Kimi zaman yaşadığımız şehrin sokaklarında, kimi zaman gittiğimiz mekanların tuvalet kapılarında kimi zaman da yüksek binaların boş cephelerinde aniden karşımıza çıkan ve bizi kendine hayran bırakan sokak sanatının gelişimi nasıl gerçekleşti? Uzun bir süre vandalizm olarak kabul edilen bu sanat akımı nasıl özel koleksiyonerlerin ya da önemli sanat kurumlarının peşinden koştuğu bir türe dönüştü?

Sokak sanatı dediğimizde genelde insanların aklına grafiti gelir. Aslında bu, çok da yanlış bir düşünce değil. Grafitiler sokak sanatının ilk örnekleri olarak kabul edilir. Sokak sanatı, 1920li ve 1930lu yıllarda çetelerin şehir duvarlarına ya da metro trenlerine yaptıkları grafitilerle başladı. Aynı zamanda gerilla işi olarak kabul edilen grafitinin de ilk formu “tagging” denilen sanatçının kendi adını ya da lakabını ayrıntılı bir şekilde yazmasıdır. Hatta, erişilemez konumlara “tag” bırakan sanatçılar, ait oldukları çete ya da topluluk içinde fazla puan kazanırlardı.

Asıl hızını 1970ler ve 1980lerde kazanan grafiti, toplumun kesimi tarafından “yıkıcı bir kültür” olarak görülüyordu. Özellikle, siyasiler ve varlıklı toplumlar tarafından çetelerle bağdaştırıldığı için kötülenmeye ve yabancılaştırılmaya çalışıldı.  Ama bu durum çok da başarıya ulaşamadı. Çünkü, dönemin gençleri ve haklarından mahrum edilmiş ya da temsil edilmeyen toplum grupları tarafından yaşanan sosyo-politik olaylara karşı bir tepki ve duyulan memnuniyetsizliği dile getirme şekli olarak benimsendi. The History of American Graffiti kitabının yazarları Roger Gastman ve Caleb Neelan tarafından bu dönem, sokak sanatı için “önemli bir dönüm noktası” olarak adlandırılıyor.

Grafiti zamanla iki farklı yöne doğru evrildi: baskı ve mural. Baskı kullanan sanatçılar, kısa sürede daha ayrıntılı çalışmalar yapmayı başardı. Sprey boya kullanmaya devam eden bir kısım da şimdilerde binaların boş cephelerini süsleyen devasal murallar üzerine çalıştı.

1970ler ve 1980lere geldiğimizde New York’ta iki sanatçı dikkat çekmeye başladı: Keith Haring ve Jean-Micheal Basquiat. Keith Haring özellikle metroları süsleyen canlı renklere ve cesur çizgilere sahip çalışmalarıyla dikkat çekti. Aynı zamanda imzası sayılan “radiant baby” motifi ile oldukça popülerleşti. Eserlerinin ana ilham konusu dönemin AIDS kriziydi. Çalışmalarıyla önyargının ne kadar tehlikeli olduğu konusunda uyarmaya çalıştı. Jean-Michel Basquiat ise 1970lerde Manhattan’ın doğusunda yaptığı çalışmalarla ün kazandı. 1980lerde de Andy Warhol ile arkadaş olup ortak çalışmalara imza atan Basquiat’ın çalışmalarıyla 1992’de The Whitney Museum of America Art‘da bir sergi düzenlendi.

Radiant Baby- Keith Haring
Jean-Michel Basquiat

Amerika’da hızla artan popülerliğinin ardından sokak sanatı, diğer ülkelere de yayılmaya başladı. Çalışmalarına Paris’te başlayan Blek le Rat, Fransa’daki baskı sanatının öncüsü kabul edildi. Meşhur “fare” baskını Fransa’nın başkentindeki baskıcı yönetimi ve klasik sanat anlayışını eleştirmek için kullandı.

Blek le Art

1990lar’da Bristol’da ortaya çıkan İngiliz sanatçı Banksy, kimliğini hala gizli tutmayı başaran dünyaca ünlü bir sokak sanatçısına dönüştü. Şimdilerde farklı farklı ülkelerde, beklenmedik yer ve zamanlarda çalışmalarıyla kendinden söz ettirmeye devam ediyor.

Girl and Heart Balloon – Banksy

Brezilyalı kardeşler Os Gemeos ise hiphop kültürüyle öğrendikleri sokak sanatı çalışmalarında Bary MacGee‘den ilham aldılar. Yaptıkları devasal murallar, şimdilerde Art Basel Miami Beach, Tate Modern, Institute of Contemporary Art gibi önemli sanat merkezlerinde sergileniyor.

Os Gemeos

Günümüzde ise sokak sanatı, sadece duvarlara baskı ya da sprey boya ile yapılan çalışmalardan fazlasını kapsıyor. Vinil oyuncak ve kıyafetler yapan KAWS’ın ve duvar katmanlarını kaldırarak yaptığı portreleriyle Vhils’in çalışmaları, sokak sanatının grafitiden nelere evrildiğinin önemli örnekleri olarak gösterilebilir.

KAWS
Whils

Toplumdaki iki yüzlülüğü, eşitsizliği dikkat çekmek, sosyal ve politik problemleri sokaktaki insanın dikkatine sunma amacı edinen sokak sanatı, sizin için vandalizm mi yoksa gerçek bir sanat türü mü?

Kaynak: 1, 2

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here