Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

Bazı sanatçılar zaman zaman yeteneklerinden bağımsız olarak üretimde bulundukları zamanın koşullarına bağlı olarak hak ettikleri konumun çok üstünde bir noktaya konumlandırılabilirler. Kısaca ‘zamanın ruhu’ olarak isimlendirebileceğimiz soyut kavramın üstüne tamı tamına oturan sanatçılardır bu isimler.

Son yıllarda sinema sektöründe de zamanın ruhu’na uydukları için öne çıkarılan sinemacılar ortaya saçıldı. Bunların belki de en önde geleni 2017 tarihli korku ve komedi türündeki Get Out filmiyle büyük çıkış yakalayan yönetmen, senarist ve aktör Jordan Peele. Peele ırkçılık eleştirisi soslu bu tür filmiyle sadece eleştirmenlerin ve seyircilerin yeni gözdesine dönüşmekle kalmadı. Get Out, korku filmlerine ana dallarda pek yüz vermemesiyle tanınan akademiden en iyi özgün senaryo ödülünü kapmayı bildi. Sinemacının merakla beklenen yeni filmi Us nihayet vizyona girdi.

Senaryosu yönetmen Jordan Peele’in elinden çıkan yapımın oyuncu kadrosunda Lupita Nyong’o, Winston Duke, Elisabeth Moss, Tim Heidecker, Shahadi Wright Joseph ve Evan Alex gibi isimler yer alıyor. (Dikkat spoiler içerir!)

us 2019 ile ilgili görsel sonucu

Filmin konusu kısaca şöyle özetlenebilir; Adelaide Wilson (Lupita Nyong’o) çocukluğunda büyük bir travma geçirmiştir. Zamanla bu travmasını bastırmayı öğrenmiştir. Kocası Gabe (Winston Duke) ve çocukları Zora (Shahadi Wright Joseph) ve Jason’la (Evan Alex) beraber mutlu bir aile hayatı yaşamaktadır. Ama genç kadının geçmişindeki travmanın izleri hala görülmektedir. Çocuklarına özellikle de büyük annesini yeni kaybettiği için olumsuz davranışlar sergileyen oğlu Jason’a karşı aşırı korumacı bir tavır sergilemektedir. Kafa dağıtmak ve eğlenmek için gittikleri yazlık evlerinde ise Adelaide’in kabusu gerçeğe dönüşecek ve hatta çekirdek ailenin de dışına çıkarak ulusal bir tehdide evrilecektir.

Yönetmen Peele, bu ikinci eserinde de tahmin edilebileceği gibi salt bir korku filmine imza atmamış. Get Out’un başarısında etkili olan faktörleri belirleyerek, Us’ta da kullanmış. Sinemacı, Amerikan başkanı Donald Trump’ın ırkçı politikalarının gündemde olduğu bir dönemde ülkesinin derinlerine yerleşmiş olan liberal ırkçılığa çomak sokan bir senaryoyu perdeye aktarmıştı. Bunu yaparken antolojik klasik Twilight Zone serisinden de ilham alarak sıradan bir insanın içine düştüğü kabusu anlatırken oyunbaz bir dil  de kullanmıştı.

Peele, yeni filmi Us’ta da bu ögelere yer vermiş. Ama ilk filminin zaman zaman bir parça hedefinden şaşarak parodi-komedi arası bir noktaya savrulmasına sebep olan yüzeyselliğini aşmak için yeni bir yol denemiş. Bu kez daha geleneksel bir korku filmi yapısı kurmaya özen göstermiş. Ana karakterimiz Adelaide’in çocukluğuna tanık olduğumuz giriş bölümünün ardından karakterin 30 yıl sonraki yetişkin halini izliyoruz film boyunca. Geçmişindeki travmanın izlerini yeni hayatında da hisseden ve ailesini bu tehditten korumaya çalışan dominant kadın figürü korku filmlerinde daha önce de çokça gördüğümüz bir öge.

Yönetmen, güçlü bir politik mesaj vermeden, sadece gerilimin sacayaklarını oturtmak için kullandığı filmin ilk yarısında büyük bir risk almış. Hayranlarının kendisinden beklediğini vermeyerek sürprizini sonraya saklamış. Filmin ikinci yarısında, sevimli ve zengin ailemizin en güvenli mekan olarak kabul ettiği evi basan ailemizin ikiz kopyası dehşet saçmaya başlıyor. Daha sonra bu kopya, kirli ve tuhaf kopya ailenin huzurlu ve rahat bir hayat yaşayan zengin siyahi ailenin dünyanın maddi nimetlerinden faydalanamamış ‘kötü’ kardeşi olduğu ortaya çıkıyor. Daha sonra bu ‘kötü kardeş’ler diğer insanlara da planlı bir şekilde saldırmaya başlıyor.

Bu noktada Peele göndermeyi çok sevdiği eleştiri oklarının hedefine ırk/renk ayrımı meselesi yerine ekonomik sınıflar arasında gittikçe derinleşen uçurumu koymuş. Bu uçurumun daha 1986 yılında bile yeterince derin olduğunu ima eden sinemacı, o yıl gerçekleştirilen Hands Across America adındaki eşit haklar eylemine de göndermeler yapıyor. İçlerindeki kin ve intikam duygusuyla büyüyen ezilen ve aslında ‘biz’den farkı olmaması gereken sınıfın mensuplarını nasıl canavarlaştırıp, ötekileştirdiğimiz anlatılmış.

Sinemacı, ana karakterini olayların mağduru olarak göstermek yerine kendilerinden aşağı olan pis kardeşlerini acımasız bir şekilde öldürürken göstermeyi tercih etmiş. Kimi sert tercihler yaparak ailenin küçük çocuklarını dahi cinayet işlerken göstermekten kaçınmamış. Yönetmenin bu tavizsiz tavrı takdir edilmeli. Funny Games (1997) gibi ev istilası filmlerinde genelde başlarına kötü şeyler gelen ev sahiplerine acırız ve kurtulmalarını isteriz. Ama olaya farklı bir yerden bakan bu filmde karakterlere iğrenme ve nefret duygusuyla bakıyoruz.

us 2019 ile ilgili görsel sonucu

Jordan Peele, bu hikayeyi düzgün ve temiz bir işçilikle anlatmayı başarmış. İlk yarısını olayların alt yapısını hazırlamaya ayırdığı için film bir miktar sarksa da ikinci yarıda bölümde hızını artırarak tempolu ve yer yer ironik bir korku filmine imza atıyor. Oyunculuklarda ise başrol performansıyla Lupita Nyong’o’nun öne çıkıyor. Diğer oyuncular da ona başarıyla eşlik etmiş. The Handmaid’s Tale dizisiyle popüler olan Elisabeth Moss da sinir bozucu zengin kadın tiplemesiyle eğlendirmeyi başarmış.

Us belirli sosyal ve politik mesajların bir korku filminin içinde eritildiği sert olduğu kadar eğlenceli ve ironik bir yapım izlemek isteyen seyircileri sinema salonlarında bekliyor.

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here