Georges Seurat’ın (1859-1891) 1884 yılında büyük ölçekli olarak resmettiği Asnières’de Yıkananlar tablosu, sanatçının dünya çapında ün kazanmasını sağlayan eserlerinden biridir. Eser, sanatçının öncüsü olduğu Yeni İzlenimcilik akımına göre resmedilmiştir.

İzlenimcilik akımı, renklerin ve ışığın kişiye hissettirdiklerine odaklanarak serbestlik içerisinde işleyen bir mekanizmaya sahipti. Yeni İzlenimciler ise, resimdeki çevre ve unsurların kişide oluşturduğu hisleri konu edinen İzlenimcilik akımına karşı duruş sergilemekteydiler. Félix Fénéon tarafından ortaya atılan bu terimle özdeşleşen ressamlar noktacılık ve divizyonizm tekniklerini kullandılar.

Yeni İzlenimciler renk ve ışığı izleyicinin hislerine göre değil, optik olarak ele almanın uygun olacağını düşündüler. Seurat’nın, bu eserinde kullandığı tekniklere göre renkler palette karıştırılmadan tuvale yan yana atılan fırça darbeleriyle birbirinden ayrı olarak işlenmektedir. Bu şekilde işlenen renkler, gözün optik algılama becerisi sayesinde görsel bir etkiye sahip olmuştur. Yeni İzlenimcilik akımı 1890’ların sonuna doğru etkisini yitirmiş olmasına rağmen, Gauguin ve Van Gogh gibi Art-İzlenimcilerin ilk dönemleri üzerinde etkili olmuştur.

Asnières’de Yıkananlar tablosu önceki dönemlerde yapılan nehir ve göl kenarı resimlerinden belli farklılıklarla ayrılır. Önceki dönemlerde bu temanın kullanıldığı eserlerde kusursuz çıplak kadın modeller detaylı olarak işlenirdi. Seurat’nın bu eserinde ise; nehir kenarında dinlenmekte olan kişilerin yüzleri tam olarak resmedilmemiş olmasına rağmen, kıyafetleri ve dış görünüşleri bize bir şeyler anlatmaktadır. Örneğin; figürlerin kullandığı melon ve hasır şapkalar, kıyafetlerinin sıradan görüntüsü resme konu edilen sınıf hakkında bilgi verir niteliktedir.

Ayrıca diğer dönemlerdeki nehir kenarı resimlerinde kişilerin bulunduğu yer tam olarak anlatılmamış olmasına rağmen, Seurat’nın seçtiği mekanın neresi olduğu bilinmektedir. Resme konu edilen yerin Paris’in dışında yer alan Asnières bölgesi olduğu bilinmektedir. Ayrıca resmin sağ kısmında kıyısı gözüken yer de; ressamın diğer ünlü eserine (La Grande Jatte Adası’nda Bir Pazar Öğleden Sonrası) konu olan La Grande Jatte adasıdır.

Grande Jatte Adası’nda Bir Pazar Öğleden Sonrası

Aynı nehrin karşılıklı kıyıları anlatılmış olmasına rağmen, resimlerdeki figürlerin farklı sınıflara ait olduğunu anlamak güç değildir. Bir Pazar Öğleden Sonrası tablosundaki iyi giyimli, ciddi görüntüye sahip orta ve üst gelirli insanlara karşılık, Yıkananlar tablosunda salaş kıyafetli ve rahat görünümlü işçilerin yer aldığını görürüz.

Resmin arka planındaki fabrika bacaları ve endüstriyel alan dikkate alınırsa nehir kıyısındaki erkeklerin orada çalışan işçiler olduğu anlaşılabilir. Onlar için önemli olan tek şey; elde ettikleri kısıtlı vakitte verimli bir dinlenme anı yakalayabilmektir. Resimdeki figürlerden birinin köpeğiyle beraber uzanarak manzarayı izlediği, diğerinin kıyafetlerini çıkararak ayaklarını suya soktuğu görülmektedir. Ayrıca sağ alt kısımda yer alan suda eğlendiğini gördüğümüz çocuk figür de, resmin durgun kurgusuna hareket katan unsurlardan biridir.

Resimdeki büyük ölçekli figürlerin ardında ise bir kayıkta yer alan üç kişi görülmektedir. Kayıkta kürekleri çeken ve kıyafetinden anlaşıldığı üzere öndeki işçilerle aynı sınıfı paylaşan kişi ile iki yabancı görülmektedir. Biri zarif şemsiyesiyle, diğeri ise silindir şapkasıyla resimdeki ortamda eğreti bir duruş sergilemektedirler. Aslında bu iki figür daha çok Bir Pazar Öğleden Sonrası tablosunda yer alan sınıfa ait gözükmektedir.

Seurat’nın aynı mekanda bulunan farklı sınıflara ait insanları anlatan birbirinden ayrı iki eser üretmesi, o dönemdeki toplumsal sınıf çatışmasına eğilmek istemesinden kaynaklanıyor olabilir. Öyle ki, birbirinden kıyafet ve görüntü itibariyle ayrılan insanlar aynı zamanda dünyayı algılayış biçimleri ele alındığında da keskin bir şekilde ayrışmaktadır.

Diğer resimdekilerin aksine Asnières’de Yıkananlar tablosundaki insanlar boş vakitlerini değerlendirirken doğayla temas halinde olmaktan çekinmemektedir. Figürlerin hepsinin kendine özgü bir dinlenme hali olduğu göze çarpmaktadır. Dingin manzarayı izlerken sahte bir tavır takınmayan bu insanlar, hayatı yaşamaya değer kılan anların tüm sınıflardan uzak, tüm maddi olguların üstünde olduğunu anlatmak ister gibidir.

Georges Seurat’nın klasik anlayışa eleştiri niteliği taşıyan bu eseri şu an; Londra Ulusal Galeri’de sergilenmektedir. İlk bakışta sıradan bir resim gibi gözükmesine rağmen, anlatmak istediği ve teması öğrenildiğinde ona farklı bir bakış açısıyla yaklaşmak kaçınılmazdır.

Kaynak: 1, 2, 3,

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here