Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
32

Günlük yaşamımızdaki sevinçlerimizin, hüzünlerimizin, umutlarımızın, umutsuzluklarımızın ardından çoğu zaman çareyi edebiyatta buluruz. Edebiyat, yaşadığımız duyguları yansıtabilmemiz için bize kucak açar. Edebiyatın içinde ise duygularımızı en yoğun biçimde anlatabildiğimiz alan olarak şiiri söyleyebiliriz. Şiirde anlatmak istediklerimizi en kısa ve öz şekilde anlatmamız gerekir. Bu yüzden de seçtiğimiz kelimeler, çok fazla çağrışımda bulunmalı ve yoğun anlamlar içermelidir. Şiirlerimizde kullandığımız imgeler de vermek istediğimiz bu yoğun anlamları karşılamak için çok önemli bir araçtır.

İmge, kelime anlamıyla; “zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şey, hayal, hülya; duyu organlarının dıştan algıladığı bir nesnenin bilince yansıyan benzeri, hayal, imaj; duyularla algılanan, bir uyaran söz konusu olmaksızın bilinçte beliren nesne ve olaylar, hayal, imaj” şeklinde açıklanabilir.1

“İmge ne acaba? İmge bir şeyin daha iyisi, daha kötüsü, daha gerçeği, daha gerçek dışı durumu, daha temizi, daha kirlisi, daha hafifi, daha ağırı, daha … nasıl söyleyeyim, daha kendisi.”(Cemal Süreya)

“İmge aslında anlam. Anlam taşıyıcısı. Şiirin birimi. Ama bir bakıma da değeri var, yalnızca araç değil. Okur, kentli okur olduğu için müthiş tembel; şöyle bir göz ucuyla ‘parasız yatılı’ herhangi bir şiire girilebilir mi?”(Ece Ayhan)

İmgeler, şiirin olmazsa olmazıdır. Şairlerin hislerini basit bir anlatıma başvurmadan, en yoğun anlamları çağrıştıracak şekilde anlatmasını sağlar. İmge; şairin gözlemlediği nesnelerin, kavramların hayal gücüyle harmanlanıp zihnine yansıyan görüntüsüdür. İmge, bilinen tek veya iki kelimeden oluşabileceği gibi iki farklı kelimeden parça parça alınan harflerin birleştirilmesiyle de oluşturulabilir. Örneğin: Üvercinka.

Türk Edebiyatında imgelerin en yoğun kullanıldığı dönem olarak İkinci Yeni dönemini gösterebiliriz. Kapalı ve sembollerle dolu bir dili tercih eden İkinci Yeniciler, imgelere bolca yer vermişlerdir. Bu dönemin öncü şairlerinden olan Cemal Süreya’nın yukarıda da sözünü ettiğimiz şiiri Üvercinka, barındırdığı imgeler bakımından bir öncü sayılabilir.

Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye
Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

İlk kıt’ası yukarıda verdiğimiz gibi olan şiirin ikinci dizesinde Süreya, “boyun” kelimesini dayanmanın ve umudu kesmemenin bir sembolü olarak görmüş. Dördüncü dizede ise “yüreğini ellemek” şeklinde kendi ürettiği ve nereden bakarsak farklı anlamlar çıkarabileceğimiz bir imge ile karşımıza çıkıyor.

Biliyor musun sen bir şiirde ilk satırsın ilk sözcük
Beyaz bir gül
Beyaz bir gül ne kadar beyaz olursa o kadar
Ne kadar suysa bir su
O kadar

Yine İkinci Yeni akımının önemli isimlerinden olan İlhan Berk de “Yüz” isimli şiirinde imgelerden yararlanıyor. “Sen bir şiirde ilk satırsın, ilk sözcük” cümlesi ile cümlenin gerçek anlamının yanında pek çok anlamlar çıkarmamızı sağlıyor.

Sen bana bakma,
Ben senin baktığın yönde olurum

Edebiyatımızın “Bir kelimeye bin anlam yükleyen şairi” olarak anılan Özdemir Asaf da bu kısa ama yoğun şiirinde pek çok anlam sunuyor bize.

Yokluğun, cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini.

Ahmed Arif‘in ölümsüz şiiri “Hasretinden Prangalar Eskittim” de imge kullanılan bir şiirdir. Şiirin bitiş dizesinde kullanılan “Üşüyorum, kapama gözlerini” tabiri ile göz, bir duyu organı olmaktan çıkmış ve insanın içini ısıtan bir hüviyete büründürülmüştür.

Kaynaklar: 23

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
32

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here