“Sinemanın en popüler psikopatları” serimizin son bölümündeyiz. Öncesinde var olan bölümlere denk gelmişseniz anımsayabilirsiniz; psikopat karakterleri izlemeyi neden sevdiğimiz ile ilgili bir iki bir şey dedikten sonra, psikopat denildiğinde akıllara ilk gelen ve belki de sinemanın en ikonik karakteri olan Joker’i canlandırmış üç büyük oyuncuya ‘saygı duruşu sunma’ gibi ritüelimiz bulunuyor. Son bölümümüzde ise Golden Globe‘larda En İyi Erkek Oyuncu ödülünü yeni almış ve bir de, halihazırda Akademi Ödülleri‘nde en güçlü adaylığı elinde tutmasıyla beraber, dikkatleri uzunca bir süre üzerinde toplayacak gibi görünen Joaquin Phoenix için birkaç şey söylemek isteriz.

“Umarım ölümüm hayatımdan daha değerli olur.”

Joker gelişen sinema içerisinde oldukça ilginç bir karakterdir. Çizgi roman kökenli oluşu ve esasında birbirinden farklı onlarca Joker orijini olmasının getirisi sinemaya da yansıtmıştır. Jack Nicholson‘un Joker’i, Joker’in ”villaindan antikahramana geçiş” sürecinin yapı taşlarını oluşturmuştur. Heath Ledger‘ın Joker’i ise, bu karakterin daha güçlü bir politik eksene kaymasına neden olmuştur. Ne var ki, Joaquin Phoenix‘in Joker’i ise, Joker’in yoğun bir biçimde psikolojik yönünü gün yüzüne çıkarmıştır. İşte tam bu noktada Phoenix‘in muazzam oyunculuğu, bu karakterin tüm histerik ve nevrotik halleriyle bambaşka bir boyut kazanmasına neden olmuştur. Joaquin Phoenix için ne denilebilir ki, son zamanların en unutulmaz oyuncusu…

Sizleri, sinemanın ürkütücü psikopatları ile baş başa bırakmanın vaktidir.

1. Full Metal Jacket (1987)- Pvt. Pyle

Bir Stanley Kubrick başyapıtı olan film, Kubrick’in senaristliğini, yönetmenliğini ve aynı zamanda yapımcılığını üstlendiği bir yapımdır. Vietnam Savaşı’nı konu alan birçok film arasında Full Metal Jacket’ın yeri ayrıdır. Kubrick bu filmde, savaşın aksiyonundan ziyade, bireyler ve dolayısıyla toplum üzerindeki etkileriyle ilgilenir. Bunu yaparken ortaya çıkardığı yıkıcı anlatı öylesine güçlüdür ki, savaşın etkisi seyirci tarafında da sonuna kadar hissedilir. Filmin başarısı bir yana her izleyenin akıllarından hiç şüphesiz kazınmış olan bir karakteri vardır ki…

Vincent D’Onofrio canlandırdığı Pyle karakteri savaşın insan üzerindeki etkilerini yansıtmasının benzersiz bir tasarısıdır. Önceki listelerimizde de yer alan Francis Ford Coppola‘nın yönetmenliğindeki Apocalyplse Now filminde Colonel Walter E. Kurtz karakteri ile amaçlanılan ve ortaya konulmak istenilen bakış açılarıyla benzeşse de her biri olağanüstü nitelik taşıyan benzersiz ve özgün -yapımlar- karakterlerdir.

2. Cape Fear (1991)- Max Cady

Cape Fear, yönetmen Martin Scorsese‘nin 60’ların gerilim klasiğinin 90’lara uyarlamasıdır. Orijinal filmde olan pek çok oyuncununda yer aldığı yapımda; Max Candy hüküm giymiş bir tecavüzcüdür. Hapishaneden çıkmasıyla avukatı olan ve onun erken beraat etme olanaklarını kısıtlayan Sam‘in (Nick Nolte) korkulu rüyası haline gelmesi ile artan bir gerilim ile karşı karşıya kalırız. Max Candy her ne kadar ikonik bir psikopat olmasa da söz konusu Martin Scorsese ve Robert De Niro

3. American Psycho (2000)- Patrick Bateman

Patrick Bateman (Christian Bale) karakteri, psikopat karakter denildiğinde akıllarda ilk beliren isimlerden birisidir. American Psycho birçok açıdan Christian Bale, Willem Dafoe ve Jared Leto gibi isimlerin kariyerleri içinde önemli bir yere sahip kült bir film olma özelliğine sahiptir.

