İzlandalı yönetmen Dagur Kári’nin Nói albinói’den sonra ikinci uzun metraj filmi olan Voksne Mennesker, Mikkelsen kardeşler ile daha da fazla dikkat çeken Danimarka sinemasının nadide eserlerinden birisi. Kuzey Avrupa sineması, genel olarak günümüz insanının eften püften gözüken ama yaşamasını zorlaştıran sorunlarına odaklanıyor. Voksne Mennesker de bunun en güzel örneklerinden birisi.

Filmin kısa bir özeti ise şöyle:

Hayatını duvarlara grafiti çizerek kazanan Daniel, kız arkadaşı Franc’le tanıştıktan ve ilişkileri ciddi bir boyut kazanmaya başladıktan sonra bir yetişkin olmanın getirdiği sorumlulukların farkına varmaya başlar. Diğer yandan ise disiplinli ve düzenli bir hayatı olan Yargıç, hayatını ve yaşam tarzını sorgulamaya başlar. Film boyunca Daniel ve Yargıç’ın birbirine zıt ve paralel olarak ilerleyen öyküleri anlatılmaktadır.

Filmin sorumluluk kavramına bakışı ve insanların vereceği gerçek tepkiyi iyi yansıttığını söyleyebilirim. Özellikle Yargıç’ın günümüz modern insanının bir temsili olduğu aşikar. Daniel ise tüm dünya gençliğinin bir görüntüsü. Üniversiteden mezun olduktan sonra hiç beklemediği ve nasıl başa çıkacağı hakkında hiçbir bilgisinin olmadığı sorumlulukların altına giren gençler ve yaşadığı hayatın üzerine yüklediği sorumlulukları kabullenemeyen, neden bu sorumlulukların altına girdiğini hala anlayamamış yetişkinler.

Filmi izlediğiniz zaman belirli noktalarda Yargıç ve Daniel birbirlerine dış görünüş olarak da benzetilmiş. Ama ikisi de farklı karakterler. Birisi sorumluluktan kaçarak bir hayat sürmekte. Diğeri ise içinde bulunduğu sorumlulukları sorgulamaktadır.

Filmle ilgili söylenen iki önemli şey var:
1. Yargıç aslında Daniel. Biz aslında Daniel’in gelecekteki hayatını eş zamanlı olarak izliyoruz.
2. Yargıç, Franc’in babası. Franc ve annesinin terk edilişini izliyoruz. Bu olay bir mandolin üzerinden destekleniyor.

Bunun dışında filmin sinema tarihine geçecek muhteşem bir sahnesi var. Daniel’in Franc’e aşık olduğunu anladığı sahne. Siyah-beyaz olan film 5-10 saniyeliğine renklenmekte ve kızıl saçlarıyla aşkı simgeleyen Franc’i görmekteyiz burada.

Morfar karakterine de değinmek gerekir. Danimarka sineması deyince karşımıza çıkan Nicolas Bro, bu sefer bu rolle karşımızda. Genel olarak gereksiz bir ayrıntı olarak söylenmiş ama filmin komedi yönünü güçlendiren bir karakter olmuş Morfar.

Film, Türkiye’de Tutunamayanlar adıyla gösterime girdi. Danca’da “yetişkin insanlar” anlamına gelmesine rağmen böyle bir seçim yapmak da garip olmuş açıkçası.

Dagur Kári’nin yönetmeliğindeki filmin oyuncu kadrosunda Jacob Cedergen (Daniel), Nicolas Bro (Morfar), Tilly Scott Federsen (Franc), Morten Suurballe (Yargıç) gibi isimler bulunurken 1 saat 49 dakikalık süresiyle komedi/drama/romantik türüne ait olan film, siyah-beyaz olarak izleyicinin karşısına çıkıyor.

2005 Danimarka-İzlanda ortak yapımı filmi yönetmen Dagur Kári şöyle anlatıyor:

“Aslında etrafımızda gördüğümüz belirli birtakım gençleri anlatmak istedik. Hiçbir zaman sorumluluk almayan, topluma uyum göstermeyen ve toplumun hiçbir standardını karşılamayan kişiler bunlar; hiçbir eğitimi, hiçbir becerisi olmayan, zor tipler. Toplumun gözünde umutsuz vakalar. Zevk açısından bakıldığında ise olay değişiyor. Çünkü bu çerçevede gayet sorumluluk sahibi insanlar. Bu tiplerin nasıl büyüyüp sorumluluk sahibi yetişkinler olacaklarını, bir kravat takıp toplumla barışacaklarını hayal etmek bile zor.

Biçim açısından baktığımızda ise, bu filmin sinema dilinin hayat ve kayıtsızlık dolu olduğu ama aynı zamanda güçlü bir tarz anlayışının hakim olduğu o masum 60’lara bir saygı duruşu olmasını istedik. Modern zamanı kucaklarken nostaljik kalabilmek istedik. Siyah-beyaz çalışmak da bize günümüzde nostalji yapma imkânını verdi.”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here