Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde, “sevgi dersleri” vermesiyle önce garipsenmiş ve kötü manada fazla romantik görülmüş, fakat zamanla farklı fakültelerin farklı bölümlerinden öğrencilerin derslerine katılımı sonucu ünü yayılan, sevilen ve insanlara dokunabilen bir yazar, konuşmacı, profesör, insan Buscaglia.

1924’te Kaliforniya’da doğan Leo Buscaglia, aynı zamanda Dr. Love olarak da bilinmekte. Asıl olarak Eğitim Fakültesi’nde Felsefe Doktoru fakat ülkesi ve dünya, sevgi üzerine yazdıklarıyla tanımakta onu. Sevmek, motivasyon, mutluluk üzerinde yoğunlaşan, konferanslar veren, insanı, insan ırkını çok önemseyen, mutluluğun burnumuzun ucunda olduğunu sadece ulaşmamız gerektiğini savunan, kimileri tarafından çok sevilen, kimileri tarafından da umutsuz bir Pollyanna olarak görülen biri.  Kitaplarını okuyup herkesin okuması gerektiğini düşündüğümüzden biz, çok sevenler tarafındayız.

Dersine giren onca farklı öğrenciyle sevgi hakkında konuştuklarını kağıda döktüğü Sevgi isimli eserinde, sevginin ne olduğundan ziyade nasıl olduğundan, nasıl olması gerektiğinden bahsediyor Buscaglia. Kitabın başında şu ifadeler yer alıyor Kierkegaard’dan;

“İnsanın kendi sevgisi üzerine aldatmacalar yapması, yapabileceği en kötü hiledir. Bu hile, o anda ya da sonsuza değin onarılamayacak sürekli kayıplara neden olur.”

Buscaglia bu alıntıyı ön bilgilendirme niyetiyle koymuş olsa gerek, amacının insanın kendi sevgisini tanımasını sağlamak ve aldatmacaları en aza indirgemek olduğunu söylemeye çalışmış adeta. Sevmeye olan ihtiyaçtan, sevginin sorumluluk içermesi, savunma yapmaya ihtiyacının olmamasına kadar başlıklara ayırıp incelemiş sevgiyi. Önce kendimizi sevmemiz gerektiğini vurgular ki başkalarını sevelim. Etiketleri bırakın, özgürleşin, baskı dolu o tablodan ayrılın veya en önemlisi, baskının yaratıcısı olmayın. Komünist, Yahudi, İtalyan gibi betimlemeleri bırak, bırak ki buluşalım insanlıkta, ortak noktada.

Sevgili Babam kitabı hakkında sadece şunu söylemek yeterli olacaktır: Babanıza bir kez olsun seni seviyorum deyin. Bunu rica ediyor profesörümüz. Yalnız bir kez de olsa, deyin.

Kişilik, 9 Numaralı Otobüsle Cennete, Yaşamak Sevmek ve Öğrenmek gibi kitaplarında ortak olarak, insanın sahip olduğu potansiyeller ve bunların ortaya çıkmasındaki tek engelin insanın kendisi oluşunu, dünyayı yaşanabilir hale getirmenin mümkünlüğü ama önce düşüncelerimizi değiştirmemiz ve inanmamız gerektiğini, birtakım ihtiyaçlarımızın giderilmesi durumunda Maslow’a katılmasını ve kendimizi gerçekleştirebileceğimize olan inancını anlatmakta. Der ki, kendi benliğimizin meydan okuyuşlarına karşı çıkmamız mümkün, evet hayattayız ama yeniden doğmayı seçebiliriz. “Her birimiz sürekli değişen evrenin benzersiz şekilli üniteleriyiz,” der. Bir de, her insanın kendine özgü oluşundan, eşsiz, biricik, tek oluşumuzdan bahseder ve bize, insanlığa olan inancı tamdır. Artı olarak ailenin öneminden, aile hayatının, kişisel yaşamın her anına olan etkisinden bahseder. İnsan olmaya dair ne varsa, ondan bahseder. Bu bahsettiklerinden ve eserlerinden ötürü Düşkünler Bakımevi, 1988 yılında Buscaglia’yı Ömür Boyu Başarı Ödülü’ne layık görmüştür.

Size ne yapmanız gerektiğini söyleyen yavan kişisel gelişim kitaplarını bırakın ve sizden parçaları önünüze sunarak aslında size, yine sizi anlatan bu adamla tanışın, okuyun. Eksiklerinizi, isteklerinizi, ihtiyaçlarınızı sunacak size, daha iyi bir dünyanın mümkünlüğünden ve bunun nasıl olabileceğinden bahsedecek ve okumaya karar verdiğinizde, kendinizi tanıma yoluna hoş geldiniz diyebiliriz ancak.