Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
18

“Göz, sözün ulaşamayacağı her yere ulaşır. Anlatılamayan ve anlatılmak istenmeyen pek çok şey göz vasıtasıyla ortaya çıkar.” -Edip Cansever

Gözler kalbin aynasıdır derler. İnsanın içinin dünyaya açılan kapısı konumunda olan bu organ, sahip olduğu işlevinin yanında birçok soyut özelliği de içinde barındırır. Bu sebeple de yüzyıllardır şairlerin şiirlerini zenginleştirmek adına en sık kullandığı imgelerin başında gelir. Göz kelimesi şiirde genel olarak aşk teması içinde kullanılmış olup sevgilinin sahip olduğu fiziksel güzelliğin tamamlayıcısı ve kalbe açılan bir pencere konumunda yer alır. Gelin göz imgesinin kullanıldığı şiirlere yakından bakalım.

“Gözler, anlatıcının içinde bulunduğu ve ölümle eşdeğer tutulan çaresizliği ve hüznü aşabilmek için sığınmak istediği bir liman gibidir.” -Cemal Süreya

Edebiyatımızda imgeyi ve sürrealist ögeleri en çok benimseyen edebi topluluğun İkinci Yeniciler olduğunu söyleyebiliriz. Bu topluluğun önde gelen isimlerinden olan Cemal Süreya da şiirlerinde göz imgesinden yararlanmıştı. “Kanto” isimli şiirinden aldığımız aşağıdaki dizede de bunun bir örneğini sunuyor bizlere. “Ben nerede bir çift göz gördümse tuttum onu güzelce sana tamamladım” diyerek baktığı, gördüğü her bir gözü tek bir kişiyle bağdaştırdığını belirtir.

Yine Cemal Süreya, yarattığı “Gözleri göz değil, Gözistan” dizeleri ile bu imgenin belki de en muhteşem örneğini veriyor. Süreya, sevgilinin gözünü basit bir organ olmak yerine uçsuz bucaksız bir ülke, bir yurt, bir vatan olarak karşımıza çıkartmayı başarıyor.

“Ben nerede bir çift göz gördümse
Tuttum onu güzelce sana tamamladım”

Cemal Süreya

İkinci Yeniciler topluluğun diğer isimlerinden olan Edip Cansever de göz imgesinden faydalanan şairlerden biri. Cansever şiirlerinde karşımıza çıkan göz imgesi diğer şairlere göre daha farklı olup göz, acının ve üzüntünün direkt olarak vurduğu bir organ olarak tasvir edilir. Bununla birlikte sürrealist tabloları andıran bir ahenk bulunur.

Cansever’in aşağıda bulunan “Ey” isimli şiirinde de göz imgesi birkaç farklı şekilde bulunuyor. Gözlere yırtıcı kuş anlamının yüklendiği “Yırtıcı kuşları mı gözlerimizin, onlar mı bu sürüylen” dizesi ise bu imgelerin arasında en belirgin olanı. Devamında ise “Benim bu çok elli, bu çok gözlü delişmen” diyerek önceki dizelerde göz aracılığıyla bilinçaltına yüklediği anlamların çokluğuna vurgu yapar.

“Bu böyle kimin gittiği? Sen dur ey!
Belki de ellerimiz mi? biraz ince, biraz da çok kelimeli!
Bu sanki niye durduğumuz mu?
Ay, pencere, göz! Siz git ey!
Kim bilir neyi saldığımız bu da, yalnızlığımız gel
Yırtıcı kuşları mı gözlerimizin, onlar mı bu sürüylen
Yoksa onlar mı işte seninle sevişme biçiminde
Oysa sevgimiz yerde, kara sevda sen uç ey!
Sen usul, ben yavaş, kime yaraşır bu sessizlik
Kim biner bu gemiye insandan kıyılar yapılırken
Yetmez mi dalgası vursundu azıcık gözlerimize
Gözlerin gözlerime, siz bak ey!
Su sen de olmasan insan çıldıracak mı
Hiç yoktan bir yerlere mi gidecek belki
Olsun neresi olursa, git karanlık ama git
Gecemizde duranı sen kal ey!
Benim bu çok elli, bu çok gözlü delişmen
Çok bildim sana yaraşır olmayı günlerce
Şunu sevdim, şuna özendim, şununla yetindim sonunda
Ben miyim şimdi nerede, ben çok ey!”

Edip Cansever

Ahmed Arif’in en bilinen şiiri olan “Hasretinden Prangalar Eskittim” şiirinde ise göz, varlığı insanı ısıtan, yokluğu ise üşüten bir işlev alıyor. Bunun yanında da sevgilinin yokluğu ile bağdaştırılarak bir cehennem vurgusunda bulunuluyor.

“Yokluğun, cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum kapama gözlerini”

Yine Arif’in “Ay Karanlık” şiirinde gözün rengi yangın mavisine benzetilerek rengin asiliği üzerinden sevgiliye bir kişisel özellik yükleniyor.

“Maviye
Maviye çalar gözlerin.
Yangın mavisine
Rüzgarda asi
Körsem,
Senden gayrısına yoksam,
Bozuksam,
Can benim, düş benim,
Ellere nesi?
Hadi gel,
Ay karanlık…”

Ahmed Arif

Kaynak:1

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
18

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here