Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

9 Nisan 1948’de Fransa’nın kuzey doğusunda yer alan Metz’de doğan Bernard Marie-Koltes, ilk defa 1961 yılında eğitim gördüğü okulun sahnesinde, Moliere’in bir oyununu sahneye koyarak tiyatro kariyerine başlar. Çağdaş bir klasik olarak kabul edilen yapıtlarıyla dünyada en çok sahnelenen ve oyunları birçok dile çevrilen Fransız tiyatro yazarlarından biridir.

Cezayir Savaşı’ndan çok etkilendiğini, 1988 yılında katıldığı bir söyleşide dile getirir: “Taşrada her şey garip bir biçimde cereyan ederdi: Cezayir diye bir ülke sanki yoktu ama yine de Arapların kahveleri havaya uçurulurdu ve Araplar nehre atılırdı. Bir çocuğun, nedenini anlamaksızın çok etkileneceği tarzda bir şiddet yaşanıyordu. 12-16 yaşlarındaki izlenimler kalıcıdır; bence her şey o sırada belirlenir. Her şey. Benim açımdan, elbette, Fransızlardan çok yabancılarla ilgilenmeme neden olan buydu. Fransa’nın taze kanının onlar olduğunu çok çabuk anladım ve eğer Fransa sadece Fransız kanından yaşamaya kalksaydı, bu, kısa sürede kabusa dönüşürdü, İsviçre gibi bir şey olurdu. Her alanda olacağı gibi sanat alanında da tam bir kısırlık yaşanırdı.

20’li yaşlarının başında bir gazetecilik okuluna yazılan Koltes, derslere pek gitmez ve asla çalışmamaya karar verir. Yazarlık dışında tek yaptığı iş ise sinemalarda yer göstericiliğidir. Daha sonra Strasbourg’a yerleşir ve bir çeşit ‘burs’ kazanarak kentin tiyatro okulu olan Ecole Du TNS’e rejisör yardımcısı olarak girer. Kendine ait oyunlarını bu sıralarda yazmaya başlamıştır. Gorki’nin Enfance adlı eserinden esinlenerek “Les Amertumes”i ve Dostoyevski’den esinlenerek “Proces Ivre”yı yazmıştır. Tüm yapıtlarında İncil’e gönderme yapan Koltes’in aynı zamanda, İncil’den esinlenerek yazdığı La Marche adlı bir eseri de mevcuttur.

Gördüğü ilgiyle birlikte heveslenen Koltes daha sonra “Iheritage” ve “Recits Morts” adlı oyunlarını yazar. Bu eserlerinden ilki, radyo oyunu olarak yayınlanır ve diğeri de kendisi tarafından 1973 yılında Strasbourg’da sergilenir. Başarısı artmaya devam ederken şöhretle gelen baskılar Koltes’in canını sıkmaya başlamıştır bile.
“Des Voix Sourdes” ve “Le Jour Des Meurtres Dans L’thistoire D’Hamlet” adlı oyunlarını ise bunlardan birkaç ay sonra yazar. “Des Voix Sourdes” tekrar radyo oyunu olarak yayınlanır. Aynı yıl Fransız Komünist Partisi’ne üye olan yazar, kısa bir süre sonra partiden istifa etmesine rağmen seçmen olarak kalmaya devam eder.

“Kardeş bir insanlık” ütopyasıyla umudunu yitirmemesi, insanlığa inanması ve onlara umut vermeye çalışması da eserlerinin satır arasında bulunan Koltes, ironik olarak; trajik, şiddet dolu ve umutsuz eserlere sahip olmasıyla bilinir.

1975 yılında uyuşturucu bağımlısı olmasının ardından, intihar girişiminde bulunmuş ve 1984 yılında bir söyleşide bunu dile getirmiştir: “Aslında uyuşturucu tamamen kişisel bir coşku hali yaratıyor, ama bu, ilginç bir biçimde, onsuz elde edebileceğimiz coşkuya çok benziyor.”

Daha sonra bununla alakalı olarak “La Fuite a Cheval Loin Dans La Ville” adlı bir roman yazar.

Birkaç yıl sonra “La Nuit Juste Avant Les Forets” (Ormanların Hemen Önündeki Gece) adlı monologu sergilenir. Ama fark edilen şudur ki, Koltes’in son iki oyunu arasında çok belirgin bir ayrım vardır ve 1983’te verdiği bir demeçte bu ayrımdan şöyle bahseder: “Her şeyden önce, aradan üç yıl geçmiştir; hiçbir şey yapmayıp artık yazamayacağımı düşündüğüm bir üç yıl. Yeniden yazmaya başlayınca da bambaşka bir yazı çıktı ortaya.”

