Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1931

Sokrates o kadar büyük bir filozof ki Yunanistan başta olmak üzere dünyanın birçok yerinden felsefe meraklıları, Sokrates’in sohbetlerine katılmak şayet mümkünse ondan ders almak için şanslarını deniyorlar. Elbette bu talep çok fazla olduğu için Büyük Sokrates kimselere ders vermeyi kabul etmiyor. Çünkü ders vereceği talebesini neye göre, hangi ölçütler doğrultusunda seçeceğini bilmiyor. Bir gün bir delikanlı Sokrates’e ders konusunda epey ısrar edince Sokrates bu delikanlıya “Diğerlerinden farkın nedir?” diye sorar. Delikanlı çok istekli olduğunu söyler ve Sokrates’i ikna etmek için astronomik bir ders ücreti önerir. “Size bana vereceğiniz her ders için … ücret ödemeyi taahhüt ediyorum.” deyince Sokrates sakallarını kurcalayıp ders vermeyi kabul eder.

Bu ısrarcı öğrencinin adı Platon yani doğudaki karşılığı Eflatun. Böylece dersler başlar. Sokrates’in kendine mesken ettiği dağın başında yemyeşil bir bahçede Platon, hocası Sokrates’ten on ay boyunca ders alır. Hem hoca Sokrates hem de öğrenci Platon aralarındaki ilişkiden ve derslerde yaptıkları uzun münakaşalardan bir hayli keyif alırlar. Aradan iki yıl geçince Platon hocasına, “Sizden iki yıldır ders alıyorum, birçok emek verdiğimi ve birçok şeyi kavradığımı söylüyorsunuz, bu da beni mutlu ediyor. Peki ben ne zaman mezun olacağım? Yani ne zaman kendime bir filozof diyebileceğim?” diye sorunca, Sokrates gülümseyerek öğrencisine hak verir. “Yarın gün doğarken bahçede buluşalım. İmtihan sorunu hazırladım. Eğer bu soruyu bilirsen filozof olduğunu ispat etmiş olursun.” deyince Platon’u büyük bir heyecan basar ve evine gidince sabaha kadar gözünü kırpmaz.

Gün aydınlanmak üzereyken soluğu hocasının bahçesinde alır. Bahçenin kapısını ittirip girince, bugün emsallerine arkeoloji, tarih müzelerinde rastlayacağımız türden üç tane Roma heykeliyle karşılaşır. Hocası Sokrates heykellerin yanında mütebessim bir şekilde öğrencisini bekliyordur. Platon şaşkın şaşkın heykellere bakınca Sokrates gür bir sesle: “İşte sınav sorun evlat. Bu üç heykelden biri diğer ikisinden farklıdır ve farklı olan değerlidir. Senin işin bu üç heykelden hangisinin farklı olduğunu bulmaktır. İyi düşün, dikkatli ol. İpucu, sözün değeridir.” der. Platon şaşkınlığına ara vermeden, hocasının söylediklerini can kulağıyla dinledikten sonra ağır adımlarla heykellerin yanına gider.

Üç heykele de tek tek dokunur. Kendisinden iki boy uzun bu beyaz erkek suretindeki Roma heykellerine iyice bakar. Üç heykelin boyu milimetrik olarak aynıdır. Ağırlıkları, renkleri, kıvrımları, omuzlarının genişliği, saçlarının uzunluğu, saçları, sakalları, burunları, kulakları, kolları, bacakları kısacası her şeyleri aynı kalıptan çıkmış gibi birebirdir. Platon, heykelleri en ince ayrıntısına kadar tetkik etmeye hangisinin farklı  olduğunu tespit etmek için çalışmaya başlar. Sokrates kollarını birbirine kavuşturup duvar dibinde mağrur bir edayla öğrencisini seyre koyulur. Gün batana kadar Platon canını dişine takıp heykelleri ölçüp biçmeye devam eder lakin hangi heykelin farklı olduğunu bulamaz. Bu vaziyet ertesi gün, ondan sonraki gün ve bir hafta boyunca devam eder. Yemeden, içmeden, uyumadan sorunun cevabını bulmaya çalışan Platon sonunda iyice yorgun düşer ve soruya cevap veremeyeceğinden emin olduktan sonra büyük bir hayal kırıklığı içinde, evinin yolunu tutar. Kendisini eve kapatır ve soruyu orada düşünmeye devam eder.

