor. 20 yıllık süren evliliğinden sonra eşinin sevgisini ondan çalabilmesiyle açıklıyor. Sahip olmak istediği şeylere sahip olmasıyla.

 “Gerçekler”

Claire’in klinik doktoru, bu senaryodan sonra Alex hakkında daha çok bilgi sahibi olmak için doğrudan bilgi alabileceği bir isme ulaşmak istiyor. Bu isim elbette Alex’in bir zamanlar beraber çalıştığı Ludo. Ve Ludo, bize bambaşka bir alternatif son ile geliyor. Alex’in Claire’le olan ilişkisini en başından anlayan Ludo, bu durumda hem kendisini aldatılmış olarak görüp hem de Alex’in yalan bir ilişki için dünyasını değiştirmesini yediremeyerek çalışma arkadaşını konuştuğu kişi hakkında uyarmaya başlıyor ve ona “böylesine mükemmel” bir kişinin “gerçek olmayacağını” anlatmaya çalışıyor. Alex’in görüşme ısrarlarının başlaması da tam olarak buraya denk geliyor.

Birini intihar edecek kadar çok sevmek? Bunun mümkün olma düşüncesi bir kalp kırıklığı yaratmakla beraber büyük oranda hayranlık yaratacak bir romantiklik de oluşturuyor.

Gerçek dünyada ise Alex aslında facebook profilini kapattıktan sonra hayatına devam ediyor ve hatta baba oluyor. Alex’in hayatta olması sevindirici haberken uğruna ölecek bir aşkın olmaması ve hayatına kaldığı yerden devam etmesi kötü müdür? Başka bir soru ise şu: Alex gerçekten hayatına devam etmiş midir?

Filmin sonunu bu soruyla getirdiğimizi söyleyebiliriz. İzleyiciye bırakılmış son, ufaktan bir Inception etkisi yaratıyor izleyici üstünde. Doktorun Claire’e gerçekleri anlatmasıyla beraber Claire’in yaşadığı rahatlama, izleyiciye “Bu noktadan sonra toparlanmaya başlayabilir.” hissini verse de Claire’in son dakikada Alex’i araması bir soru işareti bırakıyor. Alex’in açıp açmadığıysa ayrı bir soru işareti…

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here