Film, konusu itibari ile karanlık, gizemli ve gergin bir yapı içerisindedir. Bu yapıyı destekleyecek bir çok öge, filmin anlatmak ve değinmek istediği her şeye güçlü bir şekilde temas etmektedir. Karakterler, mekanlar, hatta diyaloglar bile filmin bütününde sunulmak istenilen distopik yapıya zemin hazırlamaktadır. Bu sebeple senaryonun anlatmak istediği gerçekliğe, konu bütünlüğünün sağlanması ve anlatılmak istenilen içeriğin genel geçer bir düşünce sisteminde sıradanlaşmaması adına kamera kullanımından ışık kullanımına, ses kullanımından müziğe ve son olarak kurguya kadar her adım büyük önem arz etmektedir.
Filmin açılış sahnesi itibari ile ışık ve kamera kullanımı atmosferin yaratılmasını aynı zamanda da kasvetin içerisinde ana karakter olan Kadir’in bulunduğu ortamı bize göstermektedir. Bu sahnede kamera dengesiz ve düzensiz yaratılmış olan mekanı geniş kapsamlı göstermektedir. Burada ışık kullanımı mekanın kasvetine hizmet edercesine kullanılmış ve bir sonraki planda görülen zincirle bağlanmış kapının ardındaki ferah ve aydınlık hayatın dışarısında kalan Kadir’in, abluka altına alınmış yaşamına karşı görsel bir nitelik kazandırmaktadır. İlk sahne ve diğer iki üç sahnede kamera durağan, genellikle sabit ve görsel anlatı açısından karakterlerin hayatını uzaktan izlemeyi sağlayan bir etki yaratmaktadır. Bu sahneler açısından ışık kullanımı, iç sahnelerde kasvetli, boğuk ve karanlık bir etki yaratmaktadır. Dış sahnelerde ise daha aydınlık ve ferah bir etki yaratma peşindedir. Fakat bu aydınlık ve ferahlık genel olarak puslu bir görüntüyle aktarılmıştır. Ayrıca tam da bu kısımda değinilmesi gereken bir öge olarak müzik önemli bir yere sahiptir. Kadir’in dolmuş içerisinde mahalleye giderken kullanılmış olan müzik ve bu müziğin ritmik yapısı itibari ile ”ablukaya” ilk giriş, müzik sayesinde gergin ve tempolu bir şekilde gerçekleşir. Müziğin yarattığı etkiden sonra başka bir sahnede Kadir, Meral ve Ali’nin yemek sahnesi ile birlikte mekanın daha canlı, renkli görüntüsü ve sohbetin de enerjik hali ile birlikte ışığın mekana pozitif bir değer kattığı görülür. Kadir’in, ”abluka” içerisinde yaşayan kardeşi Ahmet’in evine gidişi ile birlikte, Ahmet’in karakteri ve yaşamı ile ilgili doneleri, ışığın mekan üzerinde yaratmış olduğu maharet ile ortaya çıkar. Bu sahnelerde kamera genellikle sabit ve orta ölçekli bir açıda işlev yürütmektedir. Işığın yarattığı etki üzerinden Ahmet’in yaşadığı ortama, psikolojisine, durağan ve çekimser yapısına göz attıktan sonra, çalıştığı işe ve hikaye içerisinde bir nesne olarak karşımıza çıkardığı köpeklere ne denli büyük bir ”abluka” yarattığını ve aslında bu ablukanın da, Ahmet üzerindeki etkilerini kameranın açı-karşı açı tekniğini kullanmasıyla görebilir. Bir yandan elindeki tüfeği keskin, kararlı ve dikkatli bakışları ile köpeklere doğrultan Ahmet’i, ardından da köpeklerin yaşadıkları bu ”abluka”ya karşı verdikleri acı dolu inlemelerini işitiriz. Bu sahnede dış mekanın puslu görüntüsü, Ahmet’in köpekler üzerinde yarattığı abluka sayesinde gergin bir ambiyans ile birleşerek psikolojik üstünlüğü eline alır ve sahneyle birlikte yaratılan ablukaya seyirciyi de dahil eder.
