Bugün çoğu insan bir şekilde sinema sektörüyle iç içe yaşamlar sürmekte. Hayatımızın artık hem insani hem sanatsal anlamında neredeyse her noktasına nüfuz etmiş olan filmler, dünyanın globalleşmesi ve teknoloji çağıyla birlikte artık çok daha kolay ulaşılan bir yapıya evrildi. Sayısı günümüzde oldukça artan sinemalar, film siteleri ve film uygulamaları bir filme kolaylıkla ulaşmamızı sağladı. Hatta bu ulaşım süresi o kadar kısaldı ki filmlerin ömrü eskisine göre daha çabuk eskir oldu. Bu sebepten insanlar ardından hemen yeni bir filme geçmeyi alışkanlık edindi.

Peki insanlığın bu denli içselleştirdiği sinema ilk kez nerede gerçek anlamda bir sinema gösterimi ile izlendi?
(Bahsi geçen filmden bir kare.)

Lumiere Kardeşler başta Fransa olmak üzere dünyanın en önemli ve özel film yapımcıları arasında gösterilmektedir. Lumiere Kardeşleri bu kadar özel kılan en yegane sebep ise tarihin ilk film yapımcıları arasında olmalıdır. 1895 senesinin Mart ayında Paris’te 200 kişilik özel bir izleyici kitle karşısında gösterim yapmışlardı yine takvimler aynı yılın Aralık ayını gösterirken Lumiere Kardeşler tarihin gerçek anlamda ilk sinema gösterimini yaptılar. Gerçek anlamda diye belirtilmesinin nedeni: halka açık olup, belirli bir ücret karşılığında bilet satılmasıydı. Bundan daha öncelerinde özel gösterim yapanlar olmuştu, tabi bu özel gösterim yapanlar arasında yine Lumiere Kardeşler’de bulunmaktaydı. Fransa Paris’de bulunan Salon Indien du Grand Café’de yapılan bu gösterim dünya sinema tarihi için çok önemli bir olaydı.

(Film gösterimini izlemeye gelen insanlar.)

İlk gösterimdeki film insanların tren istasyonunda yürüyüp, birbirlerine yaklaşmasını kesit almıştı. Bize şuan bu kadar detaysız ve sıradan gelen film o dönemde ilk kez böyle bir şey ile karşılaşan insanları şaşkına çevirmişti. İnsanların üzerinde öyle büyük bir etki bırakmıştı ki film gösterimi bitmesine rağmen salondan çıkmak istemeyip, yerlerinden kalkmadılar. Tekrar ücret ödemek isteyip filmin bir kez daha gösterime gelmesini isteyenler bile vardı aralarında. Kendi filmlerinin de arasında bulunduğu toplamda 10 film gösterime girmişti. Her bir film 17 metre uzunluğundaydı ve her biri 38-50 saniye arasında sürdü. Louis Lumiere, aralıklı bir film hareket mekanizması (dikiş makinesine bağlı olarak) ekleyerek Thomas Edison’un Kinetoskop’un geliştirirek yaklaşık 12 kiloluk “Cinématographe” çift fonksiyonlu projektörü ve kamerayı icat etti. Lumiere Kardeşlerin sinematograf cihazıyla kaydettikleri bilimsel araştırmalar tarafından saptanmıştır. Sinema görüntülerini kaydedebilen, geliştirebilen ve yansıtabilen üçü bir arada özelliğe sahip cihaz olan sinematograf Lumiere Kardeşler tarafından daha sonraki yıllarda geliştirildi.

Ardından bir film turnesine çıkan Lumiere Kardeşler Berlin, Brüksel, Bombay, Londra, Montreal, New York City ve Buenos Aires’i ziyaret ederek sinematograf ile gösterimler yaptılar. 1900’lü yıllara kadar aralarında İstanbul’un görüntülerinin de olduğu yüzlerce film kaydettiler. Sinema tarihinin ilk sansür olayını da Lumiere Kardeşler yaşadı. Rus Çarlığı polisi tarafından el konulan görüntülerinin gösterimi yasaklandı. Sinema sektöründe bir gelecek göremeyip, mesleklerini fotoğrafçılık üzerinde yoğunlaştırdılar. Renkli fotoğraf üzerine çalışmalar yapıp, gelişiminde önemli rol oynadılar.