Bosna-Hersek’te bulunan kadim şehir Mostar’daki Neretva Nehri üzerinde, hilal biçiminde ki özelliğiyle dünyanın en naif köprülerinden birisi yer almaktadır. Kentin Boşnak ve Hırvat kesimlerini birbirine bağlamakla kalmamış, şehre ismini de vermiş olan köprü acılı ancak bir o kadar da sevgi dolu zamanların izlerini taşırcasına  tarihe tanıklık etmektedir. 

İşte biz bu yazımızda; çeşitli duyguları aynı anda uyandırarak diğer şehirlere de umut olan bu güzel köprünün kalplere dokunan hikayesinden söz edeceğiz.

Geçmişten günümüze gelip değerini koruyan yapılardan biri de Bosna Hersek’te bulunan Mostar Köprüsü’dür. Bu tarihi köprü, mimari mucizesi bir yana taşıdığı önem ve yüklediği anlamlar nedeniyle de dünyanın en önemli yapıları arasındadır. Filmlere, kitaplara konu olmuş bir öyküsü bulunmaktadır. Onun konumunu, hikayesini bilmeyenlerin dahi kulağına mutlaka bir Mostar Köprüsü gelmiştir. Bosna-Hersek’in Mostar Kenti’nde Neretva Nehri üzerine Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Hayreddin tarafından 1566 yılında inşa edilen bu tarihi köprü, iki farklı kültürü yani Boşnak ve Hırvat kesimlerini birleştirerek barışın ve sevginin de sembolü haline geldi.

Neretva nehrinden 24 metre yüksekte, 30 metre uzunluğunda, 4 metre genişliğinde olan Mostar Köprüsü, Bosna halkı tarafından nehre atlamak için kullanılan bir yer haline gelmiştir. Hatta öyle bir gelenek haline gelmiş ki genç erkekler nişanlılarına cesaretlerini göstermek için kendilerini köprüden Neretva Nehri’ne atarlarmış. “Kırlangıç Atlayışı” adını verdikleri özel bir teknikle yaptıkları bu cesaret gösterisinin amacı sevdiklerine kavuşmakmış. Kimi zaman kız babaları tarafından da talep ediliyormuş bu “kırlangıç atlayışı”. Öyle ki, kız babaları atlamaya cesaret edemeyenlere kızlarını vermezlermiş.

Bosna savaşında Hırvat barbarlığının yıktığı Mostar Köprüsü‘nün orijinal taşları kullanılarak aynı teknikle yeniden inşa edilmesi nostaljik bir göndermeden daha önemli anlamlar içeriyor. Mostar’ı direnen şehir yapan yanı da bu ‘nostaljiyi aşan boyutudur.

Avrupa’da yer alan Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden Mostar Köprüsü‘nün inşasına esasen Ekim 1557’de başlanmış ve yakın civarındaki tahkim duvarlarıyla birlikte 9 yılda tamamlanabilmişti. O dönemlerde Katolik, Ortodoks, Yahudi ve Müslümanları birleştirerek kültürel bir simge görevi üstlenmiş. Mostarlı cesur gençlerin köprü kemeri üzerinden suya atlama geleneği köprü yapıldığından beri kesintisiz olarak devam etmiş olduğu bilinmektedir. Ancak ne yazık ki cesaretin sınandığı köprü, Bosna’da ki acımasız savaşın tahribatına tıpkı Bosnalılar gibi maruz kaldı.

Bosna-Hersek‘te başlayan iç savaş sırasında, ilk defa Bosnalı Sırplar tarafından saldırıya uğramış. 9 Kasım 1993’te ise Hırvat tankları daha büyük bir zarar vererek, 427 yıldır ayakta olan köprüyü tamamen yıkmıştır. Köprünün dev taşları, Neretva Nehri’nin sularına gömülmüş. Bu olay aslında, Mostar’ın çok uluslu mirasının reddedilmesi anlamına gelmekteydi.

Savaş sonrasında, Mostar’da ki tarihi köprünün inşasına, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), UNESCO, IRCICA ve Dünya Bankası’nın desteğiyle 1997’de yeniden başlanmıştır. Macar ordusu dalgıçları tarafından, Neretva Nehri’nden Dere yatağındaki 19 tonluk 5 sıra hâlindeki kemer kütlesi ile 45 tonluk 7 sıra hâlindeki kemer kütlesi üç parça hâlinde çıkarıldığı bilinmektedir.

Orijinal taşlar, bombalama ve nehir suları ile zarar görmüş olduğundan kullanılamamıştı. Nehirden çıkartılan bu özgün taşlar, bugün uygun bir şekilde korunarak sergileniyor.

Günümüzde ise köprüden atlama geleneğini, köprüyü ziyarete gelen turistler ve o bölgenin yerlileri tarafından, kız istemek için olmasa da geleneklerini yaşatmak adına sürdürülmektedir.

Bosna’daki bu güzel tarihi eserin ve Bosna Hersek’in kendisinin insanlarda bıraktığı izlenimi Bosna’nın Nobel ödüllü yazarı İvo Andric’in söylediği şu sözlerle aktarabiliriz: “Mostar’da bir gece geçirdiğinizde sabah olunca sizi uyandıran ses değil, ışıktır.”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here