Senaryo yazarlığı, sinema eleştirmenliği, kurguculuk, yapımcılık gibi çeşitli alanlarda sinemaya hizmet vermiş önemli figürlerden biri olan Michelangelo Antonioni, özellikle 40’lı yılların sonlarında başladığı yönetmenlik kariyeriyle birlikte imzası haline gelen, insan doğası üzerine çektiği filmleri ile İtalyan sinemasının en özgün örneklerini vermiştir. 60’ların başında çektiği “İletişimsizlik Üçlemesi” ile hikâye ve aksiyonu bir kenara iterek düşünce, görsellik ve tasarımı ön plana çıkarmış; esrarengiz ve karmaşık ruh hallerini filmlerinde işleyerek sinemada yeni bir kapı açmıştır.[1] Düşük tempolu, karamsar hikayelerini kendine has üslubuyla birleştirerek sinema dünyasına adını altın harflerle yazdıran Antonioni’nin hayat hikâyesi ise çalkantılarla doludur.

Michelangelo Antonioni 29 Eylül 1912 yılında İtalya’nın kuzeydoğusundaki Ferrara kentinde doğdu. Varlıklı bir aileye sahip olan Antonioni çocukluk yıllarında kukla ve figür yapımı, gençlik yıllarında ise uzun yıllar ilgileneceği hobisi olan resme merak sardı. Ünlü yönetmen o yılları bir röportajında şöyle anlatıyordu: “Çocukluğum çok mutlu geçti. Annem gençliğinde işçi olarak çalışmış akıllı ve sıcakkanlı bir kadındı. Babam da işçi bir aileden gelen, sıkı çalışarak refah düzeyi yüksek bir hayat kurmuş iyi bir insandı. Ailem her zaman istediğim şeyi yapma özgürlüğünü vermişti bana…Çocukken bile hiçbir zaman kukla veya insan yüzü çizmedim, daha çok evleri ve geçitleri çizmeyi severdim. En sevdiğim oyunlardan biri de şehirleri düzenlemekti. Mimari konusunda eğitimsiz olmama rağmen küçük süslemelerle dolu yapılar inşa ederdim ve onlara hikâyeler uydururdum. Küçüklüğümde yaşadığım bu deneyimler birer film gibiydi benim için.”[2]

Küçük yaştan itibaren sanata ilgisi olan Antonioni, üniversite eğitimine de Bologna Üniversitesi’nde sanat okuyarak başladı. Daha sonrasında, üniversitenin Teknik Enstitüsü’nde okuyan bir kıza aşık olan Antonioni bölümünü değiştirerek Ekonomi ve İşletme dersleri almaya başladı ve bu bölümden mezun oldu.[3]

Öğrencilik yıllarında hikâyeler ve tiyatro oyunları yazmaya başladı. Bu arada sinemaya olan ilgisi de artmaya başlamıştı ve yerel bir gazetede film yazıları yazmaya başladı. 1940’lara gelindiğinde Antonioni sinema üzerine bir kariyer yapmaya kesin olarak karar verdi ve Roma’ya taşındı. Burada Mussolini‘nin oğlunun yöneticiliğini yaptığı “Cinema” dergisinde çalışmaya başladı, fakat kısa süre sonra politik nedenlerle işinden kovuldu. Dergiden kovulmasının ardından bazı önemli filmlerin senaryo aşamalarında çalıştı. 1942 yılında Roberto Rosselini‘nin yönetmenliğini yaptığı “Un Pilota Ritorna” filminin senaryosunu onunla birlikte yazdı. Aynı yıl Fransa’ya giderek “Les Visiteurs du Soir” filminde Marcel Carne‘nin yardımcılığını yaptı. Her zaman faşizm karşıtı biri olan Antonioni 1943 yılında Almanya’nın İtalya’ya girmesinin ardından Eylem Partisi’nin gizli kapaklı çalışmalarına dâhil oldu. Bu dönemde Fransız edebiyatından çeviriler yaparak para kazanıyordu.

Sinema dünyasına aralarında Gente del Pon‘un da bulunduğu, bir dizi kısa film çekerek döndü. Po Vadisi’nde yaşayan fakir bir balıkçının hikayesini anlatan Gente del Po’nn çekimlerine 1943’te başlayan Antonioni ancak 2. Dünya Savaşı sona erdiğinde filmi bitirebildi. Ve o zamana kadar da filmin bazı kısımları, savaşın beraberinde getirdiği yıkımla beraber yok olmuştu.[3]

1950’de ilk uzun metraj filmi olan Cronaca di un Amore‘u (Bir Aşkın Güncesi) çekti. Dönemin İtalyan sinemasına yön veren ‘Yeni Gerçekçi’ akımın dışına çıkarak burjuva ile sokak hayatını bir araya getirdiği film, Antonioni sineması denince akla gelen özellikleri taşıyan ilk film oldu. Çeşitli festivallerden ödülle dönen film, sinema eleştirmenlerinin sert eleştirilerine maruz kaldı. 1952’de çektiği ve ikinci filmi olan I Vinti‘de (Yenikler) Roma, Paris ve Londra’da geçen üç ayrı öyküde savaş sonrası neslin içinde bulunduğu psikolojik durumu işledi. Fransa ve İngiltere’de filmin gösterimi yasaklandı. Bu iki filmi sırasıyla, La Signora Senza Camelie (Kamelyasız Kadın) ve L’amore in città izledi. Antonioni’nin adını daha geniş kitlelere duyurması ise 1955 yılında çektiği Le Amiche (Kadınlar Arasında) filmi ile oldu. Cesare Pavese‘nin romanından uyarlanan film, Venedik Film Festivali‘nde Gümüş Aslan ödülünü kazandı. Bir sonraki filmi Il Grido (Çığlık) ise hiâayenin merkezinde Antonioni filmlerinden aşina olduğumuz burjuva hayatından gelme güçlü kadın karakterin aksine, işçi sınıfından zayıf bir erkek karakterin olduğu bir filmdi. Antonioni bu film ile Locarno Film Festivali‘nde Altın Leopar ödülünün sahibi oldu.

