Yedinci sanat olarak 1800’lü yılların sonlarında doğan ve büyük bir sektör haline dönüşen sinemanın bünyesinde birçok türün yanı sıra birçok akım da mevcuttur. İlk filmin yayınlanmasından itibaren önemli sinema akımları, sinema sanatına yön verse de bunların en önemlileri II. Dünya Savaşı esnasında ve sonrasında ortaya çıktı. İşte bu yön veren akımları ele aldığımız yazı dizimizin ikincisindeyse aynı İtalyan Yeni Gerçekçi akımı gibi önemli bir diğer sinema tarzı olan Fransız Yeni Dalgası’na değineceğiz. II. Dünya Savaşı’nın bitiminden itibaren ilk etapta İtalya’da başlayan yeni süreç, sinema sanatındaki değişim fırtınasına öncülük etti. İtalyan Yeni Gerçek Sineması, tüm dünyaya sinema alanında duyulan değişim ihtiyacını hatırlattı. Bu değişimin ikinci ayağı ve belki de en ön plana çıkanı 1950’li yılların sonlarını bekleyen Fransız Sineması’nda oldu. Yeni Dalga, ilk modern sinema hareketi olarak anılacak bir dönüşüm başlattı. İlk kez haftalık L’Express dergisinde, F.Giroud’nun ‘Nouvelle Vogue’ olarak adlandırdığı Yeni Dalga, 1958 yılından itibaren önce Fransa’da hemen ardından da Kıta Avrupası’nda etkili olmaya başladı.

Fransız sineması, savaş sonrası özellikle de Avrupa’da sahip olduğu pazar ve etkililiğini kaybetmeye başlayarak, ciddi şekilde güçlenen Amerikan sinemasına yerini bırakmaya başladı. İlk etapta Fransız yapımcılar, Amerikan filmleri gibi büyük yıldız oyunculardan kurulu ve büyük bütçe ayrılan filmler çekmeyi denedi. Ancak bunun bir hata olduğu çok geç olmadan anlaşıldı. Hemen ardından bu yapımcılar, çoğunlukla daha ilk filmlerini çeken yönetmenlere bütçe ayırmaya ve tanınmayan oyunculara rol vermeye başladı. İşte Yeni Dalga akımını başlatan ilk unsur buydu. Bir diğer önemli unsur da aynı Yeni Gerçekçi akımında olduğu gibi ülkenin içinde bulunduğu siyasi ve toplumsal durumdu. Yeni gelen hükümet ile kurulan Kültür Bakanlığı, ‘Ulusal Sinema Merkezi’ kurarak, yeni çekilecek filmlere fon desteği sağlayacaktı. Bu durum ülkedeki film sayısını ciddi şekilde artırdı. Zaten halihazırda ciddi şekilde sanat filmlerine ağırlık veren sinemaseverler ve sinema salonları varken, bu salonları dolduran filmlerin de çekilmesiyle yeni Fransız Sineması’nın doğması kaçınılmaz oldu. 1951 yılında Andre Bazin tarafından kurulan Le Cahiers du Cinema (Sinema Defteri) dergisinin etrafında toplanan gençlerin film yapmaya başlaması, bu akımın doğuşu olarak kabul edilir.

Yeni Dalga filmleri çekilmeden önce, uzun metraj yerine kısa metrajlı filmler çekildi. Bu hazırlık evresindeki birçok kısa filmle deneyim kazandı genç yönetmenler. Bu akımın ilk filmi olarak, o zamana kadar hiç tanınmayan yönetmen Roger Vadim’den 1956 yılında geldi. Et Dieu Crea La Femme (Ve Tanrı Kadını Yarattı) filmiyle bu akımın öncülüğünü yapar. Vadim filminde, yeni bir kadın tipinin ve alışılmamış bir erotik anlayışın kapılarını aralar. Sonraki filmlerin kadın-cinsellik-erotizm konularının da temeli olur. Yeni Dalga’nın özelliklerini taşıyan ilk uzun metrajlı filmse, 1958 yılında C.Chabrolun çektiği Le Beau Serge (Yakışıklı Serge)’dir. Bu kısa ve uzun metraj üzerine koyarak ilerleyen Fransız Yeni Dalga’sı, 60’ların başından itibaren 10-15 yıla damga vuracak ve Kıta Sineması’nı etkisi altına alacak yapımlar üretmeye devam etti.

Bu akımda, postmodernizm kavramı ilk defa kullanılmaya başlandı. Bir roman kale alınıyormuş gibi kısa diyaloglara önem verilen akımda, yine Yeni Gerçekçi akımında olduğu gibi, halktan olaylar ve insanlar ele alındı. Kısa diyaloglara ve roman tarzı anlatıma önem verilmesinin başlıca sebebiyse, akımın yönetmenlerinin, dergi yazarlığı ve sinema eleştirmenliğinden gelmesiydi. Halkın ilgisini çeken ve onların yaşadığı tarzda aşk ve erotizm hikayeleri beyazperdeye yansıtıldı. Mekân olarak dış mekân tercih edildi. Yaşanan tüm olaylar başta Paris sokakları, kafeleri, eğlence merkezleri olmak üzere Fransız caddelerinde anlatıldı. Akımın genç yönetmenleri, oyuncuları yine çok tanınmayan yüzlerden seçerek; kurgu, görsel biçim ve sinematografik anlatımlarındaki farklılıklarla muhafazakâr tabudan kesin bir kopuş sergilemeye kararlı oldular. Her film yeni bir roman gibi tüm uylaşımlardan bağımsız bir şekilde oluşturuldu. Yönetmenlerin en büyük iddiası ve amacı; her film ayrı bir sanat manifestosu, ayrı bir sinema kuramı özelliğinin taşıyacak olmasıydı. Bu akımın başlıca yönetmenleri François Truffaut, Jean-Luc Godard, Éric Rohmer, Claude Chabrol ve Jacques Rivette oldular. Özellikle de J.Godard bu akımın en bilinen yönetmeni olarak hep ön planda olacaktı.

 

Öne çıkan Fransız Yeni Dalga Filmleri;

Le beau Serge (C. Chabrolun,1958)

Les quatre cents coups (François Truffaut, 1959)

À bout de souffle (Jean-Luc Godard, 1960)

Vivre Sa Vie (Jean-Luc Godard, 1962)

Week End (Jean-Luc Godard, 1967)

La femme infidéle (Claude Chabrol, 1968)

Baisers volés (François Truffaut, 1968)

Céline et Julie vont en bateau (Jacques Rivette, 1974)

 

Kaynakça:

Coşkun, Esen E. (2011). Dünya Sinemasında Akımlar. Phoenix Yayınları, Ankara, Türkiye

Bazin, Andre (2011). Sinema Nedir?. Doruk Yayınları, İstanbul, Türkiye

 

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here