19 yaşındaki Doruk Can Şenelmiş iç mimarlık ve çevre tasarımı öğrencisi. Şiirle arasındaki ilişkiyi “Şiire ilgi göstermezsem benden ayrılacak bir sevgili gibi her geçen gün aramızdaki ilişkiyi geliştirmek zorundayım. Yalnız kaldığı an onu kaybetmeye başladığımı hissediyorum. Daha işin çok başındayım, sonunda şair olarak anılmak istiyorum. Şiir benim kendimi ifade etme yöntemim elbette. Ancak bazı durumlarda onun da bana anlatmak istediği bir şeyler oluyor. Ben de bu noktada kendimi bir kenara bırakıp çevremdekileri yazıyorum.” şeklinde açıklıyor.

Bir Kadını İzliyorum

Bir kadının göz yaşlarını izliyorum,
Bir nefes mesafeden,
Sessizliğe gömülü soğuk,
Sorgusuz sualsiz bekliyor yalnızlığı,

Bir kadını izliyorum,
Birkaç ihanet öteden,
İhanetten zayıf,
Uykusuzluktan, huysuzluktan,
Yorgun düşmüş vücudu,

Bir kadının gidişini izliyorum,
Bıkkın, umursamaz, kendinden emin,

Bir düzen bozuluyor,
Her adımında pişmanlık çoğalıyor sokakta,
Ama kadın gidiyor tereddütsüz,
Ne gökyüzü aldırıyor,
Ne de çıplak ayakla bastığı yerlere,
Hesapsız aldığı yaralar durmaksızın kanıyor,
Kadın gidiyor istikbale güçlenerek,
Yetişmek imkansız, yetişmek anlamsız,

Bir kadını izliyorum,
Denizi boyluyor hayaller kıyıya vuran kırmızılıkta,
Elinde sımsıkı tuttuğu kalbi,
Ağzında aksak birkaç nota,
Hava açık güneş tepede,
Kayboluyor kadın ufka doğru,
Yeni haritalar çizmeye gidiyor gökyüzüne.

Başka Yol Yok!

Rüzgar yok,
Güneş nemli,
Şehir durgun,
Gökyüzü turkuaza hasret.

Gitme isteğinden hallice,
Denizin yaylarını eskitiyor pet şişeler,
Dalgalar kıyıya getiriyor beşeri güzellikleri,
Sudaki maviye özlem.

Gökdelenler büyüyor kararlılıkla,
İnfaz var şafakta,
Yanacak ağaçlar, kuruyacak topraklar,
Griye boyanacak kıtalar var beton griye,
Mavi yeşile, yeşil maviye hasret.

Kafasından vurulmuş bir çocuk yatıyor yerde,
Sokak benzin kokuyor,
İnsan vicdanı arıyor,
Vicdan elektrik tellerine çarpıyor,
İnsandaki insanlığa özlem.

Elim kesilmiş hissiz bir eylül sabahı,
Bütün duvarlar kırmızı,
Gözlerimde perdeler,
Duygular asfalta teğet,
Ben aydınlığa hasret.

Kozmopolitan

En derinindeki yıldız parladı evrenin
Göz önüne serdi bütün renklerini
Kızıl ötesine güvensiz mor ötesinin altında
Yıldız tozuna bulanmış bir gemi çıktı yola
Sarı turuncu maviyi aramaya
Ay’ın grisine karşı
Beyaz güvercin gönderdiler barış için Jüpiter’e
Sikleyen olmadı
Aşkı aradık doyasıya bulan olmadı
Bütün acılarını çektik kozmosun
Bağırdık çağırdık duyulmaz diyen olmadı
Biz yağmurun kokusunu hep kendi atmosferimizde duyduk
Derin derin içimize çektik
Koloniler kuramadık galaksilere
Ama umut etmeyi de hiç bırakmadık
Aramaktan hiç yorulmadık.

Dorun Can’ın bu güzel şiirlerini daha fazla okumak için İnstagram’dan @uykuedebiyati adlı hesabı takip edebilirsiniz!