Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

Kulübesinin üzerinde uyumayı seven; büyük, siyah kulaklı köpek Snoopy’yi elbette tanırsınız. Peki zaman zaman sahibi Charlie Brown’dan daha akıllı görünen Snoopy’nin, hayata sürekli olumlu bakan Charlie Brown’ın ve arkadaşlarının maceralarını konu alan Peanuts’ı yaratan kişiyi? Gelin Peanuts’ı hayatımıza kazandıran karikatürist Charles Schulz’un yaşamına beraber bir göz atalım.

26 Kasım 1922’de Minneapolis, Minnesota’da doğan Charles Schulz, yarattığı Peanuts çizgi romanını 1950’de piyasaya sürdü. Ana karakteri Charlie Brown’ın ve arkadaşlarının maceralarını anlatan çizgi roman 2000’den fazla gazetede yayınlandı ve birçok dile çevrildi. Peanuts aynı zamanda televizyonda da kendine yer buldu.

Schulz, bir Alman göçmen ve berber olan Carl ve eskiden garsonluk yapan Dena’nın tek çocuğuydu. Gençliği boyunca pazar sabahları babasıyla beraber çizgi roman okumak gibi bir ritüeli vardı. Mickey Mouse, Popeye ve Skippy’nin maceralarını ilgiyle okuyan Schulz, bu maceralardan etkilenerek karikatürist olmayı amaçladı. 1937 yılında çizdiği aile köpeği Spike’ı o dönemin ulusal gazetelerinden Ripley’s Believe It or Not’ta gördüğünde ise oldukça gururlandı. Annesinin desteği ile şimdiki adı Art Instruction Schools olan Federal School of Applied Cartooning’i bitirdi ve böylece sanatsal çalışmalarını bir üst seviyeye taşıdı.

Schulz, 1920’lerin sonlarından 1940’lara kadar kendini geliştirirken çizgi roman sektörü büyük bir değişim yaşadı. 1920 ve 1930’ların tam sayfa çizgi romanları, sanatçıların Art Deco akımından etkilenmesiyle farklı bir boyut kazandı. Bunlar arasında Dick Tracy ve Little Nemo da bulunuyordu. Ayrıca 1940’ların ve 1950’lerin sonlarında gazete editörleri, savaş sonrası minimalist modeli teşvik etti. Bu nedenle gazete karikatüristleri şerit boyutlarını küçülttü, kalem darbelerini azalttı ve akılcı mizah ile mizah anlayışlarını değiştirdi. Editörlerin amacı eğitimli kesime ulaşmaktı. Schulz’un entelektüel mizahı da çizgi romanlardaki bu değişime oldukça uyum sağladı.

1943 yılına gelindiğinde Schulz’un hayatını derinden etkileyen iki büyük olay yaşandı. Bunlardan birincisi çok yakın olduğu annesinin kanserden ölümüydü. İkincisi ise askeri kariyerinin başlangıç noktası olan Camp Campbell, Kentucky’ye yaptığı tren yolculuğuydu. Her ne kadar yaşadığı süre boyunca hem eserleriyle hem de askeri alandaki liderliği ile gurur duysa da Schulz, annesinin ölümünden ve yaşadığı savaş tecrübelerinden oldukça etkilendi.

1945 yılında savaştan dönen Schulz artık karikatürist olma hayalini gerçekleştirmek istiyordu. Bu sebeple babasının St. Paul’da bulunan berber dükkanına gitti. Öğrenim gördüğü okul olan Art Instruction’da iş buldu. The Saturday Evening için tek panelli karikatürler çizecekti. Aynı zamanda St. Paul Pioneer Press için haftalık çizgi romanlar hazırlayacaktı. İlk çalışmaları yaşlarına göre oldukça ileri seviyede olan, erken gelişmiş çocukların maceralarını anlatıyordu. Schulz, yeteneklerini ulusal piyasa için biledi. 2 Ekim 1950 tarihine gelindiğinde ise Peanuts’ın ilk maceraları 7 farklı ulusal gazetede yer aldı. Böylece Schulz, çocukluğundan bu yana kurduğu hayali 27 yaşında gerçekleştirmiş oldu. Bunu başardığında bile yarattığı eserin uzun yıllar varlığını koruyacağını ve küresel etkisini tahmin edemezdi.

Peanuts oldukça popüler oldu. Bunun en önemli sebebi Schulz’un okuyucuya kendi gözlemlerini anlatması ve bu gözlemleri olağanüstü tasvir etme yeteneğiydi. Schulz’un bu yeteneği birçok okuyucuyu etkisi altına aldı. Her karakterin kişiliği yıllar geçtikçe zenginleşti. Bu sayede okuyucular Linus’un battaniyesine olan bağlılığını, Charlie Brown’ın küçük kızıl saçlı kıza olan aşkını, Schroeder’in Beethoven’a olan düşkünlüğünü ve daha fazlasını oldukça iyi bir biçimde benimsedi. Snoopy’nin artan popülaritesi ise dört ayaklı bir hayvanın çizgi romanda iki ayaklı olarak, oldukça hayali ve eşit bir şekilde tasvir edilmesinden geçiyordu. Bunun yanında Schulz’un hikayelerine verdiği yönler de okuyucu için oldukça ilgi çekiciydi.

Schulz’un en önemli özelliği okuyucularını yarattığı karakterlerle ve zekasıyla rahat bir şekilde cezbetmesiydi. Mizahı bazen gözlemsel, bazen nostaljik, bazen de melankolikti. Aynı zamanda hikayelerinde arada bir kullandığı fantastik öğeler de hem gerçekliği askıya alıyor hem de hikayelerini daha da ilgi çekici hale getiriyordu.

1999 yılında Schulz emekli olduğunda Peanuts, 2600’den fazla gazetede yayınlanmış ve 25’ten fazla dile çevrilmişti. Meslektaşları tarafından birçok onur ödülüne layık görülen Schulz’un yarattığı Peanuts da çizgi dizisiyle Emmy Ödülü’ne layık görüldü. Amerikan Hükümeti tarafından da oldukça büyük övgüyle karşılandı. NASA kendi uzay araçlarına Peanuts karakterlerinin isimlerini verdi.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here