Sinema tarihi boyunca, psikopat karakterleri anlatan filmlere en yoğun ilgi duyulan dönemlerden birindeyiz. Bunun elbette birçok sebebi olsa da, başlıca nedeni sosyal bunalım olsa gerek. Wilhelm Reich‘in ”Dinle Küçük Adam” kitabında da anlatıldığı gibi, sosyal yaşantımız içerisinde kimi zaman içinde bulunduğumuz sisteme karşı sorgulayıcı veya karşıt tavır takınmamız, içten bile değil. Belki de sistemle örtüşemeyen, sisteme başkaldıran karakterlere sırf bu sebeple ilgi duyuyoruz.

Böyle bir listede olması gereken çok fazla karakter olduğunu düşündüğümüzden, listemizin 3 kısımdan oluşacağını ve Joker’in bizdeki yerinin özel olmasından dolayı, her yazının başında Joker’e hayat vererek akıllara kazınmış performanslar sergileyen 3 aktörden birini anarak ve onlara selam yollayarak başlayacağımızı ilk listemizde belirtmiştik.

”Biliyor musun neyi fark ettim; her şey plana göre gittiğinde kimse paniklemiyor. Plan korkunç olsa bile…”

The Dark Knight, Nolan‘ın sinemacılığı ile hafızalara kazınmış bir film. Heath Ledger‘ın Joker’ini de yalnızca muazzam bir oyunculuk diye sınırlandırmamak gerekir. Joker’in yaratım süreci boyunca ikonik Joker makyajının tasarımına dahi müdahale eden başarılı oyuncu; bu süreçte metot oyunculuğunu konuşturarak ön hazırlıklar yapmış ve bunun meyvesini -kendisi görememiş olsa da- Oscar ödülüyle almıştır. Döneminin toplumsal sıkıntılarının da cesurca işlendiği yapım, Joker’in politik tavrıyla hâla biricik olma özelliğini sürdürmekte. Herkes hem fikir olacaktır ki; Heath Ledger, anti-kahraman kavramını alıp bambaşka bir yere götürmüş ancak hayatın getirdiği üzücü sonla içimizde buruk bir acı bırakmıştır.

Sizleri, sinemanın ürkütücü psikopatları ile baş başa bırakmanın vaktidir.

1. Psycho (1960)- Norman Bates

Gerilim kategorisi denilince akla gelen ilk isim olan Alfred Hitchcock‘un, Robert Bloch’un aynı adlı romanından uyarlanan Psycho filmi için sinema efsanelerinden biri diyebiliriz. Bu filmde karşımıza çıkan Oedipus kompleksiyle tanınan Norman Bates (Anthony Perkins) ise sinemanın en bilinen psikopatlarından biridir.

2. The Shining (1980)- Jack Torrance

Stephen King’in romanından uyarlanan film, Torrance ailesinin, Rocky Dağları’nın eteğindeki ıssız Overlook Hotel’ine bekçilik yapmak üzere gitmelerini ve baba Jack Torrance’nin (Jack Nicholson),  ”kulübe çılgınlığı” adı verilen bir bunalıma girerek cinnete sürüklenmesini anlatır. Sinema tarihinin en önemli filmlerden biri olmasının yanı sıra, filmin yönetmeni olan Stanley Kubrick‘in de başyapıtıdır. Her ne kadar senaryonun uyarlanmış olduğu romana bağlı kalmadığı için, zamanında Kubrick ve King arasında kavgalar yaşanmış olsa da, Jack Torrance (Jack Nicholson) gibi unutulmaz bir psikopat karakter hafızalarda yer edinmiştir.

3. Blue Velvet (1986)-Frank Booth

David Lynch’in yönettiği, Blue Velvet filmi birçok sahnesiyle Frued’un psikoseksüel gelişim teorisinden yararlanarak simgesel bir anlatımda bulunmuştur. Bu anlamda Frank Booth (Dennis Hopper) karakteri güçlü bir yere sahiptir.

4. Taxi Driver (1976)-Travis Bickle

Martin Scorsese yönetmenliğinde, Robert De Niro‘nun başrolde olduğu film, hem oyunculuk hem yönetmenlik anlamında eşsiz bir yere sahiptir. Vietnam savaşına asker olarak katılmış ve savaşın etkilerini üzerinden atamayan Travis’in (Robert DeNiro),  geceleri taksi şoförlüğü yaparak sürdürdüğü hayatını ve adaletsiz dünyaya karşı sergilediği başkaldırıyı izlediğimiz filmde, “normal” dünyanın bir parçası olamayan ve olmak da istemeyen bir karakterin izinden gideriz. Travis Bickle’ın, hem kendi içindeki hem de topluma yönelik yabancılaşması, 70’li yılların New York şehrindeki politik, kültürel ve ekonomik tükenmişliğine ve çürümeye bırakılmış bir topluma meydan okumanın yansımasıdır. Yalnızlık ve delilik ikircikliği arasında gidip gelen Travis, bu listenin en karmaşık ve en politik psikopatı olabilir.

5. No Country for Old Men (2007)-Anton Chigurh

Joel Coen ve Ethan Coen yönetmenliğindeki No Country for Old Men filmi, Cormac McCarthy’nin aynı adlı romanından ilham alınan bir filmdir. Anton Chigurh (Javier Bardem) karakteri ise birçok psikiyatrist için sinemanın gelmiş geçmiş en psikopat karakteri olma özelliğini taşımasıyla bilinir.

6. The Night of the Hunter (19555)- Harry Powell

Davis Grubb‘un aynı adlı romanında, 1932 yılında 2 kadın ve 3 çocuğun cinayeti suçundan asılarak idam edilen Harry Powers’ın gerçek yaşam öyküsüne dayanmaktadır. Filmde, Harry Powell (Robert Mitchum) sağ elinde Love (Sevgi), sol elinde de Hate (Nefret) dövmesi bulunan, zengin kadınların paralarını çalıp ardından öldüren, Hristiyanlığı kendi işine geldiği gibi yorumlayan ve kendini gönüllü olarak rahip ilan etmiş bir suçludur. Charles Laughton‘ın yönetmenliğindeki The Night of the Hunter, sonraki yıllarda David LynchMartin ScorseseTerrence Malick ve Coen Biraderler gibi yönetmenlerinde oldukça referans alacakları bir filmdir.

7. Primal Fear (1996)- Aaron / Roy

Gregory Hoblit‘in yönetemenliğini yaptığı Primal Fear, Edward Norton’ın kariyerinin parladığı filmdir. Kilisede görevli bir genç olan Aaron (Edward Norton), baş rahibi öldürmekle suçlanmaktadır. Savunmasını üstlenen, deneyimli avukat Martin Vail (Richard Gere) ise tüm deliller aleyhine olsa da bu gencin ürkek ve acılı halini görünce masum olduğu kanaatine varır. Ancak hapishanedeki görüşmelerinin birinde beklenmedik bir şey olur ve Aaron’da dissosiyatif kişilik bozukluğu olduğu ortaya çıkar; artık davanın gidişatı tamamıyla değişmiştir.

Listemizin ikinci bölümü bu şekildeydi. Henüz ilk listemizi okumadıysanız ve psikolojik benlikler üzerine kurulu, bu gibi filmleri seviyorsanız bir önceki listemize de göz atabilirsiniz. Üçüncü ve son bölümde görüşmek üzere!

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here