1960 yılında çektiği ve sinema tarihine “İletişimsizlik Üçlemesi” olarak geçen serinin ilk filmi L’avventura (Macera), Antonioni’nin dünya çapında tanınan bir yönetmen olmasını sağladı. Antonioni daha sonra birçok filmde beraber çalışacağı Monica Vitti ile ilk kez bu film ile çalışma fırsatı yakaladı. Cannes Film Festivali‘nde gösterilen film, Jüri Özel Ödülü’nü kazandı. Hikâye olarak birbirinin devamı olmamasına rağmen, ortak bir meramı anlatan La Notte (Gece) ve L’eclisse (Batan Güneş) üçlemeyi tamamlayan diğer filmler oldu. Antonioni, La Notte filmi ile 1961’de Berlin Film Festivali‘nden Altın Ayı ile döndü. Daha önceki tüm filmlerini siyah-beyaz çeken Antonioni’nin ilk renkli filmi 1964’te çektiği Il Deserto Rosso (Kızıl Çöl) oldu. Antonioni, bu filmle birlikte ilk kez, resme olan ilgisinin de avantajıyla, renkleri de aktarmak istediği mesajın bir parçası olarak kullanma fırsatı buldu. Bazı otoritelerin İletişimsizlik Üçlemesi’nin devamı olarak kabul ettiği Il Deserto Rosso, Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan ödülünün sahibi oldu.

İtayla’da çektiği filmler ile kendini kanıtlayan Antonioni rotasını ülke dışına çevirdi ve MGM ile 3 filmlik bir kontrat imzaladı. Bu 3 filmden ilki 1966 yılında Arjantinli yazar Julio Cortazar‘ın aynı adlı romanından uyarladığı, Blow-Up (Cinayeti Gördüm) oldu. Bir cinayet hikâyesini anlatan film uluslararası alanda büyük bir başarı kazandı ve Cannes Film Festivali’nden Altın Palmiye ile döndü. Anlaşmanın ikinci filmi Antonioni’nin 1970’te Amerika Birleşik Devletleri’nde çektiği Zabriskie Point (Zabriskie Noktası) oldu. Film Antonioni’nin çalıştığı en yüksek bütçeli işti. Müzikleri için Pink Floyd, The Rolling Stones gibi dünyaca ünlü gruplarla çalışıldı. Fakat bütün bunlar filmin gişede batmasının önüne geçemedi. Antonioni 1972 yılında Çin hükûmeti tarafından Çin Halk Cumhuriyeti’ne davet edildi ve burada Chung Kuo adlı belgeseli çekti. Komünizm karşıtı olduğu gerekçesiyle belgeselin gösterimi Çin’de yasaklandı. Antonioni 1975 yılında Profession: Reporter (Yolcu) filmini çekmek için Avrupa’ya geri döndü. Jack Nicholson ve Maria Schneider gibi isimleri kadrosunda bulunduran film, eleştirmenlerden olumlu yorumlar alsa da gişede ciddi bir başarı elde edemedi.

Antonioni’nin bir sonraki filmini çekmesi için ise 5 yıllık bir ara vermesi gerekiyordu. Bu arayı sinema alanındaki teknolojik ilerlemeleri takip ederek geçiren Antonioni 1980 yılında Jean Cocteau‘nun, “L’Aigle à deux têtes” adlı tiyatro oyunundan uyarladığı Il Misterio di Oberwald filmi ile sinemaya geri döndü. Bunu 2 yıl sonrasında çekeceği Identificazione di una donna (Bir Kadının Tanımlaması) filmi takip etti.

1985 yılında geçirdiği felç sonucu kısmen hareket edebilen ve konuşamaz hale gelen Antonioni buna rağmen sinemadan kopmadı. Bu dönemde birkaç kısa belgesel film çeken Antonioni, 1995 yılında Wim Wenders ile birlikte Al di là delle nuvole (Bulutların Ötesinde) isimli uzun metraj filmi çekti. Daha önce Blow-Up filmi ile “En İyi Yönetmen” ve “En İyi Özgün Senaryo” dallarında 2 Oscar adaylığı olan Antonioni, 1994 yılında “Akademi Onur Ödülü”nün sahibi oldu. Usta yönetmenin son filmi ise Wong Kar-Wai ve Steven Soderbergh ile birlikte oluşturduğu bir antoloji olan Eros filmi oldu. Antonioni, dünya sinema tarihinin bir diğer efsanesi Ingmar Bergman ile aynı tarihte, 30 Temmuz 2007’de Roma’da hayata gözlerini yumdu.

Kaynakça

  1.  Ankeny, Jason. “Michelangelo Antonioni”. AllMovie. Retrieved 21 May 2012.
  2.  Tassone, Aldo. I film di Michelangelo Antonioni: un poeta della visione. Vol. 15. Gremese Editore, 2002.
  3.  Wakeman, John. “World Film Directors Vol. II 1945–1985.” (1988).

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here