Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

Ülkemizde “!f Bağımsız Filmler Festivali 2014” kapsamında seyirciyle buluşturulan Clio Barnard‘ın ilk uzun metraj filmi “The Selfish Giant” (Bencil Dev), 16. Moet İngiliz Bağımsız Film Ödülleri’nde yedi dalda aday gösterilip “En İyi Teknik Başarı” dalında ödül sahibi olmuştur.

Adını ve öyküsünü her ne kadar Oscar Wilde‘ın mini bir hikaye kitabından alıyor olsa da, The Selfish Giant’ın doğrudan bir uyarlama film olduğunu söylemek yanlış olur. Aslında yönetmen film ile hikayeyi, ortak hareket ettikleri bencillik, sevgi ve merhamet gibi kavramlar çerçevesinde ilişkilendirmektedir.

“The Selfish Giant” hikaye görseli.

The Selfish Giant’ı henüz izlememiş olanlar için ilk olarak Oscar Wilde’ın hikayesinden biraz bahsetmek istiyorum ki filmden önce seyirci için bir şeyler daha güzel oluşabilsin. Kitap, kısaca bencil bir Dev’in sevgi ile geçirdiği değişimi ele alıyor.

7 yıldır evinde olmayan devin evinin bahçesinde oyun oynamaktan büyük bir mutluluk duyan çocuklar, bir gün devin geri dönmesiyle buradan kovulurlar. Bahçesinin sadece kendisine ait olduğunu söyleyen dev, çocukların bahçeye girmelerini de yasaklar. Bu olayın ardından mevsimler geçer fakat huysuz ve bencil devin bahçesine bahar bir türlü gelmez. Her yeri saran kar ve soğuk devam eder, çiçekler bir türlü açmaz. Baharın bu kadar gecikmesine çok üzülen dev, bir gün çok güzel bir kuş sesi duyar ve hemen camına koşar. Oradan, bahçesinin küçük bir bölümünde oturan ve oyun oynayan çocukları görür. Çocukların oyun oynadıkları yerde kuşlar cıvıldayıp çiçekler açarken, bahçenin geri kalanı hala ölüdür. Bu görüntü ile bir anda kalbi eriyen dev, ne kadar bencilce ve kötü davrandığını fark eder, hemen dışarı çıkar ancak çocuklar ondan kaçarlar. Aralarından yalnızca en küçükleri kaçamadığı için dev ile karşı karşıya gelir. Çocuğa zarar vermek istemeyen dev, onu nazikçe kucağına alır ve bir ağaca oturtur. Dev’in tüm bahçesi o an yeşillenir ve küçük çocuk deve kocaman sarılarak boynuna bir öpücük kondurur. O gün, dev ve çocuklar bahçede akşama kadar oyunlar oynarlar fakat devin minik dostu bir daha ortada görünmez. Dev ise kendisini seven bu küçük çocuğu asla unutmaz ve diğerlerinin de her zaman arkadaşı olur.

Aradan yıllar geçer. Artık yaşlanıp elden ayaktan düşen dev, bir sabah bahçesinin en uzak köşesinde beyaz çiçeklerle donanmış bir ağaç görür. Ağacın altında ise devin en sevdiği o küçük çocuk oturmaktadır. Gözlerine inanamayan dev, hemen bahçeye çıkıp çocuğun yanına gelir. Çocuğun avuçlarında ve ayaklarındaki çivi izlerini fark edince çok sinirlenir, onu yaralamaya kimin cüret ettiğini sorar. Çocuk ise ona bu izlerin, sevginin açtığı yaralar olduğunu söyler. Aldığı cevap karşısında garip bir ürperti geçiren dev, bu kez de çocuğa kendisinin kim olduğunu sorar ve çocuğun önünde diz çöker. Bunun üzerine küçük çocuk deve “Sen bahçende oynamama izin vermiştin, şimdi de ben seni kendi bahçeme götüreceğim, Cennet Bahçesi’ne.” der.

Diğer çocuklar o gün akşamüzeri koşarak bahçeye geldiklerinde, ağacın altında baştan aşağı beyaz çiçeklerle kaplanmış olan devin ölüsünü bulurlar.

Arbor & Swifty

Hikayenin ardından filme dönecek olursak, Clio Barnard, The Selfish Giant’ı iki çocuk karakter ile çok yalın bir şekilde anlatıyor. Birbirlerinden tamamen farklı kişiliklere sahip olan Arbor (Conner Chapman) ve Swifty (Shaun Thomas), tüm  zıtlıklarına rağmen iki yakın dosttur. Arbor, hiperaktivite bozukluğu problemleri yaşayan, daha öfkeli ve umursamaz bir tipken Swifty, daha sakin, merhametli ve oldukça saf bir çocuktur. Problemli aile hayatları ve yaşıtları tarafından küçük görülüp dışlanmaları, iki çocuğu birbirlerine daha çok yakınlaştırmıştır. Bir gün, okulda yaşadıkları bir olay nedeniyle Arbor okuldan atılır, Swifty de uzaklaştırma alır. Ancak bu ikilinin kafasında zaten okula geri dönmek değil, bir an önce para kazanıp ailelerine destek olmak vardır. Bu nedenle, Arbor’un idolü olarak belirlediği ve hurda işiyle uğraşan Kitten‘ın (Sean Gilder) yanında işe girerler. Kitten bencil, zorba ve acımasız bir adamdır. Zamanla da iki çocuk arasında Swifty’i kayırmaya başlaması -zaten para kazanma konusunda daha çok hırslanan ve açgözlü davranan- Arbor’un arkadaşından uzaklaşmasına ve sonrasında yaşananlar ise kimsenin tahmin edemeyeceği sonuçlara neden olacaktır.

Kitten

Aslında çok kısa bir hikaye anlatmasına karşın, izlerken seyircisine İngiliz Sineması’nın tadını bir hayli hissettiren film, teknik başarı dalında aldığı ödülü sonuna kadar hak ediyor. Tarzının içinde “Büyüme Kurgusu”nun da yer aldığı The Selfish Giant, ekonomik sıkıntılar yüzünden erkenden büyümek zorunda kalmış çocukları ve onların dünyalarını, özellikle Chapman ve Thomas’ın muhteşem oyunculuklarıyla gözler önüne seriyor.

Yönetmen, Oscar Wilde’ın hikayesinde geçen bencillik, merhamet, açgözlülük ve sevgiye verilmiş bir kurban olarak Hz. İsa göndermelerini, filmde Kitten, Arbor ve Swifty ile yapıyor. Kitten, kabalığı, bencilliği ve çocuklara yaklaşımıyla Dev’in ilk halini anımsatırken, Swifty’nin masumiyeti, sevgisi ve iyi niyeti hikayedeki küçük çocukla örtüşüyor. Arbor’un ise bu iki karakterin tam ortasında, arada kalmışlığın mücadelesini verdiğini görüyoruz.

The Selfish Giant’ın en etkileyici sahnelerini barındıran son kısımlarda da, hikayede Dev’in geçirdiği dönüşüm yine, açıkça Kitten ve Arbor üzerinden yapılıyor.

Arbor

Benim için The Selfish Giant, kesinlikle fantastik bir çocuk kitabından esinlenilerek çekilen en gerçekçi yapıt. Seyircisinden de en çok bu yönüyle tam not alan film, başarısını başından sonuna kadar içinde barındığı tezatlığı bizlere, sanki günlük hayattan bir kesit sunar gibi göstermesiyle elde ediyor.

Kaynak: 1

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1