Koltes, artık aynı Koltes değildir. Değişmiştir ve kendisi de bunun farkına varmaya başlamıştır.

Daha sonra “Sallinger” adlı oyununu yazar ve bu oyun aynı yıl sergilenmeye devam ederken, Koltes kendisini en çok etkileyecek iki kıta (Orta Amerika ve Afrika) ve aynı şekilde kendisini çok etkileyecek iki ülkeyi (Nikaragua ve Nijerya) gezme şansını elde eder.

1980’lerin başında Paris’e yerleşen yazar, tekrar Afrika ve Orta Amerika’ya giderek “Combat De Negre Et De Chiens” (Zenciyle İtlerin Dalaşı) adlı eserini de orada, Guatemala’da iki ay kaldığı ve doğru düzgün İspanyolca bile konuşulmayan küçük bir köyde yazar. Yapıt, aynı yıl yayınlanır ve sahnelenir; hatta radyo oyunu olarak da yayınlanır. Sonraki yıl ise “Ormanların Hemen Önündeki Gece” ve “Zenciyle İtlerin Dalaşı” adlı iki eseri Paris’te sahnelenir.

Ünü artmaya devam ederken kendisini kaybetmeye başlayan Koltes, normal yaşantısına devam etmekte zorlanmış ve kendini eroin, alkol ve kadınlara vermeye başlamıştır. Birçok kadınla beraber olduktan sonra ilgisini erkeklere yöneltmeye başlayan Koltes, AIDS’e yakalandığı yıl eşcinselliği hakkında şunları söyler: “Benim eşcinselliğim, sırtımı dayayabileceğim sağlam bir temel direk değildir, arzularıma dayanırım elbette, ama onların eşcinsel oluşunun farklılığına değil. Zaten bu nedenle de oyunlarımda bundan doğrudan söz etmem. Bu bağlamda özel olarak hangi dramdan söz edebilirim ki. Eşcinsellik, hakkında giderek daha az fikir sahibi olduğum bir konudur.”

Yayınlanmamış eserleri, yavaş yavaş yayınlanmaya başlamıştır. 1984 yılında ise 1976’da yazmış olduğu romanı “La Fuite a Cheval Tres Loin Dans La Ville” yayınlanır.

1985 yılında hala oyun senaryosu yazmaya devam ettiği zamanlarda “Quai Quest” (Batı Rıhtımı) adlı eseri yayınlanır. İlhamını ise 1983 yılında verdiği bir söyleşide şu şekilde anlatır: ”Manhattan’ın bir köşesinde, eski limanın olduğu yerde depolar vardır; bunlardan özellikle birinde, büyük ve boş bir hangarda birkaç gece gizlenmiştim. Burası olağanüstü tuhaf bir yerdir –berduşlar, ibneler, dümenler ve her türlü hesaplaşmalar için yaratılmış ama nedense aynasızların asla gitmedikleri bir yer. Oraya girer girmez, ayrıcalıklı bir yerde olduğunuzu anlarsınız, bitkilerin farklı bir biçimde geliştikleri bir bahçenin ortasında terk edilmiş bir alan; normal düzenin olmadığı ama çok garip başka bir düzenin kurulduğu bir yer…”

Batı Rıhtımı Paris’te sergilenir ve aynı sene Shakespeare’in, Kış Masalı adlı yapıtının çevirisini yaptığı eseri “Le Retour Du Desert” yayınlanır.

Son yıllarda yazar, yaptığı söyleşilerde, özel tiyatrolar sistemine övgüler düzer ve Batı karşıtı tavırlarını hat safhaya çıkartır. Uzun yıllar para sıkıntısı çekip dostlarının yardımıyla geçinmiş olamasına rağmen, yapıtlarından epey para kazanmaya başlamıştır. Ama bu dönemde hastalığı iyice ilerler. İki değişik kansere yakalanmış olmasına rağmen, uyuşturucuya olan bağımlılığı asla bitmemiştir.

Son ve en bilindik eseri denilebilecek “Robert Zucco” adlı yapıtını, ölümünden birkaç ay önce adeta bir vasiyetname niteliğinde yazmıştır. 1988’de, İtalyan seri katil Robert Succo’dan esinlenip yazdığı eser, 20. yüzyılda yaşayan ama geçmiş tüm zamanlara ait yazgıları, ıssızlığı ve ölüme doğru yürüyüşleri konu almıştır. Tıpkı tüm karakterleri gibi.

Sıra dışı bir yaşam sürmüş olan sıra dışı adam Bernard Marie-Koltes, alkol ve uyuşturucu çukurundan kurtulamayıp AIDS’e yenik düşerek, 15 Nisan 1989’da, 41 yaşındayken hayata gözlerini yummuştur.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here