Ahmet’in yaşadığı ve yaşattığı ablukaya daha genel bir çerçeve içerisinden bakmak gerekirse, Ali ile Kadir’in bira içmek için mahalle bakkalının illegal olarak işlettiği ve bir bakımdan mahallenin birahanesi olarak görülen, arka kapılardan geçilip girilen ve ”sığınak” niteliği taşıyan mekandan bahsedilebilir. Mekandaki ışık kullanımı tungstendir. Bu sayede ortamın loş ve basık görüntüsü sarı ve turuncu tonlar ile güçlendirilerek sıcak bir ambiyans yaratılmıştır. Ayrıca mekan açısından da geniş ve rahat bir ortam yaratılmamasının sebebi gizlilik durumuna artı bir gösterge niteliği taşır. İnsanların oturdukları masa ve taburelerin küçük, yerin kısmen toprak ve beton olması da bu duruma ek göstergeler olarak söylenebilir. Kamera, diyalogların öne sürdüğü karakterleri tanıma durumu nedeni ile omuz ve yakın plan dahilinde işlev görmektedir.
Işık ve kameranın bir diğer etkin olduğu sahne ise, Kadir ve Ahmet’in birlikte yemek yedikleri sahnedir. Bu sahnede Kadir’in Ahmet’e karşı sorgulayıcı ve didikleyici tavrı, ışığın ikisinin de yüzünde yaratmış olduğu parça tesirli etkisi ve cevapların taşıdığı anlam üzerinden emin olamama ve muallakta kalma gibi durumunu güçlendirme çabasına ekstra bir etki sunmaktadır. Ayrıca kamera tam da bu çabaya uygun olarak konumlandırılmıştır. Açı-karşı açı ile karakterler birbirlerini diyaloglar minvalinde süzerken, bir bakımdan izleyici de karakterler arasındaki bu çarpışmaya omuz ve yakın planların kullanımıyla maruz kalmaktadır. Kameranın bu şekilde konumlandırılmasına bir diğer örnek ise; Kadir ile Meral’in tavla oynadıkları sahnesidir. Bu sahnede de açı-karşı açı ve amors çekim tekniği kullanılmıştır. Karakterlerin birbirlerinin hayatlarını yakından tanıma durumuna vesile olan diyaloglar bu çekim teknikleri kullanılarak gerçekleşmiştir. Ayrıca sahnede yaratılan ışık, iki karakterin ve mekanın genel görüntüsüne hitaben keskin ve daha canlıdır.
Kameranın hikayeye olan bağlılığı, bir gece Kadir’in büyük bir ses ile uyandıktan sonra kendini sokağa atıp görmüş olduğu, mahallenin bir ucundan öteki ucuna kadar olan bütün çöp konteynerlerinin ateşe verilmiş olmasıyla pekiştirilebilir. Burada kameranın deep focus’u tercih etmiş olması önemli bir yerde durmaktadır. Çünkü deep focus’un etkisiyle birlikte puslu, boğucu bir mahalle ve bu mahallenin de baştan sona ”abluka” içerisinde olduğu izlenimi izleyiciye aktarılmıştır. Ayrıca bu sahnede kullanılan tekniğin, Orson Welles’in ”Citizen Kane” filminin estetik açıdan devrim niteliği taşıyan yemek sahnesindeki alan derinliğinin kullanım şekli ile benzerlik taşıması önemli bir yerde durmaktadır.
