Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
63

Sevdiğiniz ama kaybettiğiniz birisinin anısıyla ömür boyu yaşamak mı yoksa onu unutup yolunuza devam etmek mi? Unutsanız dedim ama insan sevdiği birini gerçekten unutabilir mi? Hafızasından çıksa bile teninden çıkar mı o his? Tamamen kurtulabilir mi onun varlığından? Yoksa her fırsatta onu mu bulmaya çalışır?

Hadi bu soruların cevabını, psikolojik bir aşk hikayesine sahip bilim kurgu filmi olan, baş rollerini Kate Winslet ile Jim Carrey’nin paylaştığı, 2006 yapımı Eternal Sunshine Of The Spotless Mind ile birlikte bulmaya çalışalım.

Öncelikle size birazcık filmden bahsetmek istiyorum. Dolayısıyla içeriğimde SPOILER bulunacaktır, sizden ricam eğer bu filmi izlemediyseniz bu yazıdan derhal çıkmanız. Zira film o kadar güzel ki, onu izlemeden, onu mahvetmenize izin veremem.

Filmde, ayakları yere basan rutin bir hayatı olan Joel ile onun tam tersi bir karakter yapısına sahip olan, anlık yaşayan Clementine‘ın ilişkileri konu ediniliyor. Özetlemek gerekirse Clementine ile Joel’un ilişkileri ilk başlarda sorunsuz giderken, zamanın geçmesiyle kavgaları artıyor ve Clementine anlık bir karar ile ilişkisini bitiriyor.

Bilim kurgu bunun neresinde diye soracak olursanız eğer, filmin geçtiği evrende Laguna isimli bir kurumda insanların hafızalarının bir bölümü silinebiliyor. Clementine da bu ayrılık üzerinde, anlık kararları ile meşhur olduğundan, bir anda gidip Joel ile ilgili olan tüm anılarını sildiriyor. Aşklarını ve Joel’u unutuyor yani.

Bunu daha sonradan öğrenen Joel ise, bir anlık kızgınlıkla Clementine’ı sildirme kararı alıyor. Lakin silme işlemi sırasında aslında bunu hiç yapmak istemediğini, Clementine’ı ve ona kattıklarını unutmak istemediğini, acı çekse bile onun anılarıyla bir ömrü geçirmek istediğini fark ediyor. Lakin iş işten geçmiş oluyor ve Joel da Clementine’ı başarılı bir şekilde sildiriyor. O da her şeyi unutuyor.

Ama işte kaderin cilvesine bakın, bu ikisi yeniden tanışıyorlar. Birbirlerini hatırlamamalarına rağmen bir şey onları birbirlerine doğru çekiyor. Böylece geçmiş ilişkilerini hiç hatırlamayan bu iki eski sevgilinin duyguları yeniden uyanıyor ve birbirlerinden hoşlandıklarını fark ediyorlar.

Filmin sonunda ise Joel ile Clementine, daha önceden de bir birliktelik yaşadıklarını ve bu birlikteliğin yürümediğini, bu nedenle de birbirlerinin sildirdiklerini öğreniyorlar. Lakin yine de birbirlerinden kopamıyorlar. Film bize onların birlikte olmayı bir kere daha deneyeceklerini düşündürecek şekilde bitiyor.

Günümüzde bu filmdeki gibi bir teknoloji var olsa ne yapardık? Yani bir anıyı unutmamızı, hiç yaşamamış gibi olmamızı sağlayacak bir teknolojinin varlığında, insanoğlu ne yapardı? İrdelemek istediğim konu Laguna’ya gider miydik yahut gitsek bile bu ne kadar işe yarardı?

Yolda yürürken sanki daha önce hiç tanışmadığınız ama siması fazlasıyla tanıdık gelen bir insan gördüğünüz olmuştur herhalde. Yahut bir insanla tanıştığınızda onu sanki yıllardır tanıyormuşsunuz gibi hissetmişsinizdir. Veya birinin eli teninize değdiğinde, o tenin verdiği sıcaklık size aşina olduğunuz bazı duyguları hatırlatmıştır. Hayatın böyle tesadüflerini düşününce, birini hafızamızdan silebilsek bile, onu tekrar gördüğümüzde yahut sesini duyduğumuzda, o kişinin bizlere vereceği tanıdıklık hissi çok daha fazla olacaktır diye düşünüyorum. Dolayısıyla tıpkı bir kelebeğin ışığa çekildiği gibi yahut filmde olduğu gibi, bir insanda, o kişiye doğru nedensizce tekrar çekilecektir.

Yani Laguna’nın varlığı halinde, bu unutma işleminin yüzde yüz başarılı olacağını kesinlikle düşünmüyorum. Bu bir insan değil de evcil hayvanınız bile olsa, sonuç aynı olacaktır. Kedinizin öldüğünün düşünün, onu unutmak için Laguna’ya gittiniz. İşlem başarılı geçti. Yolda yürürken bir miyavlama duyduğunuzda kalbinizde kalan o ne olduğunu bilmediğiniz (hatırlayamadığınız) bazı duygular sil baştan alevlenecektir.

Kalp ile beyin arasında yani duygular ile akıl arasında, evet bir bağlantı vardır. Normalde kalp sever, beyin unutmaz. Peki beyniniz unuttuğunda, kalbiniz de sevmeyi bırakır mı? Bence bırakmaz. Birini sevmemiz için bazen onunla tanışmamıza bile gerek yoktur. Ona dair hatırlayacak çok az şeyimiz vardır ama onu yine de sevebiliriz. Zaten bu yüzdendir ki bence, Clementine ile Joel da birbirlerini tekrar bulduklarında ansızın birbirlerine doğru çekilmişlerdir. Çünkü kalpleri unutmamıştır birbirlerini.

Filmde dediği gibi “Onu aklından attın, peki ya kalbinden?”

Laguna’nın varlığı halinde ona gitmenin etik olarak bir ikilem yaratacağı ortada. Sildirmek istediğiniz anı iyi ya da kötü olsun, sizin bir parçanız olacaktır. Belki de sizi siz yapacak kilit noktalarınızdan birisidir bu anı. Ya onu sildirdiğiniz de sizi siz yapan şey de kaybolup giderse? O zaman karakterinize ne olacak? Şahsiyetinize ne olacak? Sonuçta siz o anıyı hiç yaşamamış halinize geri döneceksiniz, edindiğiniz tüm tecrübeler kaybolup gidecek. Başa döneceksiniz ve hatanızı hatırlayamadığınız için, ondan ders çıkaramayıp (ya da çıkardığınız dersleri de unutup) aynı hatayı tekrarlayacaksınız. Sonsuz bir kısır döngü. Zira filmde Joel da bunun farkına varmıştı. O yüzden de sildirme işlemini başladığı gibi durdurmak istemişti. Anılarını kaybettiğinde, o anki adam olamayacağının bilincindeydi.

Sizce böyle bir teknoloji olsa neyi seçerdik? Şahsen ben, unutmanın güzel bir şey olduğunu sanmıyorum. Keza tam olarak unutmanın mümkün olduğunu da. Olsa bile, unutmak isteyeceğimi zannetmiyorum. Hayatın karşımıza çıkardığı her şey, iyi ya da kötü, bizim parçamızdır.

Unutmak, eksilmektir…

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
63

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here