4. Reservoir Dogs (1992)- Mr. Blonde / Vic Vega

Reservoir Dogs ve bir Quentin Tarantino filmi nasıl anlatılır ki? Bilindiği üzere Tarantino’nun ilk filmidir. Büyük bir hırsızlık olayı için bir araya gelen bir ekip, birbirlerinin isimlerini bile bilmeyen bir grup hırsızdan oluşur. Soygunda yaşanan bir aksaklık nedeniyle kan gölüne dönen atmosferde polisten kaçmaya çalışan ekip, aralarında bir polis casusunun olduğunu öğrenirler ve bu kanlı mücadele fiziksel şiddette artan psikolojik bir savaşa dönüşür. Sinema severler için en ikonik psikopat sayılabilecek karakterlerden birisidir Mr. Blonde (Michael Madsen). Hatta öyle ki, Tarantino evreni içerisinde de Pulp Fiction‘dan hatırlayacağımız Vincent Vega ile Vic Vega‘nın  kardeş olma gibi bir durumu söz konusudur.

5. M (1931)- Hans Beckert

1931 yapımı film Lang’in kendi tabiriyle en sevdiği yapımı. Aynı zamanda onun ilk sesli filmi. Senaryosunu eşi Thea Von Harbou ile yazdığı yapım İngilizce konuşulan ülkelerde Fritz Lang’s M ya da Murderers Among Us adları ile de anılır.

Yapım 1934’de Nazi idaresi başa geldiğinde yasaklanmıştı. Bir katilin peşine takılan huzursuz bir halkı resmeden hikâye katilin hastalıklı yönünü toplumun hastalıklı yönüyle kıyaslar nitelikte anlatmış ve adeta şunu dile getirmişti; evet, o bir canavar peki ya siz? Siz ondan daha mı iyisiniz? Hikâyenin en can alıcı yanı ise tabi ki Lang’in devletin adalet sistemini simgeleyen ve koruyan polis ile devleti yaralayan ve adalet sistemini çökertmeye çalışan suçluları aynı kefeye koyması idi.

Yapım “Kara Film (film-noir)” türünün en güzel örneklerinden biridir. Yönetmeni Hollywood’a tanıtan ve başrol oyuncusunu komedi filmlerindeki küçük rollerden bir yıldıza dönüştüren film kendinden sonra beyazperdeye yansıyan birçok yapıma da ilham kaynağı olmuştur. Dönemine göre oldukça cesur bir yapım olduğu su götürmez bir gerçek olarak bilinir.

6. Basic Instinct (1992)- Catherine Tramell

Hollandalı yönetmen Paul Verhoven’ın 90’lı yıllara adeta damga vuran, sansasyonel filmi Basic Instinct aradan yıllar geçmesine rağmen konuşulmaya devam ediyor.

San Francisco polisi cinayet masasından dedektif Nick Curran, bir cinayet dosyasını araştırırken davanın şüphelisi olan Catherine Trammel’le yakınlaşır. Yazar olan Catherine, son kitabında Nick’in davasındaki cinayetin bir benzerini detaylı şekilde anlatmıştır. Catherine manipülatif davranışlarıyla Nick’i etkisi altına alır. Bu durum Nick’in ona bağlanmasına neden olur. Ne var ki, cinayetlerin devamı geldiğinde Nick’in psikiyatristi Elisabeth ve ortağı, onu Catherine’le olan yakınlığı nedeni ile uyarırlar ancak Nick’in, Catherine olan tutkusunu engelleyemezler.

Michael Douglas ile Sharon Stone’un başrollerinde yer aldığı film, ‘femme fatale’ olarak hafızamıza kazınan Stone’un hayat verdiği Catherine Tramell karakteriyle ve yarattığı atmosferle sinema tarihine adını yazdıran psikoseksüel gerilim filmi Basic Instinct, birçok açıdan Hitchcock tarzı gerilim yansıtmasıyla da beğenilmiş ve takdir edilmiş sarsıcı bir filmdir.

7. Fatal Attraction (1987)- Alex Forrest

Fatal Attraction, Dan‘in (Michael Douglas) eşi Beth‘in (Anne Archer) şehir dışına çıkmasıyla Alex‘le (Glenn Close) yasak ilişkiye girmesi ile başlar. Dan için önemsizdir, keza Alex içinde önemsiz olduğunu düşünür. Beth şehre geri döndüğünde ise Dan yaptığı hatanın farkına varır ve Alex’le ilişkisinin tamamen bittiğini düşünür. Fakat kişilik bozukluğundan muzdarip olan Alex durumu kabullenmez ve Dan’la birlikte olmak için onun ailesini yok etmeyi bile göze alacak kadar gözleri kararır. Glenn Close’un müthiş performansıyla -ve elbette filmin bütününe hakim olan opera bölümleriyle- film toplam 6 dalda Oscar’a aday olurken, BAFTA Ödülleri’nde “En İyi Kurgu” ödülüne layık görülmüştür. Alex karakteri pek çok açıdan üzerine düşünülmüş sinema için önemli karakterlerden birisidir.

Listemiz burada sonlanıyor. Sizlerin favori psikopat karakteriniz kim? Bizimle paylaşmayı unutmayın. İlk listeye buradan, ikinci listeye de buradan ulaşabilirsiniz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here