Sonraki sahnelerde kameranın izleyiciyi de sahneye dahil ettiği ve Ahmet’in hayatı ile özdeşleşmemize vesile olan sahne ise, Ahmet’in yaşadığı belli olaylar sonrasında işine karşı olan bağlılığını ve heyecanını kaybetmiş olup, başarısız geçen bir iş gününden sonra da tüfeği ile vuramadığı fakat yaraladığı köpeği evine getirmesi ve onu tekrardan iyileştirmeye karar verdiği sahnedir. Köpek ile Ahmet’in de kendisinin farkına varamadığı bir bağ kurulur ve filmde ilk defa göreceğimiz ”mutluluk” kavramının görsel düzeyde önümüze çıkması sağlanır. Sahnede, Ahmet köpek ile oynar ve ikisi de mutludur. Burada önemli olan detay ise, Ahmet’in köpeği eve alması ile birlikte evde kullanılan ışık miktarının önemli ölçüde artmasıdır ve Ahmet için daha yaşanılabilir bir hayatın başlangıcını temsilen, aydınlığın ev içerisinde bariz bir şekilde belirginleşmesidir. Ayrıca kamera da bu mutlu yaşama hizmet eder ve hızlı bir kurgu içerisinde, Ahmet’in geçmişteki mutlu yaşamına ithafen ailesinin duvarda asılı olan fotoğraflarını izleyiciye bölüm bölüm gösterir.
Filmin, ses ve kamera ile birlikte izleyiciyi davet ettiği ve yaşanılan durum ile özdeşleşme kurmayı sağladığı bir diğer sahne de Kadir’in alt katında oturan Meral’in seks esnasında çıkardığı seslere odaklanması ve odaklanmayla da kalmayıp kafasını yere dayayıp sesleri dinlediği sahnedir. Bu sahnede kamera Kadir ile birlikte hareket edip seyircinin de Kadir ile birlikte kafasını yere koymasına neden olacak bir hareket sergileyip özdeşleşmeyi kurmaya çalışır. Ayrıca bu sahnede kullanılan ışık, mekanın soğuk atmosferine rağmen sıcak tonlar ile desteklenmiş ve bir bakımdan Kadir’in sesler ile birlikte hareketlenen duygularına tercüman olmaktadır.
Kameranın izleyiciyi sahneye davet ettiği bir diğer sahne ise, Ahmet’in eve aldığı yaralı köpeğin evden kaçması ve Ahmet’in köpeği evde aramasıdır. Bu sahnede Ahmet, köpek için ağzı kesik bir plastik şişeye doldurduğu su ile birlikte odalarda aranır. İzleyici de kameranın steady-cam kullanımı ile birlikte Ahmet’in peşinden sürüklenerek odalarda dolaşmakta ve onun köpeği aramasındaki ufak telaşına ortak olmaktadır.
Kameranın kullanımı açısından bu sahnelerin öznelinde yaratılmış olan etki, kullanılmış teknikler, özdeşleşmeyi sağlamak amacı güdülmesi ve kurulan güçlü mizansenler etkili bir şekilde kullanılmıştır. Işık açısından da genel bir değerlendirme yapmak gerekirse, Ahmet’in mutfağındaki kirli her şeyi toparlayıp sokaktaki çöp konteyneri ve sonrasında duyduğu köpek seslerinin onu yol ortasında kitleyip sese odaklaması sonucunda, köpeklerin Ahmet’in üzerine doğru koşup etrafından geçtiği sahne örnek verilebilir. Bu sahne esnasında ters ışık kullanılmıştır. Ortamın bilinmeyen bir zamana ait olması ve gerçekliğinin sorgulanmasına hizmet etmesi açısından da puslu bir atmosfer yaratılmasıyla fazlasıyla etkileyici bir sahne ortaya çıkmıştır.
Ters ışık faktörünün başka bir sahneye etkisi ise, Kadir’in Ahmet’in tutsak edildiği yeri öğrenme adına sokakta konuştuğu kişiyle diyalog kurduğu sahnedir. Bu sahnede de ışık, kara filmlerdeki ışık kullanımının gerisinde kalmayacak bir etki sunmaktadır.