Bu esnada Platon gibi başarılı bir öğrencinin bu soruya cevap veremediği haberi tüm Yunanistan’a, oradan da sınırları aşıp tüm dünyaya yayılır. Haberi duyan yüzlerce filozof adayı bu imtihana girmek ve Platon’u alt eden sorunun ne olduğunu öğrenmek için akın akın Sokrates’in bahçesine gelir. Çoğu filozof adayı Sokrates’e imtihana katılmak istediğini söyler. Sokrates itiraz etmeden imtihana girmek isteyen herkesi kabul eder. Yüzlerce kişi imtihana girer fakat kimse Platon’un vardığı, daha doğrusu varamadığı sonucun ötesine geçemez. Elbette sorunun cevabını bulamayanlar çekip gitmek yerine bahçenin bir köşesine geçip “Acaba birisi bu soruyu cevaplayabilecek mi?” orada beklemeye başlarlar. Soru herkesin deli gibi merak ettiği bir hal almıştır artık.

Bir gün bir delikanlı daha bu imtihana girmek istediğini söyleyince Sokrates, üç heykeli göstererek sınav sorusunu tekrarlar ve delikanlı şevkle, heyecanla başta Platon ve diğerlerinin yaptığı gibi heykellerin yanında dönüp durur sonunda bir sonuca varamayacağını düşünerek tam çekip gitmeye karar verdiği esnada ipucunu, yani “sözün değerini” düşünür. Heykellere daha yakından hissederek baktığı vakit, bu üç heykelin de ağız ve kulak deliklerinin açık olduğunu fark eder. Hemen bakır bir tel bulur. Elindeki bakır teli evvela birinci heykelin, sonra ikincisinin ve üçüncüsünün kulağına sokar. Aynı anda gözleri ışıldayarak, büyük bir mutlulukla “Buldum” der. Sokrates başta olmak üzere bu delikanlıyı merakla izleyen herkes şaşırır.

Delikanlı heykelleri göstererek “Üç heykele de yakından baktığım vakit, bunların ağız ve kulak deliklerinin açık olduğunu fark ettim. Gördüğünüz gibi elime bir tel aldım ve teli ilk heykelin kulağına soktum. Tel heykelin bir kulağından girdi, diğerinden çıktı. Bu değersiz bir sözü temsil eder, yani siz birine bir söylersiniz onun bir kulağından girer, diğer kulağından çıkar. İkinci heykelin kulağından teli soktum, bu kez tel kulaktan girip ağızdan çıktı. Bu daha değersiz bir sözü temsil eder yani siz birisinin kulağına eğilip ona bir sır verirsiniz o da sizin ona verdiğiniz sırrı gidip başkasına söyler. Ama üçüncü heykelin kulağına teli soktuğum zaman, tel bir süre gittikten sonra durdu, artık hareket etmedi. İşte bu heykelin kulağından teli çıkarıp kulak ile telin gittiği yer arasındaki mesafeyi ölçünce, bu mesafenin kulak ile kalp arasındaki mesafeye tekabül ettiğini gördüm. İşte farklı ve değerli olan heykel budur efendim. Siz birisine bir söz söylersiniz, onun kulağından girip kalbine gider.”

Sokrates afallamış bir şekilde: “Doğru” der ve ardından ekler: “Adın nedir senin evladım?” Delikanlı “Aristo” der.

aristo ile ilgili görsel sonucu

Kaynak: Kafkaokur Mayıs/Haziran 2017- Kaan Murat Yanık

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1931

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here